skip to Main Content
Kocaeli Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Terapisi

Kocaeli Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Terapisi

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞINA BAĞLI

KOCAELİ AİLE DANIŞMA MERKEZİ

Kocaeli Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Terapisi

Kocaeli Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu 

RANDEVU TELEFONLARI:

Sabit: (262) 332 18 41
Cep: 0530 7997341

Kocaeli Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
(DEHB) çocukluk çağında % 5-10, erişkinlikte ise % 4 oranında görülen çok yaygın bir bozukluktur. DEHB olan bireyler normal kontrollere oranla çok daha yüksek oranda anti sosyal kişilik bozukluğu ve alkol madde kullanım bozuklukları gibi psikiyatrik; kapasitenin altında okul başarısı gösterme veya
okuldan atılma gibi akademik; sık kazaya uğrama, kazalara neden olma, sık boşanma, erken yaşta gebelik, düşük        iş başarısı veya işsizlik gibi sosyal risklere maruz kalmaktadırlar. DEHB çok önemli psikiyatrik, akademik
ve sosyal sorunlara yol açabilen ciddi bir toplum sağlığı problemi olduğundan tanı ve tedavisi gün geçtikçe büyük önem kazanmaktadır. Bu bağlamda Kuzey Amerika’da, Avrupa’da ve ülkemizde DEHB tanı ve tedavisini standardize
etmek için “DEHB Uygulama Kılavuzları” oluşturulmuştur. DEHB nörobiyolojik bir hastalık olduğundan tüm uygulama kılavuzları DEHB tedavisinde başta stimulanlar olmak üzere ilaç tedavisinin çok önemli bir yer tuttuğu konusunda kesin bir görüş birliği içerisindedir. 1950’li yıllardan beri DEHB tedavisinde en etkin ilaç grubu olarak stimulanlar kullanılmaktadır. DEHB tedavisinde stimulanların kısa ve uzun dönem etkinlik ve güvenilirlikleri son derece iyi olmakla birlikte yeni tedavi seçeneklerine gereksinim olan çeşitli durumlar bulunmaktadır

Kocaeli DEHB’de Stimulan Dışı Tedavilere Gereksinim Duyulan Durumlar

a- Stimülanlar DEHB olan olguların % 70-80’inde etkili olmakla birlikte, olguların % 20-30’unda yeterli etkinlik görülmemekte veya yan etkiler nedeniyle tedavi sürdürülememektedir.
b- DEHB olan bazı olguların aileleri kırmızı reçeteyle alınabildiği için stimulan kullanımına karşı ön yargılı olabilmektedir.
c- DEHB ile komorbid olarak Alkol-MaddeKullanım Bozukluğu, Ansiyete Bozukluğu veya Tik Bozukluğu olan olguların bir bölümünde stimulan dışı ilaç kullanımı gerekli olabilmektedir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu nedir?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, istekleri erteleyememe (dürtüsellik) ve dikkat sorunları ile kendini gösteren bir psikiyatrik bozukluktur.
Zaman zaman her çocuk aşırı hareketli olabilmekte, dürtüsel davranabilmekte ya da dikkat sorunları yaşayabilmektedir.

Kocaeli Dikkat eksikliğinde Tanı nasıl konur?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı konulabilmesi için belirtilerin 7 yaştan önce ortaya çıkmış olması, birden fazla ortamda görülüyor olması, süreklilik arz etmesi ve çocuğun yaşamını olumsuz etkileyecek boyutta olması gerekir.  Örneğin, önceden böyle bir sorunu olmadığı halde, 10 yaşında birden aşırı hareketli olmaya başlayan bir çocuk, evde son derece dürtüsel davranırken okulda böyle bir sorun yaşamayan bir çocuk ya da zaman zaman dikkat sorunları yaşayan bir çocuk için dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı düşünülmez; başka sorunlar araştırılır.

Kocaeli Dikkat Eksikliği Belirtileri nelerdir?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun 3 temel belirtisi vardır: Dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik (hiperaktivite) ve dürtüsellik. Bu sorunun daha iyi anlaşılabilmesi için, bu 3 bileşeni detaylı olarak ele almak uygun olacaktır. Dikkat eksikliği, kişinin dikkat süresinin ve yoğunluğunun, yaşına göre olması gerekenden az olmasıdır. Bireyin, dikkatini belirli bir noktaya odaklayamaması, dikkatinin içsel ve dışsal uyaranlar sebebiyle kolayca dağılması, kolay unutması, eşya kaybetmesi, dağınık olması gibi belirtilerle kendini gösterir.

Çocuğun, kimsenin fark etmediği ayrıntıları fark etmesi, ön planda olmayan şeylere dikkatini yöneltmesi gibi durumlar, dikkat eksikliğinin olmadığına kanıt değildir. Çünkü dikkat eksikliğinde sorun hiçbir şeye dikkat edememek değil; belirli bir noktaya odaklanamamaktır. Kişi aynı anda çok fazla uyarana dikkat eder; böylelikle asıl odaklanması gereken uyarana gerektiği gibi odaklanamaz. Dikkati aniden başka uyaranlara kayar ve çoğunlukla yaptığı işi yarım bırakma eğiliminde olur. Dikkat süresi ve yoğunluğu, dikkatini vermesi beklenen uyaranın türüne, bulunduğu ortama ya da ilgi ve ihtiyaçlarına göre değişebilir. Örneğin, bir çocuk ödev yaparken dikkati 10 dakikada dağılabilir; ancak oyun oynarken çok daha uzun süre dikkatini verebilir. Ya da gürültülü bir ortamda odaklanamayan bir çocuk, sessiz bir ortamda daha kolay konsantre olabilir. Ayrıca dikkat süresi ve yoğunluğunun, çocuğun yaşına göre değişiklik göstereceğini de unutmamak gerekir. 5-6 yaş çocuğu için normal kabul edilen dikkat süresi yoğunluğu, 12 yaşındaki bir çocuk için dikkat eksikliğine işaret edebilir.

 

Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından tanımlanan dikkat eksikliği ölçütleri şunlardır                                                  1.Belirli bir işe ya da oyuna dikkatini vermekte zorlanır.
2. Dikkati kolayca dağılır.
3. Dikkatsizce hatalar yapar.
4. Başladığı işi bitiremez.
5. Kendisiyle konuşulurken dinlemiyormuş gibi görünür.
6. Görev ve etkinlikleri düzenlemekte zorlanır.
7. Yoğun zihinsel çaba gerektiren işleri yapmaktan kaçınır (ev ödevi, okul aktiviteleri gibi).
8. Etkinlikler için gereken eşyaları kaybeder.
9. Günlük etkinliklerde unutkandır.
Bunlardan en az 6 tanesinin, en az 6 aydır, birden fazla ortamda görülüyor olması durumunda dikkat eksikliği olabileceği düşünülür. Aşırı hareketlilik, bireyin, yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayacak biçimde hareketli olmasıdır. Kişinin uzun süre hareketsiz kalamaması, oturduğu yerde sürekli kıpırdanması, sıklıkla yerinden kalkıp gezinmek istemesi, çok konuşması gibi belirtilerle kendini gösterir.

Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından belirlenen hiperaktivite ölçütleri şunlardır:

  1. Eli ayağı kıpır kıpırdır.
  2. Oturduğu yerde duramaz.
  3. Gereksiz yere sağa sola koşturur, eşyalara tırmanır.
  4. Sakince oynamakta zorlanır.
  5. Sürekli hareket eder ya da sanki motor takılmış gibidir.
  6. Çok konuşur.

Dürtüsellik, kişinin kendini kontrol etmede sorun yaşamasıdır. Bireyin aceleci olması, isteklerini erteleyememesi, sık sık söz kesmesi, düşündüğünü hemen yapması, aklına geleni o anda söylemesi, sırasını beklemekte güçlük çekmesi gibi belirtilerle kendini gösterir.

Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından belirlenen dürtüsellik ölçütleri şunlardır:

  1. Sorulan soru tamamlanmadan yanıt verir.
  2. Sırasını beklemekte güçlük çeker.
  3. Başkalarının sözünü keser ya da oyunlarında araya girer.

Kocaeli Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun nedenleri nelerdir?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile bağlantılı olduğu bilinen birtakım faktörler olmakla birlikte, henüz net olarak bilinen bir nedeni yoktur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı almış olan çocukların %30-40’ının akrabalarında da aynı problem görülmektedir. Bu da kalıtsal faktörlerin önemini göstermektedir. Ancak kalıtsal etkenler dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğun ortaya çıkışını tek başına açıklayamaz.

Kocaeli Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun ortaya çıkışını kolaylaştıran faktörler:

  • Gebelik sırasındaki faktörler
  • Annenin kötü beslenmesi
  • Kimyasal zehirler (örneğin kurşun, civa)
  • Alkol kötüye kullanımı
  • İlaç kötüye kullanımı
  • Doğum sırasındaki ve sonraki faktörler:
  • Zor doğum, doğum sırasında ya da sonrasında beynin oksijensiz kalması
  • Enfeksiyonlar
  • Demir eksikliği anemisi
  • Kimyasal zehirler

Kocaeli Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisi nasıl olur?

Tedavi sürecinde en önemli nokta uzman, aile ve eğitimcilerin işbirliği içinde olmasıdır. Aksi takdirde süreç sekteye uğrayacak, sağlıklı sonuç alınamayacaktır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda genellikle terapi ve medikal tedavi (ilaç tedavisi) bir arada yürütülmektedir. Terapi sürecinde, çocukla dikkat geliştirme ve dürtüselliğini kontrol etme becerilerinin geliştirilmesine çalışılırken, aile de çocuklarına nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda eğitilmektedir. Çocuğun öğretmenleri ile de bilgi alışverişinde bulunularak, onun için faydalı adımların atılması ve çocuğun eğitim süreci içerisinde de desteklenmesi sağlanmaktadır.

Ülkemizde birçok aile çocuklarının “ilaç bağımlısı olacağı”, “öylece oturup hareketsiz kalacağı” gibi endişelerle ilaç tedavisinden uzak durmakta ve istemeyerek de olsa çocuklarının tedavi sürecini baltalamaktadırlar. Oysa doğru dozda başlanan doğru ilaç, çocukta bu tip etkiler yapmamaktadır. Bu noktada, ailelerin uzmanlara güvenmeleri ve uzmanlarla işbirliği yapmaları önemlidir.

DEHB değerlendirmesi sırasında tam bir fizik muayene yapılması önemlidir. Fizik muayenede ve anamnezde patolojik veya şüpheli bir bulgu olmayan olgularda beyin görüntülemesi, elektroensefalogram gibi ileri tetkikler gerekli değildir. Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Akademisi Uygulama Rehberi’ne göre, her çocukta mental değerlendirmenin bir parçası olarak DEHB taranmalıdır; değerlendirme çocuk ve anne baba ile görüşmeyi, okuldan bilgi almayı, komorbid psikiyatrik durumları değerlendirmeyi ve hastanın tıbbi, sosyal ve aile hikayelerinin gözden geçirilmesini içermelidir.

Psikososyal Tedaviler: Okul öncesi çocuklarda olduğu kadar, okul çocuklarında da aile ve okul temelli yaklaşımlar çok önemlidir. DEHB tanısı konulan her aileye grup formatında aile eğitimi önerilmelidir. Gruptan yararlanmayan veya sorunları belirgin farklar gösteren ailelere bireysel yardımda bulunulmalıdır, amaç hem aileye hem de çocuğa beceri kazandırmak olmalıdır. Çocuklara yönelik olarak bilişsel davranışçı yaklaşımlar ve sosyal beceri eğitimi önerilmektedir. Öğretmenlere DEHB ve tedavisi konusunda bilgi verilmelidir ve öğretmenlerin davranışçı yöntemlere katılımı sağlanmalıdır.

Diyet önerileri: Herkese olduğu gibi, DEHB olgularına da dengeli bir diyetin nasıl alınacağı konusunda bilgi verilmelidir. Eğer öyküde diyetteki herhangi bir içecek veya yiyecek ile açık bir ilişki varsa, günlük tutulması önerilmelidir. Günlükler de bu olasılığı desteklerse, olgu diyetisyene yönlendirilmelidir. Yağ asidi eklenmesi önerilmemektedir.

DEHB tedavisinin takibi yakından yapılmalıdır. Hem etkinlik ve yan etki takibi açısından, hem de ilaçların yanlış kullanımı ve dağıtımı açısından izlem çok önemlidir. DEHB tanısı için nesnel bir ölçüt olmadığı için, takip mutlaka standart bir şekilde anne baba, öğretmen ve belki de hepsinden önemlisi hekimin değerlendirmelerini içermelidir. İlaç başlandıktan sonra, hastanın mutlaka ilaçlı hali hekim tarafından görülmeli ve ilaçsız durumdaki psikiyatrik muayene ile karşılaştırılmalıdır. Bu olmadan, sadece anne babalardan bilgi alınarak yapılan takip, ilacı reçete etmekten ileriye gidemez. Tedavi etkinliği değerlendirilirken, günün farklı saatleri ayrı ayrı ele alınmalıdır. Eğer aile, olgu veya öğretmen tarafından tedavinin etkin olmadığı bildiriliyorsa, hangi saatlerde ve hangi alanlarda daha belirgin sorun olduğu öğrenilmelidir. Kısa etkili stimulanların günde sadece bir kez kullanılması uygun bir tedavi şekli değildir; bu şekilde bir uygulama yapıldığı zaman genellikle aileden alınan bilgiler sadece ilaçsız durumu yansıtmaktadır.

Düzelmenin izlenmesi sırasında, eşhastalanım durumları ayrı ayrı değerlendirilmeli ve hepsi için gerekli izlem planı yapılmalıdır. İlaçlarla ilgili bazı beklentiler gerçekçi değildir (okul başarısında hızlı düzelme gibi), tedaviden önce ailenin ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilmesi yanlış beklentileri azaltabilir. Gerekli durumlarda anne baba ve öğretmen eğitimleri tekrarlanabilir. Bir kere DEHB tedavisi başlandıktan sonra, tedavi sürekli şekilde uygulanmamalıdır; en azından her sene okul başlarken belirtilerin tekrar değerlendirilmesi, tedavi ihtiyacının ve müdahale edilmesi gereken durumların belirlenmesi gereklidir. İlaç tedavisinin artık gerekli olmadığı durumlarda, sadece ailenin veya okulun baskısı ile ilaç kullanımına devam edilmesi uygun bir uygulama değildir. Yan etkilerin izlemi, standart bir şekilde her kontrol muayenesinde gerçekleştirilmelidir, sorulmadığı zaman birçok yan etki kaçırılabilir. Tedavi rehberlerinde değişkenlik göstermekle birlikte, 3-6 ayda bir boy ve kilo gelişimi, kan basıncı ve kalp hızı kontrol edilmeli, buğular mutlaka persentil çizelgelerine işlenmeli, yaşa, cinsiyete ve kan basıncı için boya göre değerlendirilmelidir. Boy, kilo ve kardiyolojik ölçümlerin standart koşullarda yapılması önemlidir. Özellikle tedavinin başında, suisidal düşüncelerin varlığına karşı uyanık olunmalıdır.

  Kocaeli Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar için anne babalara 17 ipucu

  1. Çocuğunuzu diğer çocuklarla kıyaslamayın, çocuğunuzun birtakım zorlukları olduğunun bilincinde olun.
  2. Kural ve programlarınızı oluştururken çocuğunuzun yaşını ve kişilik özelliklerini dikkate alın.
  3. Çocuğunuza zaman zaman ceza verseniz bile, çocuğunuz onu her zaman sevdiğinizi ve seveceğinizi bilmelidir. Bu, onun kişilik gelişimi ve duygusal gelişimi açısından son derece önemlidir.
  4. Çocuğunuz için sizinle geçirdiği güzel zamanlar paha biçilmezdir. Onunla dersler ve zorunlu aktiviteler dışında da zaman geçirin.
  5. Çocuğunuza karşı olan olumlu tavrınızı yalnızca sıkıntıları ile ilgilenirken değil, her zaman korumaya çalışın. Size ihtiyaç duyduğunda ulaşılabilir olmanız, çocuğun güven duygusunun yerleşmesi açısından önem taşımaktadır.
  6. Çocuğunuzla iletişim halindeyken göz teması kurun ve çocuğunuzun da bu teması kurmasını ve sürdürmesini sağlayın. Böylece, çocuğunuz hem dinlendiğini ve değer gördüğünü anlayacak, hem de dikkatini tam olarak size yöneltmiş olacaktır.
  7. Çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılarken ve onunla zaman geçirirken, kendisinin de bir birey olduğunu ona hissettirin.
  8. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, çocuğu ve aileyi zorlayan bir durumdur. Ailenin sabırlı olması, tedavi sürecinde umutsuzluğa kapılmaması ve bu süreci her zaman desteklemesi gerekmektedir.
  9. Sadece olumsuz davranışlara odaklanmak yerine, olumlu davranışları pekiştirmek daha işlevseldir. Çocuğunuzun olumlu davranışlarını ve elde ettiği başarıları (ne kadar küçük adımlar olursa olsun) pekiştirin.
  10. Anne babalar çocuklarıyla genellikle fikir ve görüşlerini paylaşırlar; ancak duyguların da çocukla paylaşılması önemlidir. Çocuğunuz böylece hem kendi duygularını tanımayı ve ifade etmeyi öğrenecek, hem de empati becerisi geliştirecektir.
  11. Çocuğunuza ilişkin beklentinizin fazla yüksek olması, çocuğunuzun omzundaki yükü ağırlaştıracak ve başarılı olma olasılığını düşürecektir. Beklentinin çok fazla olması, kaygıyı artırmakta ve başarıyı olumsuz yönde etkilemektedir.
  12. Çocuğunuza güvenmeniz, onun da kendisine güvenmesinin ilk şartıdır. Çocuğunuza güvenin ve bunu belli edin.
  13. Her çocuğun farklı özellikleri, ilgi alanları ve becerileri vardır. Çocuğunuzun olumlu yanlarını fark etmeniz ve desteklemeniz önemlidir.
  14. Çocuğunuza, onun olumsuz yanlarıyla ilgili isimler (tembel, şımarık vb) takmayın. Çocuğunuzu bu şekilde etiketlemeniz onu olumsuz etkileyecektir.
  15. Anne baba olarak nihai amacınız çocuğunuzun sorunlarının çözüme kavuşturulmasıdır. Sorunlarla uğraşırken çocuğunuzla savaş halinde olmak, gereksiz yere inatlaşmak ve tartışmak, sorunların daha da büyümesine yol açacaktır.
  16. Çocuğunuz için en değerli armağan sizin sevginizdir. Çocuğunuza olan sevginizi belli etmekten veya dile getirmekten kaçınmayın.
  17. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda, sorun ne kadar erken fark edilip destek alınmaya başlanırsa, o kadar çok başarı sağlanacağı unutulmamalıdır. Bu noktada ailelerin ve eğitimcilerin çocukları iyi gözlemleyip doğru yönlendirmeleri önem taşımaktadır. 

 

Kocaeli Kariyer Polikliniği Kocaeli Merkezli Bir Bireysel Koçluk – Psikolojik Danışmanlık – Aile Danışmanlığı Merkezi olup, Türkiye’de 14 ilde şubesi ile hizmet vermektedir. Randevu almak için lütfen arayınız.

RANDEVU TELEFONLARI:

Sabit: (262) 332 18 41
Cep: 0530 7997341

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

× Bizimle İletişime Geçin!
Back To Top