skip to Main Content
Evlilik

Evlilik

ZAMANLA EŞLER NEDEN BİRBİRİNDEN UZAKLAŞIYOR?

Kimse boşanmayı düşünerek evlenmiyor. Uzun yıllar evli kalmayı hayal ediyor ama birçok çift birkaç yıl sonra şikayetlere başlıyor. “Evliliğim sıradanlaştı”, “Aşk bitti”, “İlk günlerin heyecanı, özlemi kalmadı”, “Aslında birbirimizi seviyoruz ama eski muhabbetimiz yok, birbirimizi sürekli eleştiriyoruz”, “Çok sık tartışıyoruz, birbirimize karşı daha gergin ve daha az toleranslıyız”, “Evliliği beceremiyoruz” diye şikâyet edebilirsiniz. Etrafınızda onlarca kişi boşanırken, siz anne ve babalarınız gibi uzun ve mutlu bir evlilik yapabilecek misiniz, yoksa bir hayalin peşinde mi koşuyorsunuz?

Ayrı hayatlar sürdürmek evliliklerin bozulmasının en önemli nedenlerinden biri. Aynı evin içinde, erkek ayrı, kadın ayrı hayat yaşamaya başlıyor. Biri bir odada, diğeri başka odada TV seyrediyor. Her ikisi de kendi arkadaşlarıyla eğleniyor. Ayrı yataklarda hatta ayrı odalarda yatanlar bile var. Bu durum, birbirlerinden sadece fiziksel değil, duygusal olarak da uzaklaşmalarına yol açıyor.

Kişilerin birbirine hayranlığının azalması önemli problemlerden biri. Hayranlık bir ilişkinin devamı için gerekli olan en önemli element. Uzun evliliklerde eşler hâlâ birbirine hayran. Sevdiğiniz kişinin sadece görünüşüne, davranışlarına değil, onun hayatını nasıl yaşadığına hayran olduğunuzda ona karşı sevginiz hiç bir zaman bitmez. Tanıştığınız ilk günleri hatırlayın; birbirinize söylediğiniz o güzel sözleri, iltifatları. Eğer karşınızdaki kişiye tümüyle, insan olarak hayran değilseniz, ilişkiyi sürdürmek çok zorlaşır. Ona hayran olmadığınızda birlikte olmak acı vermeye başlar. Karşınızdaki de bunu hisseder. Size sıradan biriymiş gibi davranan, hiç ilgi göstermeyen bir kişinin yanında olmayı mı tercih edersiniz yoksa size hayran olan, güzel sözleriyle sizi şımartan kişinin yanında mı? Sizi beğenen kişinin yanında olmak sizi daha mutlu etmez mi? Hatta kendinizi daha da fazla beğendirmek, karşınızdaki kişinin size olan hayranlığını sürdürebilmek için çaba gösterirsiniz, motivasyonunuz, hayat enerjiniz artar.

Aldatmaların nedeni bu mu?

Çoğu kaçamaklardan, aldatmalardan alınan heyecanının nedeni de budur; şımartılmak, güzel, yakışıklı hissetmek ve beğenilmek. Kişiler kendilerine sormalı; hayranlığınız tamamıyla bitti mi, yoksa hâlâ hayran olduğunuz birkaç şey sayabilir misiniz? Beğenmediğiniz özellikleri neler? Resmin bütününe baktığınızda bu beğenmediğiniz özellikleri ile onu olduğu gibi kabul edebiliyor musunuz? Çünkü onu olduğu gibi, tümüyle kabul edemezseniz, onu hep değiştirmeye çalışırsınız, bu da gerginliklerin artmasına neden olur. İlişkilerde sorunların ortaya çıkma nedeni çoğunlukla ‘heyecanın kalmaması’ değil, hayranlığın, birbirini olduğu gibi kabulün, saygının kalmaması.

İletişim problemi yaşanıyorsa!

İletişim problemleri evliklerin uzun sürmesini engelleyen en önemli faktörlerden biri. Çiftler birbirlerini dinlerken bir çok hatalar yapıyor bu da çatışmaların artmasına ve iletişim problemlerine neden oluyor. Örneğin, her hangi bir sohbet sırasında bile sürekli olarak haklı olduğunu ispatlamaya çalışıyor. İçten içe ‘Ben haklıyım, o haksız’ diye düşündüğünüzde, bütün enerjinizi kendi haklılığınızı ispatlamak için kullanırsınız. Bu durumda, karşınızdakinin ne söylediğine veya ne hissettiğine dikkat etmemiz çok zor olur. Diğer bir hata da karşınızdakini suçlamak. ‘Hepsi senin suçun’ veya ‘senin yüzünden böyle oldu’ gibi cümleler, karşımızdakini dinleyip anlama önünde önemli bir engeldir. Suçlamanın karşıtı, savunma. Bazıları da ‘kendimi her ne pahasına olursa olsun korumalıyım’ şeklinde düşünür ve böyle bir düşünce içindeyken, söylenenleri duymak ve değişik bakış açılarını fark etmek epey zorlaşır. Kendisini savunmaya odaklanmış kişi, bazen sadece kendini korumak için tartışmayı sürdürür.

Ya bencillikler?

Bencillik de evliliklerin bozulmasına ciddi bir faktördür. Çoğu insan evlilik içinde zamanla bencilleşiyor. Birbirinizin ihtiyaçlarını gözetmediğinizde, kendi ihtiyaçlarınızı hep daha fazla önemsediğinizde veya kendi isteklerinizi karşınızdakine diretmeye çalıştığınızda, eşiniz ihmal edilmiş hisseder. Bir süre sonra  herkes kendi ihtiyaçlarını giderme telaşına düşer ve bu bir yarışa döner. Bir bakarsınız kendinizi şöyle tartışmalar içinde bulursunuz: ‘Sen daha fazla uyudun, ben daha az uyudum; sen daha çok kendine zaman ayırdın, ben ayıramadım; sen çocukla daha az zaman geçiriyorsun, ben daha çok vs.’

Eşlerin birbirlerine olan ihtiyaçlar da azalıyor mu zamanla?

İhtiyaçlarının giderilmemesi kişinin bir süre sonra eşine karşı güvensizlik, hayal kırıklığı, kızgınlık, kin gibi olumsuz duyguları yaşamasına neden olur. Erkeğin ve kadının birbirine ihtiyacı olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Her ikisinin de yakınlığa, arkadaşlığa, muhabbete, cinsel beraberliğe, aile kurmaya, kendini güvende hissetmeye, destek almaya, paylaşmaya, ilgi görmeye ve sevilmeğe ihtiyacı var. Evlenmek bu ihtiyaçları karşılamayı garanti altına almanın bir yolu. Ne zaman bu ihtiyaçlar karşılanmıyorsa işte o zaman evliklerde, ilişkilerde problemler ortaya çıkmaya başlıyor. Bir çok eş şöyle şikâyet eder: ‘Benim iyiliğimi düşündüğüne artık inanmıyorum’. Eve gelince herkes kendi derdine düşüyor, herkes kendini düşünüyor. Ne o benle ilgileniyor, ne ben onunla. İlişkimizin ilk zamanlarında birbirimizin gözünün içine bakardık, ikimiz de birbirimizi mutlu etmek için uğraşırdık,  eve gelince ‘Sen yorulma ben yaparım’ derdik. Şimdi ‘ben yorgunum sen yap’ diye kavga ediyoruz. Oysa şımartılmak, ilgi, sevgi görmek en büyük ihtiyaç, insan bunun için evlenmez mi?

Beraber zaman geçirin: İlişkinizde dostluğa, arkadaşlığa, muhabbete önem verin. Ortak zaman geçirme, paylaşma çok önemli. Ama birbirinize nefes alacak alan da verin. Ne çok kopuk, ne de çok bağımlı olmak mutlu bir beraberlik için sağlıklı değil.

İhtiyaçlarınızı dile getirin: Vericilik ve empati her türlü ilişkinin ilacı. Özlediklerinizin, ihtiyaçlarınızın listesini yapıp ona şöyle diyebilirsiniz: ‘Bunlar benim ihtiyaçlarım, bunların çoğunu eskiden bana yapardın ve o zamanlar ikimiz de çok daha mutluyduk. Senin ihtiyaçların neler? Sen de onların bir listesini yapıp bana verir misin?’

Hayranlıklarınızı hatırlayın: Birbirinizi niye seçtiğinizi ve sevdiğinizi hatırlayın. Hatta bunu hem kendinize hem de eşinize hatırlatın.

Ailelere çok da yakın olmayın: Anne, baba ve kardeşlerle geçirdiğiniz zaman, eşinize ve çocuğunuza ayırdığınız zamanlarda dengeli olun. Onlardan tamamıyla kopmanız gerekmez, sadece artık ayrı bir aileniz olduğunuzu hatırlayarak yeni ailenize  odaklanın.

Doğru iletişim kurun: Anlaşamadığınız konuları çözmeye çalışırken, konuya odaklanın. Birbirinizi eleştirmekten, alay etmekten, aşağılamaktan kaçının. Çatışmaların ve kızgınlıkların her ailede olması doğal. Önemli olan olumsuz duygularınızı ifade edebileceğiniz güvenli bir ortam sağlamaktır. Tartışmalarınızda kimin haklı olduğu veya kimin kazanacağı asıl amaç haline gelirse, ikiniz de kaybedersiniz. Probleminizi çözmek için seçtiğiniz yolların doğru olup olmadığını anlamaya çalışın. Evliliği bozan çatışma veya fikir ayrılığı değil, yönetme biçimidir.

Romantizmi canlı tutun: Baş başa yemeğe çıkın, el ele yürüyüş yapın, beraber film seyredin, dans edin, birbirinize mektup yazın, çiçek alın.

Anne-baba olduğunuzda, karı-koca olmayı da sürdürün: Bebeğin aileye girişindeki etkiyi beraber göğüslemeli ve paylaşmalısınız. Anne-baba olmanın getirdiği sorumluluklar ve rolleri yerine getirirken evlilikteki duygusal alış verişin sürmesini sağlamalısınız. Birbirinize zaman ayırmalı, çocuk dışında baş başa olabileceğiniz aktiviteler yapmalı, ilişkinizin büyüsünü korumalısınız.

Krizleri yönetmeyi öğrenin: Her krizin, evliliği yıkma potansiyeli olduğu gibi, evliliği güçlendirme potansiyeli de var.Zorluklara, acılara beraber göğüs gererek ilişkinizi güçlendirmelisiniz. Bunun için doğru iletişim, destek, özveri, empati gerekli.

Cinsel yaşamınızı canlı tutun ve koruyun: İş stresi, aile sorumlulukları, psikolojik veya fizyolojik problemler önce cinsel hayatı etkiler. Bunun farkında olup, dış etkenlerin cinsel hayatınızı olumsuz etkilemesine izin vermeyin. Cinsel hayatınızda problemler var ise mutlaka çözmek için girişimde bulunun, gerekirse yardım alın. Problemi görmemezlikten gelmeyin, yok saymayın. Mutlu ve uzun bir evlilik için mutlu bir cinsel hayat gereklidir.

ÖZÜR DİLEMEYİ BİLİN

“Karşılıklı anlayış, saygı ile 10 yıl geçtikten sonra evlilikte bağlılık oluyor. Ufak tefek tartışmalarda insanın kendisini frenlemesi gerekiyor. Eşi iyi seçmeli. Evlenmek iyi, ama evlililk müessesini uzun yaşatmak daha da önemli. Onun problemi olunca ortaklaşa çözmek gerekir. Eşlerin birbirine baskı kurmaması gerekir. Övmek de güzel bir şey. Samimi olacaksın. En önemlisi evine bağlı olacaksın. Eşini kendinin bir parçası olarak göreceksin. Özür dilemeyi de bilmek gerekiyor.”

Nasıl ki yağmurun yağabilmesi için önce yeryüzündeki suyun buharlaşarak bulutlarda su kütleleri oluşturması gerekir. Ve nasıl ki bebek önce anne karnında, dışarıda yaşamını devam ettirebilecek fonksiyonları kazanır. Kişilerin de doğru iletişimi oluşturabilmesi için önce dinlemesi gerekir.

KONUŞURKEN ‘AMA’ SİLAHINA SARILMAYIN!

Bir İlişkinin Sürmesi İçin Neye İhtiyaç Vardır?

Çiftlerin birbirlerine destek olmalarında, yardımlaşmalarında, mutluluklarında ve belki de ailenin oluşmasında aşk-sevgi en önemli itici güçlerden biri olmasına karşılık ilişkinin temel yapısını sevgi belirlemez. Kişisel özellikler ve beceriler ilişkinin sürmesi ve gelişmesi için en önemli belirleyicidir. Mutlu bir ilişki için belirleyici olan kişisel özellikler: sadakat, duyarlık, cömertlik, saygı, bağlılık, sorumluluk, güvenirliktir. Eşlerin birbiriyle yardımlaşmaya, uzlaşmaya birlikte kararlar alarak uygulamaya gereksinimleri vardır. Eşler birbirlerine karşı esnek kabullenici ve bağışlayıcı olmak zorundadırlar. Birbilerinin hatalarına, eksiklerine ve özelliklerine karşı hoşgörülü olmaları gerekir. Bu özellikler zamanla beslendikçe, ilişki gelişir ve olgunlaşır.

Çiftler sıklıkla kendi ilişkilerinin dışındaki diğer insanlara nasıl uyum sağlanacağı konusunda (örneğin iş hayatı gibi) usta olmasına rağmen, çok az insan yakın bir ilişkiye o ilişkiyi mutlu kılacak temel birtakım bilgilerle – veya teknik becerilerle- girer. Yakın ilişkiye giren insanlar nasıl birlikte karar alınacağını veya eşin verdiği mesajların “şifrelerin” nasıl çözüleceğini sıklıkla bilmiyorlardır. Evin tavanı aktığında belki onun nasıl onarılacağını bilen çiftler, iş aralarındaki sevginin günden güne azalması olduğunda ne yapacaklarını bilemezler.

Evlilik hatta birlikte yaşam, yaşamdaki diğer ilişkilerden farklıdır. Bir çift uzun süreli bir ilişkiyi amaçlayarak birlikte yaşamaya başladığında birbirleriyle ilgili belli beklentiler duymaya başlarlar. İlişkinin yoğunluğu, yıllardır uyuya kalmış; koşulsuz- şartsız sevgi, sadakat ve destek özlemlerinin canlanmasına yol açar. Ve eşler ya açık olarak sözleriyle (evlilik törenin de olduğu gibi) ya da dolaylı olarak eylemleriyle birbirlerinden bu derin ihtiyaçlarının karşılanmasını  beklerler. Eşlerin yaptıkları şeyler ne olursa olsun kendiliğinden bu arzular ve beklentilerden köken alan anlamlar taşırlar.Kocaeli Aile Danışmanlık merkezimizde her türlü soru sorun ve görüşleriniz için sizleri bekliyoruz.

İyi bir evlilik için iyi bir iletişim şarttır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

× Bizimle İletişime Geçin!
Back To Top