<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>admin &#8211; Kocaeli Aile Evlilik Psikoloğu</title>
	<atom:link href="https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/author/admin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com</link>
	<description>Kocaeli Aile Evlilik Psikoloğu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 18 Feb 2021 14:59:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Evlilik ve Uzun Ömürlü Olmasının Sırları</title>
		<link>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/evlilik-ve-uzun-omurlu-olmasinin-sirlari/</link>
		<comments>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/evlilik-ve-uzun-omurlu-olmasinin-sirlari/#comments_reply</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2021 14:06:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[başiskele psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[çayırova psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[darıca psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[derince psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[dilovası psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik danışmanı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikdanışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gebze psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[izmit evlilik danışmanı]]></category>
		<category><![CDATA[izmit psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[kandıra psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[karamürsel psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeliailedanışmamerkezi]]></category>
		<category><![CDATA[körfez psikolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/?p=6230</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde çiftlerin ortak noktalarından birisi de mutlu bir evliliklerinin olmasıdır. Evlilik yaşamları süresince her çiftin kendilerine göre hayal ve istekleri olmaktadır. Evliliklerde çiftlerin kendilerini birbirlerine karşı ne kadar yakın hissettikleri ve ne kadar bağlı oldukları uzun süre boyunca devam etmesindeki&#8230;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400; font-size: 20px;">Günümüzde çiftlerin ortak noktalarından birisi de mutlu bir evliliklerinin olmasıdır. Evlilik yaşamları süresince her çiftin kendilerine göre hayal ve istekleri olmaktadır. Evliliklerde çiftlerin kendilerini birbirlerine karşı ne kadar yakın hissettikleri ve ne kadar bağlı oldukları uzun süre boyunca devam etmesindeki en önemli etkenlerdendir. </span><span style="font-weight: 400; font-size: 20px;">Kurulan güçlü iletişim, arada yaşanan anlaşmazlıkların yapıcı bir şekilde çözümlenebilmesi, her iki taraf içinde tatmin edici bir duygusal yakınlığın olması, iyi ve mutlu bir evliliğin temel taşlarındandır. Aynı zamanda maddi olarak gelgitler yaşamayan çiftlerin gelmiş oldukları aileleri ile de olumlu ilişkilerinin olması da evliliklerin uzun ve mutlu bir şekilde sürdürülmesi ile ilişkili olmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400; font-size: 20px;">Olumsuzlukla sonuçlanan evliliklere bakıldığında özellikler erken yaşlarda ( 20 li yaşların başı ya da daha erken yaşlarda) yapılan evlilikler risk unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü erken yaşlarda fiziksel beğeni, aşk gibi etkenlere bağlı olarak evlilik kararı alınabilmektedir ve beğeni ve çekiciliklere dayalı ilişkiler uzun ve mutlu bir evlilik için yeterli olmamaktadır. İleriki yaşlarda yapılan evliliklerde ise kişiler kendilerinin ve bir ilişkiden beklentilerinin daha net bir şekilde farkında olmaları dolayısıyla daha sağlıklı bir şekilde karar verebilmektedirler. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400; font-size: 20px;">Evlilik kararını vermeden önce de iyi düşünmek gerekir. Çünkü tanıştıktan kısa bir süre sonra evlenen kişilere bakıldığında henüz yeterince birbirlerini tanıyamamaktan kaynaklanan sorunlar yaşanabilmekte ve bu da ilişkinin huzurunu bozabilmektedir. </span><span style="font-weight: 400; font-size: 20px;">Evlilik ile ilgili çevresel kaynaklı faktörler de üzerimizde etkili olabilmektedir. Örneğin toplumda zıt kutupların birbirlerini çektikleri gibi inanış vardır. Ancak ilgi alanları, değerler, karakter özellikleri, tutumlar gibi etkenler bakımından benzerlik gösteren çiftler daha uzun süreli ve mutlu bir ilişki yaşamaktadırlar. </span><span style="font-weight: 400; font-size: 20px;">Evliliğin en önemli kriterlerinden birisi de iyi ve kaliteli bir iletişim kurabilmektir. Sürekli olarak haklı-haksız olanı bulma üzerine yapılan tartışmalar, eleştirel bir şekilde yapılan konuşma şekilleri, olumsuz sıfatlarla yapılan hitaplar maalesef ki çiftlerin birbirlerinden uzaklaşmalarına neden olmaktadır. O yüzden eşler arasında iyi bir iletişim olmasına dikkat edilmeli ve eşler birbirlerine karşı saygılı olmalıdırlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400; font-size: 20px;">Mutlu bir evlilik sürebilmek için de öncelikle kendimizin de mutlu olmamız gerekir. Çünkü eğer biz mutlu olamazsak ne yaparsak yapalım karşımızdaki kişiye de mutsuzluğumuzu yansıtacak ve paralel olarak karşımızdaki kişi de mutsuz olacaktır. Anlayış, hoşgörü, şefkat, emek, sabır ve fedakarlığa dayalı ilişkilerde çiftler uzun ve mutlu süreli ilişki yaşamaktadırlar. Aynı zamanda eşlerinin fikirlerine saygı gösteren kişilerin ilişkileri de uzun süreli olmaktadır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400; font-size: 20px;">Evliliği monotonluktan kurtarmak için ara sıra yenilikler, sürprizler yapılmalıdır. Karşımızdaki kişiye beklenmedik sürprizler yapmak ilişkiyi canlı tutmaktadır. Evlilik de ‘’biz’’ vurgusu da çok önemlidir. Biz sözcüğü ne kadar çok kullanılırsa karşımızdaki kişinin de bize olan güveni artacaktır. </span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="https://kocaeliailedanismanligi.com/service/evlilik-danismanligi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="color: #ff0000;">Evlilik Danışmanlığı Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayın.</span></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="https://istanbulegitimsertifika.com/?s=aile&amp;post_type=product" target="_blank" rel="noopener"><span style="color: #ff0000;">Aile İle İlgili Eğitimler Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayın. </span></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/evlilik-ve-uzun-omurlu-olmasinin-sirlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sınav Kaygısı Nedir?</title>
		<link>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/sinav-kaygisi-nedir/</link>
		<comments>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/sinav-kaygisi-nedir/#comments_reply</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Apr 2019 09:34:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/?p=5869</guid>
		<description><![CDATA[KOCAELİ STRES HAYATIMIZI  NASIL ETKİLER? Sınav Kaygısı Nedir? Belirtileri Nelerdir? Sınav Kaygısı ile Nasıl Baş Edilir? Sınav kaygısı, öğrencinin sınavda başarısız olma korkusunun strese yol açması sonucunda ortaya çıkan fiziksel belirtilerle duyduğu kontrol edilemeyen ileri derece kaygı düzeyidir. Sınav durumlarıyla doğrudan&#8230;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb_text_column wpb_content_element vc_custom_1554555372120">
<div class="wpb_wrapper">
<p><strong>KOCAELİ STRES HAYATIMIZI  NASIL ETKİLER?</strong></p>
<p>Sınav Kaygısı Nedir? Belirtileri Nelerdir? Sınav Kaygısı ile Nasıl Baş Edilir?<br />
Sınav kaygısı, öğrencinin sınavda başarısız olma korkusunun strese yol açması<br />
sonucunda ortaya çıkan fiziksel belirtilerle duyduğu kontrol edilemeyen ileri derece kaygı düzeyidir. Sınav durumlarıyla doğrudan ilişkili olan bir kaygıdır. Bilgilerin (önceden öğrenilen) sınav sırasında en etkili bir biçimde ortaya konmasına ket vuran ve başarılı olmaya engel olan yoğun endişe durumu olarak tanımlanabilir. Bu yoğun endişe durumu ise, kişinin sınava<br />
yüklediği anlam, zihinde muhtemel oluşturulan imaj, sınav sonrasına ilişkin kazanım ya da kaybedişlere verilen önemle etkilidir. Burada beyinde stres hormonunun salgılanmasıyla oluşan adrenalinin etkisiyle öğrencide bilgilerini hatırlayamaması söz konusudur. Bu kaygı, kişinin sınava yeterli şekilde hazırlanmasına ve başarılı olmasına engel olabilir. Bununla beraber panik ve heyecan duygusu oluşur.<br />
<strong>Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir?</strong><br />
<strong>Fiziksel Belirtiler</strong><br />
Kaygı durumunda vücudumuzda bir takım hormonal değişiklikler meydana gelir. Bu değişimle birlikte kaygının düzeyine göre vücudumuzda fizyolojik değişimler hissederiz.<br />
Örneğin;<br />
Kalp atışında hızlanma<br />
Nefes almada güçlük çekme<br />
Nefes alış verişinin hızlanması<br />
Mide bulantısı<br />
İshal<br />
Sık sık idrara çıkma<br />
Ellerde ve ayakta titreme<br />
Uyuşma<br />
Karıncalanma<br />
Soğuk ve nemli eller<br />
Terleme<br />
Üşüme<br />
Yüz kızarması<br />
Kaslarda gerginlik<br />
Göz kararması<br />
Baş dönmesi<br />
Baş ağrısı<br />
Uykusuzluk<br />
Halsizlik vb<br />
<strong>Zihinsel Belirtiler</strong><br />
Dikkati toplama da güçlük<br />
Unutkanlık düşüncelerini<br />
Organize etmede zorlanma<br />
Odaklanma problemleri<br />
Okuduğunu anlamada güçlük gibi belirtilerin yanı sıra<br />
Felaket yorumları içeren düşünce ve inançlarda sınav kaygısının belirtilerindendir.<br />
Sınav kaygısı olan öğrenciler sıklıkla;<br />
“Ne yaparsam yapayım sınavdan iyi bir derece alamayacağım”<br />
“Bu sınavda hata yapmamalıyım eğer hata yaparsam, ben değersiz ve başarısız<br />
biriyim demektir”.</p>
<p>“Eminim herkes sınavı kolay bulmuştur. Benden daha iyi sonuç alacaklar”<br />
“Ailemi ve çevremi hayal kırıklığına uğratacağım”<br />
“ Benim için harcanan emeklerin hepsi boşa gidecek”<br />
“Herkese rezil olacağım”<br />
“Sınav sırasında bildiğim her şeyi unutabilirim” şeklindeki kalıp inançlara ve<br />
düşüncelere sahip olurlar.<br />
<strong>Duygusal Belirtiler</strong><br />
Kaygının miktarına bağlı olarak sınav öncesi, sınav günü ya da sınav anında bir takım duygusal belirtiler ortaya çıkabilir.<br />
Örneğin,<br />
Huzursuzluk<br />
Sinirlilik<br />
Gerginlik<br />
Kontrolünü kaybetme<br />
Korku ( sorular zor gözüküyor ya yapamazsam, başarılı olamazsam istemediğim bir yerde eğitime devam edeceğim),<br />
Endişe<br />
Panik ( Zaman daralıyor ya soruları yetiştiremezsem, Herkes soruları çözüyor ben<br />
çözemiyorum)<br />
Heyecan<br />
Güvensizlik<br />
Duyguları kaygı durumunda görülen belirtiler arasındadır.<br />
<strong>Davranışsal Belirtiler</strong><br />
Kaçma (ders çalışmayı bırakma) ya da mkaçınma ( Ders çalışmayı erteleme) gibi davranışsal belirtiler sınav kaygısı yaşayan<br />
öğrencilerde gözlenmektedir.<br />
Sosyal Belirtiler<br />
Aile ve arkadaşlardan uzaklaşmak<br />
Yalnız kalmayı istemek<br />
Sosyal geri çekilme ya da aşırı sosyalleşerek ders çalışmayı ertelemek gibi davranışsal belirtilerde sınav kaygısı olan öğrencilerde sıkça görülmektedir.</p>
<p>Kaygıya neden olan düşünceler;<br />
Sınav kaygısı yüksek bireylerde gözlenen belki de en önemli düşünce yanlışlığı, sınavların bilgi ve becerinin test edilmesinin ötesinde kişiliğin sınanması olduğuna inanmaktadır. Oysa bir sınav sonucuna, bütün bir kişilik değeri atfetmek yerine, bütünün parçalarından birindeki bir aksama diye bakabilmek, sınav kaygısını önemli ölçüde azaltacaktır.<br />
Performans kaygılı kişilerin irrasyonel düşünce kalıplarından birisi de, “Daha önce başarısız isem, şimdi de başarısız olacağım.” şeklindeki düşünceleridir. Bunun gerçekçi bir çözümü, bilgi eksikliklerini görüp bu eksikliklerin giderebilmesidir.</p>
<p>Sıklıkla rastlanan bir başka düşünsel tepki de, sınanmadaki başarısızlığın, öncelikle önemli sayılan kişilerin gözünde değer ve sevgi kaybı anlamına geldiğidir. Başkalarının gözünden düşme, geleceğin mahvolması, başkalarının üzüntülerine neden olma, dışlanma korkuları. Tüm bunlar zaman geçtikçe birer yanılgıya dönüşmektedir. Gençler anne baba sevgisinin bir ön koşulu olmadığını bilmeliler.</p>
<p>Kaygılı bireylerin düşünce hatalarından biri de, kendilerini başkalarıyla bir kıyaslamaya tabi tutmaları veya çevrenin bu noktadaki eğilimlerdir. Ancak her kişiliğin öne çıkan ve değerli olan özellikleri vardır.</p>
<p>Bir diğer yanlış inanış da “meli, – malı” lama eğilimidir. Başarmalıyım, kazanmalıyım, onları memnun etmeliyim, hata yapmamalıyım vb. düşünce stiline sahip olmak ta kaygıyı yükseltmektedir. Hayat bununla daha da zorlaşmaktadır.<br />
Kaygının sebebi hazır olmama ise bunun için iyi bir hazırlık gerekiyor. Planlı ve programlı çalışma gibi. Bu sınav için geç ama diğer sınavlar için yapılabilir.<br />
Bir öğrenci birçok sebepten dolayı sınava hazır hissetmeyebilir. Bunun nedenini bulmak çok önemlidir.<br />
Sebep utanç ise ailenin çocuğu olduğu gibi kabul etmesi gerekiyor. Aile, çocuğuna daha önce sınav baskısı yaptıysa ve “Sınav kazanmazsan değerin düşer” mesajı verdiyse şu anda çocuğa kendisini iyi hissettirmek için bunun tersini söylemek çok işe yaramaz. Çünkü çocuk bu mesaja inanmakta zorlanır.<br />
Ama aile kendi hatasını kabul edip, çocuğundan özür dilerse ve yeni bir ilişkinin temellerini atarsa o zaman bu konuşma inandırıcı olur ve çocuk rahatlar. Yıllarca çocuğa verilmiş olumsuz mesajların etkisi birden kaybolmaz ama en azından bu konuşma bir başlangıç olur.<br />
Çocuğuna başarı baskısı yapmış bir baba, “Çok haklısınız. Çocuğumu karşıma alıp benim de koyuvermem lazım” dedi. Yani, baba başarı için o kadar kasmış ki kendisi de bu baskıyı bırakmak istiyor.<br />
Kısacası, aile çocuğuna samimi olarak, “Sen, senin sınavından daha çok<br />
değerlisin” mesajı verirse çocuğun sınav kaygısı bitmese de azalacaktır.<br />
<strong>SINAV KAYGISINI AZALTAN FAKTÖRLER</strong><br />
Sınavlara en iyi şekilde, bir plan ve program dahilinde hazırlanmak<br />
Çalışmaları asla ertelememek<br />
Zamanı etkin ve verimli kullanmak<br />
Beklentiyi gerçekçi tutmak<br />
Olumsuz duygu, düşünce ve başarısızlıklardan kurtulmak için alınması gereken tedbirlerdir.<br />
Etkili çalışma<br />
Yaşam tarzı<br />
Gerçekçi düşünce (Gerçek dışı düşünceler yerine)<br />
Dikkatin kullanımı<br />
Kaygı azaltıcı teknikler<br />
Sınav stratejisi belirleme<br />
Düzenli nefes egzersizi<br />
Beden (Vücut,Kas) egzersizi<br />
<strong>SINAVLARDAN ÖNCE;</strong></p>
<p>Çalışma alışkanlıklarınızı ve sınava ilişkin tutumlarınızı gözden geçirerek yeni<br />
bir zihinsel yapılanma yaratmaya çalışın.<br />
Zamanı iyi kullanmayı öğrenin.<br />
Kendinizi rahat hissederseniz sınavlarda panik yaşamazsınız.<br />
Beslenmenize ve uykunuza dikkat edin.<br />
Sınava hazırlanma çalışmalarınızı son geceye ve ya sabaha bırakmayın.<br />
Sınava elinizden geldiğince hazırlanmış olma duygusu, kendinizi rahat<br />
hissetmenizeve kaygınızı azaltmanıza yardımcı olur.<br />
Sınavlardaki tutumunuz ve kendinize ilşikin olumlu bir düşünce yapısı<br />
geliştirmeye çalışın.<br />
Mükemmeliyetçi olmayın.<br />
Beklentilerinizin gerçekçi ve hedeflerinizin ulaşılabilir olmasına dikkat edin.</p>
<p><strong>YARARLI DÜŞÜNCELER</strong><br />
Yapmam gereken nedir?<br />
Yapabildiğimin en iyisini yapmamın bana ne zararı olabilir?<br />
Ne kaybederim?<br />
Yeterli zamanımın olmadığı doğru, ancak olan zamanımı en etkili şekilde nasıl<br />
kullanabilirim?<br />
Tüm mataryelleri çalışamasam bile, önemli bölümlere öncelik vererek sınava<br />
hazırlanabilirim, hiç olmazsa bu bölümlerden puan kazanırım.<br />
Hangi sorular sıklıkla soruluyor, onlardan başlamalıyım.<br />
Takıldığım yerler olabilir, bilenlere soracağım ve yardım alacağım.<br />
Diğer öğrenciler kadar iyi olmasam da elimden geleni yaparak ilerlediğimi ve daha iyi olduğumu göstereceğim.,<br />
Diğer öğrenciler de gergin ve telaşlı. Ben de kendimi kontrol edbilir ve başarılı<br />
olabilirim.<br />
Duygularım kontrolüm altında, başarabilirim.<br />
Yaşanan bütün bu duygular kaygıyı arttırır ve bu tür düşüncelerin performansa hiçbir yararı olmaz.<br />
Kaygıyı Kontrol Etmek</p>
<p><strong>Anne – Babalara Öneriler</strong><br />
Sınavın sonucuyla ilgili belirsizliğin olması, genç kadar anne babaların da kaygı yaşamalarına neden olmaktadır. Bu, anne babaların çocuklarının okul ve sınava hazırlanma süreciyle daha fazla ilgilenmelerine ve denetim altında tutmaya çalışmalarına neden olabilir.<br />
Anne babanın çocuğunun başarısını artırmaya yönelik bu çabaları amaçlarının dışında gelişebilir. Gençlerin daha fazla baskı hissetmelerine ve kaygının  artmasına  neden olabilir.<br />
Kaygıyı arttırmasa bile, anne ve babayla  ilişkilerini zorlayabilir.<br />
Sınav döneminde anne babaların çocuklarıyla ilgilenmeleri ve desteklemeleri gerekir.<br />
Ne kadar ilgi ve desteğe ihtiyacı olduğu konusunda çocuğunuz size rehberlik<br />
edecektir. Bunu sözel ya da davranışlarıyla gösterecektir.<br />
Sınavın ve sınava hazırlanmanın sorumluluğunu çocuğunuza bırakmalısınız.<br />
Çocuğunuzun yerine getirmesi gereken sorumlulukları üstlenmemelisiniz.</p>
<p>Sınav öncesinde sınavın sonucunda olabileceklerle ilgili konuşulması sınav sürecine olumlu bir etkiden çok, olumsuz etkisi olabilir. Önemli olanın sınav anında potansiyelini en iyi şekilde kullanabilmesi olduğunu çocuğunuza hatırlatın.<br />
Gelecekle ilgili beklentilerini, hedeflerini sizlerle konuşmak isterse, fikirlerinizi kabul ettirmeye değil mantıklı olarak tartışmaya hazır olun. Onun fikir ve isteklerine değer verdiğinizi belirtin.<br />
Anne baba olarak çocuğunuzla ilgili beklentiniz gerçekçi olmalıdır. Bunun için<br />
çocuğunuzu iyi tanımalı neyi başarıp neyi başaramayacağını bilmeli onu özgün kişiliği içinde değerlendirebilmelisiniz.<br />
Çocuklarınızı hiçbir zaman başkalarıyla kıyaslamayın, her bir bireyin diğerlerinden farklı kişilik ve potansiyele sahip olduğunu unutmayın.<br />
Anne babanın sınavın zor olduğu ve çocuğunuzun kazanamayacağını düşünmesi onun kaygısını artıracak ve potansiyelini kullanmasını engelleyecektir. Anne baba olarak yıkıcı değil yapıcı düşünce içerisinde olmanız çocuğunuza daha fazla yardımcı olmanıza neden olacaktır.<br />
Övgüde de ve eleştiride de aşırıya kaçmayın. Kişiliğe değil davranışa odaklanın<br />
Genelleme yapmayın.<br />
Çocuğunuza güvenin. Davranışlarından ve bunların sonuçlarından kendilerinin sorumlu olduğunu unutmayın, sadece destek olun.<br />
Ona olan sevginizin sadece belirli koşullara bağlı olmadığını, her durum ve koşulda sevip, destekleyeceğinizi davranışlarınız ve sözlerinizle belli edin.<br />
Kaygı bulaşıcı bir duygudur. Anne ve baba olarak çocuklarınızın en yakınındaki temel modellersiniz. Çocuklar sadece DUYDUKLARIYLA değil GÖRDÜKLERİYLE de öğrenirler ve uygularlar. Yapıcı düşünerek kaygınızı kontrol altında tutmaya çalışın.<br />
Sınav döneminde sakin ve huzurlu aile ortamı başarıyı artırabilir. Potansiyelini en iyi şekilde kullanabilmesinde ki payınızı düşünerek ilgi ve desteğinizle çocuğunuzun yanında olun.</p>
<p><strong>Öğrenciye Öneriler</strong><br />
Sınav kaygısını azaltan ya da zihin açıcı ilaçlar önerenler olabilir.  Performansınızı artıracağını düşünerek kullanacağınız ilaç dikkatinizi azaltabilir, uyku hali verebilir.<br />
Dolayısıyla performansınız düşer.  İlaç kullanıp kullanmayacağınıza sadece doktor karar verebilir.<br />
Sınava yakın her zamanki uyku alışkanlıklarınızı değiştirmeden, dinlenebileceğiniz kadar uyuyun.<br />
Alışkın olmadığınız yeni tat ve yiyecekleri en azından son bir hafta denemeyin.<br />
Alışkın olduğunuz şekilde beslenmeye devam edin.<br />
Sınav öncesinde sınava gireceğiniz yeri görün ve nasıl gideceğinizi belirleyin.<br />
Sınav günü gideceğiniz yerin mesafesini düşünerek endişe yaşamadan zamanında sınav yerinde olmaya çalışın.<br />
Öncelikle yarıştığınız kişi kendinizsiniz. UNUTMAYIN !!!! sınav süresini  en iyi şekilde değerlendirmek sizin elinizde.<br />
Yapıcı düşünün hiçbir kaygı belirtisinin sizin performansınızı en iyi şekilde<br />
kullanabilmenize ve dikkatinizi azaltmasına izin vermeyin.<br />
Sınavın sonucuna değil 180 dakika da performansınızı en iyi şekilde kullanabilmek için sorulara odaklanın. Dikkatinizi diğer adaylara, çevrede ki herhangi bir ses ve/veya gürültüye değil kendi<br />
sınav kitapçığınıza, sorulara ve cevap kağıdınıza odaklanın.</p>
<p>UNUTMAYIN Kİ EN DEĞERLİ SİZSİNİZ, SİZİNRUH SAĞLIĞINIZ, BEDEN SAĞLIĞINIZ İYİ OLMAZSA ÇEVRENİZEDE VE AİLENİZE DE İYİ GELEMEZSİNİZ. KENDİNİZİ SEVİN , KENDİNİZİ KORUYUN.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/sinav-kaygisi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stres</title>
		<link>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/stres/</link>
		<comments>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/stres/#comments_reply</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Apr 2019 09:34:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/?p=5868</guid>
		<description><![CDATA[KOCAELİ STRES HAYATIMIZI  NASIL ETKİLER? Çağımızın en yaygın sorunlarından birisi olan stres, birçok araştırmanın ve çalışmanın da konusunu oluşturuyor. Stresin yol açtığı sorunlarsa sandığımızdan çok daha çeşitli. Stresle baş etmeyi öğrenmek, iş ve özel yaşamınızda olumlu sonuçlara ulaşmanızın anahtarlarından biri.&#8230;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb_text_column wpb_content_element vc_custom_1547539121356">
<div class="wpb_wrapper">
<p><strong>KOCAELİ STRES HAYATIMIZI  NASIL ETKİLER?</strong></p>
<p>Çağımızın en yaygın sorunlarından birisi olan stres, birçok araştırmanın ve çalışmanın da konusunu oluşturuyor. Stresin yol açtığı sorunlarsa sandığımızdan çok daha çeşitli. Stresle baş etmeyi öğrenmek, iş ve özel yaşamınızda olumlu sonuçlara ulaşmanızın anahtarlarından biri.</p>
<p>Hepimiz zaman zaman kendimizi gergin hissederiz; bu, hayattaki duygusal iniş çıkışların bir parçasıdır. Stresin birçok kaynağı var; çevremizden, vücudumuzdan veya kişisel düşüncelerimizden ve etrafımızdaki dünyaya bakış açımızdan dolayı ortaya çıkıyor olabilir. Sınav dönemleri gibi baskı dönemleri, doğal olarak strese sebep olabilir; ancak bedenimiz, fizyolojik olarak stresle başa çıkmak ve tepki vermek üzere evrimleşmiştir.</p>
<p>Sinir sistemimiz baskı altındayken, vücudumuzda adrenalin, noradrenalin ve kortizol dahil olmak üzere stres hormonları salgılanır. Bu salgılar, karşı karşıya kaldığımız bir tehdit veya tehlike ile baş etmemize yardımcı olmak için bazı fiziksel değişikliklere neden olur. Bu duruma “stres tepkisi”  denir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Stres tepkisi dikkatimizi arttırmaya, motivasyonomuzu yükseltmeye ve görevimize odaklanmamıza yardımcı olduğundan, aslında olumlu bir tepki olarak görülebilir. Genelde üzerimizdeki baskı azaldığında, vücut denge durumuna döner ve tekrar sakinleşmeye başlarız. Fakat sıkça stresli durumlar ya da olumsuz duygular yaşarsak, bu durum başa çıkma kabiliyetimizi zorlarken bazı sorunlar ortaya çıkar. Sinir sisteminin sürekli aktif halde olması (“stres tepkisi” yaşaması) vücudumuzda aşınma ve yıpranmaya sebep olur.Stresin günlük yaşantımız üzerinde birçok olumsuz etkileri bulunmaktadır.</p>
<p>Bu olumsuz etkileri şunlardır.</p>
<p>Kaliteli bir sosyal çevremizin olmasını engellemektedir.</p>
<p>İş ve sosyal yaşantımızı ciddi anlamda olumsuz etkilemektedir.</p>
<p>İkili ilişkilerde başarısız olmamıza yol açmaktadır.</p>
<p>Kafamızın devamlı olarak karışık olmasına yol açmaktadır.</p>
<p>Aile fertlerinin de olumsuz yönde etkilenmesine neden olmaktadır.</p>
<p>Genel psikolojimizin bir müddet sonrasında yıpranmasına neden olmaktadır.</p>
<p>Etkisini uzun süreler devam ettirdiğinde depresyona yakalanmamıza neden olabilmektedir.tresin vücudunuz üzerindeki etkileri, beynimizin çok spesifik bir alanı olan hipotalamus tarafından kontrol edilir. Bu ilginç bölge neredeyse bir radar gibi davranır. Endişe, korku ve endişeyle dolu zihinsel düğümlere çok duyarlıdır. Tüm bu mesajları bir tehdit olarak algılar ve anında, vücudumuza bir uyarı sinyali verir ve kaçmamız gerektiğini söyler.</p>
<p>Bu endişe verici bilgi ile karşı karşıya kalınca, vücudumuzda inanılmaz derecede karmaşık bir yanıt tetiklenir. Başlangıç olarak hipofiz bezi ve adrenal korteks, stres hormonlarını serbest bırakır. Bu hormonlar kortizona çok benzer elementler içerir. En önemli olanı kortizol olan glukokortikoidler olarak adlandırılır.</p>
<p><strong>Solunum ve kalp semptomları</strong></p>
<p>Stres hormonları, hem solunum sistemini hem de kardiyovasküler sistemi doğrudan etkiler. Beynin oksijenden zengin kanı vücudun her tarafına hızlı bir şekilde dağıtma çabasıyla daha hızlı nefes alırız ve böylece tehditlere olabildiğince çabuk tepki verebiliriz. Bu şüphesiz büyük bir risktir, çünkü taşikardi ve hipertansiyona neden olabilir.</p>
<p>Bir başka fenomen de meydana gelir – kan damarları kaslara daha fazla oksijen getirmek için daralır, böylece bu sözde tehditlerden “kaçabiliriz”. Bu, hem kalbimizin hem de beynimizin daha az oksijen ve besin alacağı anlamına gelir.</p>
<p>Sindirim sisteminiz üzerindeki etkiler</p>
<p>Vücudunuzdaki stresin başka bir etkisi de sindirim sistemimizdir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:</p>
<p>Karın ağrısı</p>
<p>Ülser</p>
<p>Sindirim problemleri</p>
<p>Gastrik reflü</p>
<p>İshal veya kabızlık</p>
<p>Mide bulantısı ve kusma</p>
<p>Stres, daha fazla enerji elde etmek için karaciğeri daha yüksek kan şekeri (glikoz) üretmeye zorlar. Bu diyabet hastaları için daha büyük bir risk oluşturur</p>
<p>Kolit ve bağırsak iltihabı</p>
<p>Obezite veya kilo kaybı</p>
<p>Bu etki insandan insana çok değişebilir. Stresli durumlarla karşılaştıklarında, duygusal isteklerini gidermek için daha çok yemek yiyen ve kalori alımını arttıranlar vardır. Diğer insanlar ise, iştahlarını tamamen kaybedebilirler.</p>
<p>Zayıf bağışıklık sistemi</p>
<p>Stresin vücutlarımız üzerindeki etkileri bağışıklık sistemimizi büyük ölçüde etkileyebilir. Duygusal stres savunmamızı zayıflatır. Eğer onunla düzgün bir şekilde ilgilenmezsek ve uzun süre stres altında kalırsak, bağışıklık sistemimizin tepkisi azalır ve farklı koşullara karşı daha savunmasız olmaya başlarız. Bu koşullar arasında:</p>
<p>Grip ve soğuk algınlığı</p>
<p>Uçuk</p>
<p>Alerjiler</p>
<p>Cilt problemleri</p>
<p>Yaraların ya da yaralanmaların daha yavaş iyileşme süreci.</p>
<p>Araştırmalar, kadınların erkeklere nazaran stresten daha fazla etkilendiğini ortaya koymuştur.</p>
<p>Kadınlarda Stres ve Sağlığa Etkileri</p>
<p>Özellikle regl dönemlerinden önce migren atakları şeklinde görülen baş ağrısı</p>
<p>Özofajiyal kramplar; karın ağrısı ve bazı durumlarda yutkunmada zorluk</p>
<p>Reflü</p>
<p>Saç dökülmesi</p>
<p>Mide bulantısı</p>
<p>Göğüs, boyun ve sırt bölgesinde ağrı</p>
<p>Sık idrara çıkma</p>
<p>Kronik halsizlik</p>
<p>Cinsel istekte azalma</p>
<p>Regl dönemlerinde değişiklikler (âdet döneminin gecikmesi ya da amenore olarak bilinen adet görmeme durumu yaşanabilir).</p>
<p>Panik atak</p>
<p>Uykusuzluk</p>
<p>Bağışlıklık sistemi hastalıkları (kemik erimesi, tip 2 diyabet ve iltihaplı eklem kireçlenmesi)</p>
<p>Kabızlık ve ishal</p>
<p>Cilt problemleri (Cildimiz stresli ya da endişeli olduğumuzda daha da hassaslaşmaktadır. Egzama, cilt lekeleri, göz altında koyu halkalar, cildin ışıltısını kaybetmesi gibi rahatsızlıklar stresli dönemlerde karşılaşılabilecek rahatsızlıklar arasındadır. Bütün bu rahatsızlıklar, üst derideki hücrelerin, stres hormonlarına anında tepki vermesi ve kan damarlarının büzüşmesinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Stresle Başa Çıkma Yolları</strong></p>
<p>Stresin yaşantımız üzerindeki en büyük etkilerinden biri, hayatımızdan çalmasıdır. Yaşlanmamıza ve ciddi sağlık problemlerine sebep olmaktadır.</p>
<p>Vücudumuz toksinlerle dolar ve günlük hayatımızın temposuna ayak uydurmakta zorluk yaşayabiliriz. Olaylara eskisi kadar güçlü ve canlı bir şekilde tepki veremeyiz.</p>
<p>Durumu kontrol altına almanız gerektiğini hissediyor ama nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız, işte size bir kaç çözüm yolu:</p>
<p>Stres kaynağını bulun ve aile, arkadaş ve tıbbi bir uzmanın yardımıyla bu sorunların üstesinden gelmeye çalışın.</p>
<p>Kendinize zaman ayırın. Günde bir saati kendinize ayırmanız yeterlidir. Bu zamanda müzik dinleyebilir, dinlenebilir, yürüyüşe çıkabilirsiniz.</p>
<p>Önceliklerinizi belirleyin ve ruhsal durumunuzu denetleyin. Hayatımızda neyin önemli olduğunu bilmeli ve buna göre yaşamalıyız. Ruh ve beden sağlığımız buna bağlıdır. Sizi sinirlendiren, strese sokan durumların neler olduğunu düşünün ve bunlarla bir sonraki karşılaşmanızda nasıl tepki verebileceğini düşünüp kendinizi hazırlayın.</p>
<p>Stresli Durumlarda Tüketebileceğiniz Yiyecekler</p>
<p>Özellikle A,C ve E vitaminleri oldukça yararlıdır. Havuç, kavun, brokoli, brüksel lahanası, ıspanak, domates ve kurutulmuş meyveler gibi yiyecekler tüketmeye özen gösterin.</p>
<p>B vitamini merkezi sinir sistemini güçlendirir ve yatıştırıcı bir etkisi vardır. B vitamini, bira mayasında, avokado, lahana, tahıllar, bezelye ve benzeri yiyeceklerde bulunur.</p>
<p>Minerallari de unutmamalıyız. Magnezyum, potasyum ve kalsiyum en temel minerallerdendir. Meyve ve sebzelerde bulunan bu minerallerin en dikkat çekeni stresle başa çıkmadaki yardımcı rolüyle magnezyumdur..Kocaeli Aile Danışmanlık merkezimizde her türlü soru sorun ve görüşleriniz için sizleri bekliyoruz.</p>
<p><strong>KOCAELİ İRTİBAT BİLGİLERİ</strong></p>
<p><strong>SABİT TEL NO           : 262/3321841</strong></p>
<p><strong>CEP TEL NO               : 530/7997341</strong></p>
<p>UNUTMAYIN Kİ EN DEĞERLİ SİZSİNİZ, SİZİNRUH SAĞLIĞINIZ, BEDEN SAĞLIĞINIZ İYİ OLMAZSA ÇEVRENİZEDE VE AİLENİZE DE İYİ GELEMEZSİNİZ. KENDİNİZİ SEVİN , KENDİNİZİ KORUYUN.</p>
<p>AİLE DANIŞMANI : EMİNE AVCI</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p><strong>Çocuğun yemek yememesi ne zaman sorun olur?</strong></p>
<p>Ciddi kilo kayıpları, halsizlik,dikkat dağınıklığı, çocukta baş ağrıları, cilt renginde değişim gibi gözle görülür sonuçlar ortaya çıkarsa acilen bir doktor desteği gerekmektedir. Ancak bedensel hiç bir sorun yoksa, buna rağmen yemek yemeden kaçıyor ,size bu durum eziyet haline geliyor ve kafanıza takılıyorsa bir uzmandan destek alabilirsiniz. Besleme, yemek yeme keyif verici olmalıdır. Eğer çocuğunuza bu durum işkence gibi geliyorsa yemek yemeden kaçacaktır. Fazla ısrar ve endişe çocuğu ürkütebilir. Çocuk dirençsel olarak  bir tepki verecektir. Ve yemeklerden kaçmaya başlayacaktır.</p>
<p><strong>Anne – Baba olarak ne yapmalıyız?</strong></p>
<p>Bizler ebeveyn olarak neler yapmamalıyız öncelikle bunu bilmek gerekmektedir. Bunlar; Israr,Rüşvet ve Ceza.</p>
<p>Her ne kadar zorlansak da çocuğa ısrar etmememiz gerekmektedir.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Evinizde paketlenmiş ve tokluk hissi oluşturacak hiç bir gıda malzemesi bulundurulmaması gerekmektedir.Yemeği reddeden çocukla tartışma içerisine girmeyin. Çocuk elbette ki açıkacaktır. Aç olduğunu söylediği an da yemeğini hazırlayın ( sağlıklı, sevdiği yiyecekler) .</p>
<p>Çocukların sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmasında ebeveynlerin tutarlılığı ve doğru örnek olmaları önemlidir. Örneğin, yemek saatlerinde bütün aile bireylerinin sofrada birlikte oturması büyük önem taşımaktadır. Anne ya da baba yemek seçici ise veya yemek sırasında çocuk üstüne dökmemesi, etrafa sıçratmaması için sürekli uyarılıyorsa olumlu alışkanlıklar geliştirmesi zorlaşacaktır. Yararlı besinleri yemesi halinde ödül olarak pasta, tatlı, çikolata, şekerleme önerilmesi, bu gıdaların daha çekici olmasını önlemek açısından yasaklanması da uygun değildir.</p>
<p>Vitamin ve mineraller sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazlarındandır. Eksiklikleri, vücutta farklı hastalık ve bozukluklara sebep olmaktadır. Vitaminler için temel kaynaklar sebze ve meyvelerdir. Mineraller ise yapıcı ve düzenleyici göreve sahiptir. Çocuklar için en önemli mineraller kalsiyum ve demirdir. Kalsiyum ve demiri sağlayan süt ürünleri, kuru yemişler, yeşil yapraklı sebzeler ile et diğer mineral ihtiyaçlarını da karşılamak için yeterli olacaktır. Bu yaşlarda kalsiyum ihtiyacının karşılanması için günde en az 2 bardak süt içilmesi sağlanmalıdır.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Beslenmede günlük öğünlerden en temel olanı kahvaltıdır. Bütün gece süren açlıktan sonra, vücut ve beyin güne başlamak için enerjiye gereksinim duymaktadır. Kahvaltı yapılmadığı takdirde dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olmaktadır. Bu nedenle güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltı ile başlamak öğrencilerin okul başarısının artmasında son derece önemlidir. Çocukların her sabah düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığı kazanmalarına özen gösterilmelidir.</p>
<p>Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesi, düzenli olarak ana ve ara öğünlerin tüketilmesi ile mümkündür. Bu nedenle, öğün atlanmamalıdır. Günlük tüketilecek besinlerin 3 ana, 2 ara öğünde alınması en uygun olanıdır. Ara öğünlerde tüketilmesi için çocukların beslenme çantalarına taze ve kuru meyveler, kuru yemişler, süt, evde yapılmış kek, poğaça gibi yiyecekler konmalıdır. Asitli içecekler, çikolata, hazır kekler, şekerlemeler, cips gibi yağlı ve tuzlu atıştırmalıkların sağlık üzerine etkileri anlatılıp, sürekli tüketiminin alışkanlık haline gelmesi önlenmelidir.</p>
<p>Öğle öğününde fast food olarak adlandırılan hamburger, patates, kola gibi hızlı gıdalar yerine kırmızı et veya beyaz et ile yapılmış sebze ya da bakliyat yemekleri, çorba, pilav, makarna ile meyve çeşitleri tüketmek çok daha besleyici olur. Özellikle kakaolu gıdalar ve çikolatanın reflüyü tetikleyici etkisi bulunması sebebi ile sınıflarda ödül olarak çikolata verilmemesi, doğum günü kutlamalarında çikolatalı pasta yerine bol meyveli pastaların tercih edilmesi gerekir.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Çocuklarda sağlıklı büyümenin sağlanması için her besin grubundan mutlaka alınmalıdır.</p>
<p>Öğün atlanmamalıdır. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Yapılan çalışmalarda okul başarısıyla ilişkisi belirlenmiştir.</p>
<p>Günlük en az 500 ml süt veya süt ürünü tüketilmelidir. Özellikle evde yapılmış yoğurt tercih edilmelidir.</p>
<p>Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği tercih edilmelidir. Posa içeriği yüksek ve glisemik indeksi daha düşüktür. Aynı şekilde pirinç pilavı yerine bulgur pilavı tercih edilmelidir.</p>
<p>Margarin yerine zeytinyağı ve tereyağı tercih edilmelidir.</p>
<p>Balık tüketimi arttırılmalıdır.</p>
<p>Yumurta protein yönünden çok zengindir ve mutlaka tüketilmelidir.</p>
<p>Taze meyve- sebze tüketimi arttırılmalıdır. Meyve sadece suyu yerine, posasıyla tüketilmelidir.</p>
<p>Abur cubur tüketimi mutlaka engellenmelidir. Sağlıklı atıştırmalık olarak kuru meyveler, hurma ve kuru yemiş kullanılabilir.</p>
<p>Demir eksikliğine bağlı, kansızlığı engellemek için demir içeriği yüksek gıdalar tüketilmelidir. Demir içeren gıdalar, demir emilimini engelleyen gıdalarla beraber tüketilmemelidir. Çay, unlu gıdalar, süt ve süt ürünleri bağırsaklarda demir emilimini azaltacağı için beraber tüketilmemelidir. C vitamini içeriği yüksek olan meyveler, demir içeriği yüksek gıdalarla beraber tüketilebilir.</p>
<p>Şeker tüketimi azaltılmalıdır. Sütlü tatlılar tercih edilebilir. Şeker içeriği yüksek olan kola, gazlı içecekler ve hazır meyve suyu tüketilmemelidir.</p>
<p>Fast food tarzı besinler engellenmelidir.</p>
<p>Katkı maddeli yiyecekler tüketilmemelidir.</p>
<p>Tuz tüketimi azaltılmalıdır. Günlük en fazla 6 gr tuz tüketimine izin verilebilir. İyotlu tuz tercih edilmelidir.</p>
<p>Çocuklar güvenilir yerlerden ve güvenilir markaları tüketmesi adına bilinçlendirilmelidir.</p>
<p>Çocuklarda beslenme düzenlenmesinin yanında kilo takibi mutlaka yapılmalıdır. Bilgisayar ve televizyon kullanımının artmasıyla fazlalaşan hareketsiz hayat tarzı tüm dünyada obezitenin artışına sebep olmuştur. Televizyon ve bilgisayar karşısında geçirilen vakit kısıtlanarak spora ayrılan süre arttırılmalıdır.</p>
<p>Sağlıklı beslenmeyi sağlamak için aile ve öğretmen iletişim içinde olmalı, kantinde satılan yiyecekler mutlaka denetlenmelidir.</p>
<p>Ancak çocuğumuzun sürekli yanında olup onu denetleyemeyeceğimiz için ev içinde ona örnek olarak eğitime başlayabiliriz. Kısıtlamaları neden yaptığımızı açıkça anlatmalı ve zararlı yiyeceklerin yerine onlara alternatif olacak sağlıklı seçenekler sunmalıyız.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p><strong>ÇOCUK GELİŞİMİ İÇİN ÇOK YEMESİ DEĞİL , SAĞLIKLI VE  DENGELİ BESLENMESİ GEREKİR.</strong></p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Çocukların sağlıklı olması için tek etkenin beslenme olmadığını, sevgiye de ihtiyaç duyduklarını bilmek gerekir. Başkalarının yanında ‘ benim çocuğum hiç yemek yemez ‘ gibi cümleler kurmamaya özen gösterin. Sofra hazırlarken tabak bardak gibi konularda fikir vermesine izin verin.</p>
<p>Çocuğunuzu hiç bir konuda yetersiz hissettirmeyin. Onu her zaman destekleyin.</p>
<p>Eğer siz çocuğunuzu sürekli uyarır ve onaylamazsanız çocuk kendini değersiz hissederek dış dünyaya da kapatır. Zaman zaman yemek yemek istemeyebilir. Hayattan keyif almayabilir. Bu yüzden de çocuğunuza karşı ilk vermeniz gereken şey, besinden önce sevgidir. Sevildiğini bilen mutlu bir aile ortamında yaşayan çocuk hiç bir zaman kendini ötekileştirmez. Çocuğa saygı duymalı ve her zaman desteklenmelidir..Kocaeli Aile Danışmanlık merkezimizde her türlü soru sorun ve görüşleriniz için sizleri bekliyoruz.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/stres/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik</title>
		<link>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/ergenlik/</link>
		<comments>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/ergenlik/#comments_reply</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Apr 2019 09:19:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/?p=5857</guid>
		<description><![CDATA[KOCAELİ ERGENLİK SÜRECİNE GİRMİŞ ÇOCUĞUMUZ  BİZDEN NE BEKLER? Ergenlik dönemi, fiziksel ve duygusal süreçlerin yol açtığı cinsel ve psikososyal olgunlaşma ile başlayan, bireyin bağımsızlığını ve sosyal üretkenliğini kazandığı bir dönemdir. Bu dönem duygusal dalgalanmaların ve iniş çıkışların yaşandığı bir dönemdir.&#8230;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb_text_column wpb_content_element vc_custom_1547545524885">
<div class="wpb_wrapper">
<p><strong>KOCAELİ ERGENLİK SÜRECİNE GİRMİŞ ÇOCUĞUMUZ  BİZDEN NE BEKLER?</strong></p>
<p>Ergenlik dönemi, fiziksel ve duygusal süreçlerin yol açtığı cinsel ve psikososyal olgunlaşma ile başlayan, bireyin bağımsızlığını ve sosyal üretkenliğini kazandığı bir dönemdir. Bu dönem duygusal dalgalanmaların ve iniş çıkışların yaşandığı bir dönemdir.</p>
<p>“Odama girme!”, “Karışma!”, “Senin zamanını unut anne!” , “Offff senin nasihatlerin günümüzde geçerli değil.”… En iyi onlar yapıyor, en doğruyu onlar biliyor… Bu cümleler ergen çocuğu olan annelere tanıdık gelebilir. Egolarının çok yüksek ama bir o kadar da çok kırılgan oldukları bu dönemde, ergenle iletişim hiç de kolay değil.</p>
<p><strong>Kocaeli Ergen Duygularının Genel Özellikleri:</strong></p>
<p>Ergenlik dönemindeki duygusal tepkilerde genel ortak özellikler vardır. Bunun yanında ergen, her insan gibi çeşitli yaşlarda ve farklı durumlarda değişik duygular hissedebilir. Değişen yaşla çevresel koşulların ve uyaranların değişmesi ile hoşlanma ve hoşlanmama duyguları ile duygularını ifade biçimleri değişir.</p>
<p>Çocukluk dönemi ile ergenlik dönemi arasında duygusal yönden en belirgin fark çocuklar öfke, kızgınlık ve sevinç gibi duygularını daha açık davranışlarla ve anında ifade eder, buna karşılık ergenlikte bu duygular daha fazla gizlenip maskelenir. Ergenlikte genel olarak kızların erkeklerden daha önce duygusal olgunluğa ulaştıkları söylenebilir. Aynı yaştaki iki farklı cinsiyetteki ergenin kız olanı erkeğe göre muhtemelen daha heyecan dengesine sahip ve duygularını kontrol etme bakımından daha olgundur.</p>
<p>Bir ergen yetişkinlerin dünyasından çok daha iyi bir dünyayı kendisi için kurmak ister.</p>
<p>Ergenler, kendilerine ait bir dünya görüşünün olmasına izin verilmesini isterler.</p>
<p>Yaptıkları sosyal etkinliklerin ailesi ve çevresi tarafından desteklenmesini isterler.</p>
<p>Ailesinin, kendisini istemediği ortamlara sokmamasını ve buna zorlamamasını isterler.</p>
<p>Arkadaşlarını kendisi seçmek ve bundan sorgulanmamak isterler.</p>
<p>Yetenek ve becerilerini geliştirmeleri için fırsat verilmesini, buna sabır gösterilmesini isterler.</p>
<p>İlgi duyduğu şeylere ve isteklerine destek olunmasını isterler.</p>
<p>Kendisine ailesinin bir uzantısıymış gibi davranılmamasını talep ederler.</p>
<p>Kendi uyarılarına ve şikayetlerine kulak verilmesini isterler.</p>
<p>Kendisinden daha başarılı olan kişilerle kıyaslanmak istemezler.</p>
<p>Kendisinden fazla ilgi beklenmemesini, ailesinin her şeyi onunla yapmak istemesini istemezler.</p>
<p>Çeşitli sebeplerle aile üyeleri birbirlerinden uzak kendi dünyalarında yaşamaya başlayabilir. Bu kısır döngünün kırılması için anne–babanın evi, neşe verici bir mekân haline getirmeleri çok önemlidir. Bunun için ailece yenen yemek, tatlı meyve vb. esnasında sohbetlerin olumlu etkisi olduğu gibi evde birlikte oynanan oyunlar, belli aralıklarla yapılan ailece güzel kararların alındığı, sorunların saygı ve sevgi çerçevesinde tartışıldığı aile toplantıları, aile üyelerini birbirine duygusal olarak yaklaştırır. Sanatsal faaliyetler, bir enstrüman(Çalgı aleti) çalma, hikaye, fıkra anlatma, şiir okuma vb. de yararlıdır. Genç, bir yandan sosyal ilişkilerinde başarılı olup arkadaş ortamından hoşlanırken, bir yandan da evinde de mutlu olarak dengeyi sağlamayı başarır. Bu faaliyetlerde sadece anne veya sadece babayla değil, anne ve babayla birlikte olunması önemlidir.</p>
<p>Ailesiyle iletişimleri iyi olmayan gençler sürekli sorumluluklarının hatırlatılmasından ve eleştirilmekten şikâyet etmektedirler. Ergenlik çağındaki gençler elbette zaman zaman nasihate de ihtiyaç duyarlar. Gencin olumsuz hareketleri ihmal edilmemeli; fakat toleranslı davranılmalıdır. Aynı zamanda sorumluluklar verilip yerine getirdikçe takdir edilmesi ve bu ölçüde haklar verilmesi teşvik edici ve geliştirici olmaktadır. Ergenlik çağındaki gençler duyguca yoğun oldukları bir dönemden geçerken heyecanlarını ve davranışlarını kontrol etmeyi yetişkinleri örnek alarak öğrenir. Genç kendisine karşı ölçülü olunduğu takdirde ölçülü olmayı başarabilir. Kendisine değer verildikçe kendine güveni artar ve daha az hata yapar. Güzel davranışları takdir ve teşvik edilen genç, nasihatleri de severek dinler.</p>
<p>Anne–babanın genci zaman zaman yorumsuz dinlemesi hem onun duygularını anlamasını kolaylaştırır, hem de arkadaşlarıyla, öğretmenleri ile karşılaştığı sorunları anlamasını, çevresini tanımasını sağlar. Anne–baba gencin konuşmasında hatalı buldukları noktaları hemen tepki göstererek düzeltmeye kalkarlarsa genç bir daha kendisini anne babasına açmayacak, bu da anne babasıyla ilişkisinin gittikçe bozulmasına yol açacaktır. Aksine anne–babanın sevgi ve hoşgörüyle empati (Duygudaşlık)  göstererek dinlemesi, başka zaman da çeşitli vesilelerle uyarılarını çok fazla abartmadan yapmaları olumlu etki bırakacaktır.</p>
<p>Olumsuz bir arkadaş ortamı, ergenlik dönemindeki davranış bozuklukları ve zararlı alışkanlıkların en önemli nedenlerindendir. Bazı gençler kendilerini olumsuz ortamlarda büyük ölçüde koruyabilirken, bazı gençler daha çabuk etki altında kalırlar. Bununla beraber bütün insanlar içinde bulundukları ruh haline göre, çevrelerinden az çok etkilenirler. Bu sebeple oturulan muhit, ev, okul, dershane gibi çevrenin dikkatle seçilmesi önemlidir. Çocuk ve gençlerin olumsuz arkadaş etkisinden korunması için alternatif arkadaşlar bulmasına yardımcı olmak, bunun için aile ziyaretlerine gitmek, sosyal faaliyetlere göndermek, okul ve dershane hocalarından gencin sevdiği, kendisini yakın hissettiği aile dostları ve akrabalardan destek almak, doğrudan yönlendirmekten daha etkili olabilmektedir. Zira bilhassa lise çağında genç ailesinden çok, arkadaşlarından ve dış çevreden daha çok etkilenir.</p>
<p><strong>KOCAELİ ERGEN ÇOCUĞUNUZLA İLETİŞİM KURABİLMENİZİN 4 PÜF NOKTASI</strong></p>
<p>Eleştirmek yerine, dinleyin: Ergen çocukları eleştirmeden ve kızmadan dinleyebilmek çok kolay değil kuşkusuz. Ama siz yine de sağlıklı iletişim kurabilmek için çocuğunuzu eleştirmek ve sürekli yapması gerekenleri söylemek yerine, onu dinleyin. Bu süreçte bir sonraki cümlenizi düşünmek yerine ne dediğine ve ne demek istediğine odaklanın. Uzun cümlelerden kaçının ve konuşmanızın karşılıklı devam ettiğinden emin olun.</p>
<p>Aynı dilde konuşun, jargonlarını öğrenin: Farklı dilde konuştuğunuz takdirde, zaten ‘beni anlamıyor’ demeye fazlasıyla meyilli olan çocuğunuz, bu durumda anlaşılamadığını düşünerek iletişimi kesebilir. Dolayısıyla çocuğunuzla aynı dilde iletişim kurmaya çalışın.</p>
<p>Ortak ilgi alanları bulun, birlikte yapın: Çocuğunuzun ilgisini çekebilecek aktiviteleri keşfedin ve ona bunları birlikte yapmayı teklif edin. Örneğin ona dans veya herhangi bir spora ya da başka bir aktiviteye birlikte katılmayı önerebilirsiniz. Veya çok sevdiği bir müzik grubunun konserine, festivale birlikte gitmeyi teklif edebilirsiniz.</p>
<p>Teknolojiyi yakından takip edin: Devir teknoloji devri. Tabii ki çocuğunuz kadar teknolojiyle içli dışlı olmanız zor ve gerekli de değil. Ama en azından gençlerin sıkça kullandıkları selfie – Instagram, Facebook, Twitter, Play Station oyunları gibi başlıklar konusunda bilgi sahibi olun. Bu çocuğunuza bir adım daha yakınlaşmanızı sağlayacaktır.</p>
<p>Ergenlik dönemi bireyin hayatındaki en riskli dönüm noktalarından biridir. Bu dönemde çocuk çok fazla değişim (bedensel, ruhsal, sosyal, zihinsel alanda) yaşar. Bu değişimlerin birey üzerinde son halini alması, ergenden ergene farklılık arz eder.</p>
<p>Bu dönemin çalkantılarının yoğun olmaması için, özellikle ebeveynlerin çocukları ile çatışmaya girmemeleri ve onlara değer verip saygı duymaları gerekir. Ergenlik dönemi 20 yaşına kadar sürer diyebiliriz. Tabii yaş ile birlikte yoğunluğu azalabilir; ancak genellikle bu dönem 20 yaşına kadar sürer. Her geçen zaman ergenlerin sorunları farklılaşmaktadır. Bu sebeple ebeveynler “biz de ergen olduk, ama hiç böyle davranmadık” diye düşünüp çocuklarını suçlamamalıdırlar. Unutulmamalıdır ki sağlıklı bir ergenlik sonrası, karakteri oturmuş saygın ve başarılı bireyler oluşur. Bunun için ebeveynlerin derin bir sabır ve çocuklarını anlamaları için empati (Duygudaşlık) gücüne ihtiyaçları vardır..Kocaeli Aile Danışmanlık merkezimizde her türlü soru sorun ve görüşleriniz için sizleri bekliyoruz.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p><strong>Çocuğun yemek yememesi ne zaman sorun olur?</strong></p>
<p>Ciddi kilo kayıpları, halsizlik,dikkat dağınıklığı, çocukta baş ağrıları, cilt renginde değişim gibi gözle görülür sonuçlar ortaya çıkarsa acilen bir doktor desteği gerekmektedir. Ancak bedensel hiç bir sorun yoksa, buna rağmen yemek yemeden kaçıyor ,size bu durum eziyet haline geliyor ve kafanıza takılıyorsa bir uzmandan destek alabilirsiniz. Besleme, yemek yeme keyif verici olmalıdır. Eğer çocuğunuza bu durum işkence gibi geliyorsa yemek yemeden kaçacaktır. Fazla ısrar ve endişe çocuğu ürkütebilir. Çocuk dirençsel olarak  bir tepki verecektir. Ve yemeklerden kaçmaya başlayacaktır.</p>
<p><strong>Anne – Baba olarak ne yapmalıyız?</strong></p>
<p>Bizler ebeveyn olarak neler yapmamalıyız öncelikle bunu bilmek gerekmektedir. Bunlar; Israr,Rüşvet ve Ceza.</p>
<p>Her ne kadar zorlansak da çocuğa ısrar etmememiz gerekmektedir.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Evinizde paketlenmiş ve tokluk hissi oluşturacak hiç bir gıda malzemesi bulundurulmaması gerekmektedir.Yemeği reddeden çocukla tartışma içerisine girmeyin. Çocuk elbette ki açıkacaktır. Aç olduğunu söylediği an da yemeğini hazırlayın ( sağlıklı, sevdiği yiyecekler) .</p>
<p>Çocukların sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmasında ebeveynlerin tutarlılığı ve doğru örnek olmaları önemlidir. Örneğin, yemek saatlerinde bütün aile bireylerinin sofrada birlikte oturması büyük önem taşımaktadır. Anne ya da baba yemek seçici ise veya yemek sırasında çocuk üstüne dökmemesi, etrafa sıçratmaması için sürekli uyarılıyorsa olumlu alışkanlıklar geliştirmesi zorlaşacaktır. Yararlı besinleri yemesi halinde ödül olarak pasta, tatlı, çikolata, şekerleme önerilmesi, bu gıdaların daha çekici olmasını önlemek açısından yasaklanması da uygun değildir.</p>
<p>Vitamin ve mineraller sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazlarındandır. Eksiklikleri, vücutta farklı hastalık ve bozukluklara sebep olmaktadır. Vitaminler için temel kaynaklar sebze ve meyvelerdir. Mineraller ise yapıcı ve düzenleyici göreve sahiptir. Çocuklar için en önemli mineraller kalsiyum ve demirdir. Kalsiyum ve demiri sağlayan süt ürünleri, kuru yemişler, yeşil yapraklı sebzeler ile et diğer mineral ihtiyaçlarını da karşılamak için yeterli olacaktır. Bu yaşlarda kalsiyum ihtiyacının karşılanması için günde en az 2 bardak süt içilmesi sağlanmalıdır.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Beslenmede günlük öğünlerden en temel olanı kahvaltıdır. Bütün gece süren açlıktan sonra, vücut ve beyin güne başlamak için enerjiye gereksinim duymaktadır. Kahvaltı yapılmadığı takdirde dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olmaktadır. Bu nedenle güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltı ile başlamak öğrencilerin okul başarısının artmasında son derece önemlidir. Çocukların her sabah düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığı kazanmalarına özen gösterilmelidir.</p>
<p>Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesi, düzenli olarak ana ve ara öğünlerin tüketilmesi ile mümkündür. Bu nedenle, öğün atlanmamalıdır. Günlük tüketilecek besinlerin 3 ana, 2 ara öğünde alınması en uygun olanıdır. Ara öğünlerde tüketilmesi için çocukların beslenme çantalarına taze ve kuru meyveler, kuru yemişler, süt, evde yapılmış kek, poğaça gibi yiyecekler konmalıdır. Asitli içecekler, çikolata, hazır kekler, şekerlemeler, cips gibi yağlı ve tuzlu atıştırmalıkların sağlık üzerine etkileri anlatılıp, sürekli tüketiminin alışkanlık haline gelmesi önlenmelidir.</p>
<p>Öğle öğününde fast food olarak adlandırılan hamburger, patates, kola gibi hızlı gıdalar yerine kırmızı et veya beyaz et ile yapılmış sebze ya da bakliyat yemekleri, çorba, pilav, makarna ile meyve çeşitleri tüketmek çok daha besleyici olur. Özellikle kakaolu gıdalar ve çikolatanın reflüyü tetikleyici etkisi bulunması sebebi ile sınıflarda ödül olarak çikolata verilmemesi, doğum günü kutlamalarında çikolatalı pasta yerine bol meyveli pastaların tercih edilmesi gerekir.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Çocuklarda sağlıklı büyümenin sağlanması için her besin grubundan mutlaka alınmalıdır.</p>
<p>Öğün atlanmamalıdır. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Yapılan çalışmalarda okul başarısıyla ilişkisi belirlenmiştir.</p>
<p>Günlük en az 500 ml süt veya süt ürünü tüketilmelidir. Özellikle evde yapılmış yoğurt tercih edilmelidir.</p>
<p>Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği tercih edilmelidir. Posa içeriği yüksek ve glisemik indeksi daha düşüktür. Aynı şekilde pirinç pilavı yerine bulgur pilavı tercih edilmelidir.</p>
<p>Margarin yerine zeytinyağı ve tereyağı tercih edilmelidir.</p>
<p>Balık tüketimi arttırılmalıdır.</p>
<p>Yumurta protein yönünden çok zengindir ve mutlaka tüketilmelidir.</p>
<p>Taze meyve- sebze tüketimi arttırılmalıdır. Meyve sadece suyu yerine, posasıyla tüketilmelidir.</p>
<p>Abur cubur tüketimi mutlaka engellenmelidir. Sağlıklı atıştırmalık olarak kuru meyveler, hurma ve kuru yemiş kullanılabilir.</p>
<p>Demir eksikliğine bağlı, kansızlığı engellemek için demir içeriği yüksek gıdalar tüketilmelidir. Demir içeren gıdalar, demir emilimini engelleyen gıdalarla beraber tüketilmemelidir. Çay, unlu gıdalar, süt ve süt ürünleri bağırsaklarda demir emilimini azaltacağı için beraber tüketilmemelidir. C vitamini içeriği yüksek olan meyveler, demir içeriği yüksek gıdalarla beraber tüketilebilir.</p>
<p>Şeker tüketimi azaltılmalıdır. Sütlü tatlılar tercih edilebilir. Şeker içeriği yüksek olan kola, gazlı içecekler ve hazır meyve suyu tüketilmemelidir.</p>
<p>Fast food tarzı besinler engellenmelidir.</p>
<p>Katkı maddeli yiyecekler tüketilmemelidir.</p>
<p>Tuz tüketimi azaltılmalıdır. Günlük en fazla 6 gr tuz tüketimine izin verilebilir. İyotlu tuz tercih edilmelidir.</p>
<p>Çocuklar güvenilir yerlerden ve güvenilir markaları tüketmesi adına bilinçlendirilmelidir.</p>
<p>Çocuklarda beslenme düzenlenmesinin yanında kilo takibi mutlaka yapılmalıdır. Bilgisayar ve televizyon kullanımının artmasıyla fazlalaşan hareketsiz hayat tarzı tüm dünyada obezitenin artışına sebep olmuştur. Televizyon ve bilgisayar karşısında geçirilen vakit kısıtlanarak spora ayrılan süre arttırılmalıdır.</p>
<p>Sağlıklı beslenmeyi sağlamak için aile ve öğretmen iletişim içinde olmalı, kantinde satılan yiyecekler mutlaka denetlenmelidir.</p>
<p>Ancak çocuğumuzun sürekli yanında olup onu denetleyemeyeceğimiz için ev içinde ona örnek olarak eğitime başlayabiliriz. Kısıtlamaları neden yaptığımızı açıkça anlatmalı ve zararlı yiyeceklerin yerine onlara alternatif olacak sağlıklı seçenekler sunmalıyız.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p><strong>ÇOCUK GELİŞİMİ İÇİN ÇOK YEMESİ DEĞİL , SAĞLIKLI VE  DENGELİ BESLENMESİ GEREKİR.</strong></p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Çocukların sağlıklı olması için tek etkenin beslenme olmadığını, sevgiye de ihtiyaç duyduklarını bilmek gerekir. Başkalarının yanında ‘ benim çocuğum hiç yemek yemez ‘ gibi cümleler kurmamaya özen gösterin. Sofra hazırlarken tabak bardak gibi konularda fikir vermesine izin verin.</p>
<p>Çocuğunuzu hiç bir konuda yetersiz hissettirmeyin. Onu her zaman destekleyin.</p>
<p>Eğer siz çocuğunuzu sürekli uyarır ve onaylamazsanız çocuk kendini değersiz hissederek dış dünyaya da kapatır. Zaman zaman yemek yemek istemeyebilir. Hayattan keyif almayabilir. Bu yüzden de çocuğunuza karşı ilk vermeniz gereken şey, besinden önce sevgidir. Sevildiğini bilen mutlu bir aile ortamında yaşayan çocuk hiç bir zaman kendini ötekileştirmez. Çocuğa saygı duymalı ve her zaman desteklenmelidir..Kocaeli Aile Danışmanlık merkezimizde her türlü soru sorun ve görüşleriniz için sizleri bekliyoruz.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/ergenlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik</title>
		<link>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/evlilik/</link>
		<comments>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/evlilik/#comments_reply</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Apr 2019 09:17:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/?p=5853</guid>
		<description><![CDATA[ZAMANLA EŞLER NEDEN BİRBİRİNDEN UZAKLAŞIYOR? Kimse boşanmayı düşünerek evlenmiyor. Uzun yıllar evli kalmayı hayal ediyor ama birçok çift birkaç yıl sonra şikayetlere başlıyor. “Evliliğim sıradanlaştı”, “Aşk bitti”, “İlk günlerin heyecanı, özlemi kalmadı”, “Aslında birbirimizi seviyoruz ama eski muhabbetimiz yok, birbirimizi&#8230;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>ZAMANLA EŞLER NEDEN BİRBİRİNDEN UZAKLAŞIYOR?</p>
<p>Kimse boşanmayı düşünerek evlenmiyor. Uzun yıllar evli kalmayı hayal ediyor ama birçok çift birkaç yıl sonra şikayetlere başlıyor. “Evliliğim sıradanlaştı”, “Aşk bitti”, “İlk günlerin heyecanı, özlemi kalmadı”, “Aslında birbirimizi seviyoruz ama eski muhabbetimiz yok, birbirimizi sürekli eleştiriyoruz”, “Çok sık tartışıyoruz, birbirimize karşı daha gergin ve daha az toleranslıyız”, “Evliliği beceremiyoruz” diye şikâyet edebilirsiniz. Etrafınızda onlarca kişi boşanırken, siz anne ve babalarınız gibi uzun ve mutlu bir evlilik yapabilecek misiniz, yoksa bir hayalin peşinde mi koşuyorsunuz?</p>
<p>Ayrı hayatlar sürdürmek evliliklerin bozulmasının en önemli nedenlerinden biri. Aynı evin içinde, erkek ayrı, kadın ayrı hayat yaşamaya başlıyor. Biri bir odada, diğeri başka odada TV seyrediyor. Her ikisi de kendi arkadaşlarıyla eğleniyor. Ayrı yataklarda hatta ayrı odalarda yatanlar bile var. Bu durum, birbirlerinden sadece fiziksel değil, duygusal olarak da uzaklaşmalarına yol açıyor.</p>
<p>Kişilerin birbirine hayranlığının azalması önemli problemlerden biri. Hayranlık bir ilişkinin devamı için gerekli olan en önemli element. Uzun evliliklerde eşler hâlâ birbirine hayran. Sevdiğiniz kişinin sadece görünüşüne, davranışlarına değil, onun hayatını nasıl yaşadığına hayran olduğunuzda ona karşı sevginiz hiç bir zaman bitmez. Tanıştığınız ilk günleri hatırlayın; birbirinize söylediğiniz o güzel sözleri, iltifatları. Eğer karşınızdaki kişiye tümüyle, insan olarak hayran değilseniz, ilişkiyi sürdürmek çok zorlaşır. Ona hayran olmadığınızda birlikte olmak acı vermeye başlar. Karşınızdaki de bunu hisseder. Size sıradan biriymiş gibi davranan, hiç ilgi göstermeyen bir kişinin yanında olmayı mı tercih edersiniz yoksa size hayran olan, güzel sözleriyle sizi şımartan kişinin yanında mı? Sizi beğenen kişinin yanında olmak sizi daha mutlu etmez mi? Hatta kendinizi daha da fazla beğendirmek, karşınızdaki kişinin size olan hayranlığını sürdürebilmek için çaba gösterirsiniz, motivasyonunuz, hayat enerjiniz artar.</p>
<p>Aldatmaların nedeni bu mu?</p>
<p>Çoğu kaçamaklardan, aldatmalardan alınan heyecanının nedeni de budur; şımartılmak, güzel, yakışıklı hissetmek ve beğenilmek. Kişiler kendilerine sormalı; hayranlığınız tamamıyla bitti mi, yoksa hâlâ hayran olduğunuz birkaç şey sayabilir misiniz? Beğenmediğiniz özellikleri neler? Resmin bütününe baktığınızda bu beğenmediğiniz özellikleri ile onu olduğu gibi kabul edebiliyor musunuz? Çünkü onu olduğu gibi, tümüyle kabul edemezseniz, onu hep değiştirmeye çalışırsınız, bu da gerginliklerin artmasına neden olur. İlişkilerde sorunların ortaya çıkma nedeni çoğunlukla ‘heyecanın kalmaması’ değil, hayranlığın, birbirini olduğu gibi kabulün, saygının kalmaması.</p>
<p>İletişim problemi yaşanıyorsa!</p>
<p>İletişim problemleri evliklerin uzun sürmesini engelleyen en önemli faktörlerden biri. Çiftler birbirlerini dinlerken bir çok hatalar yapıyor bu da çatışmaların artmasına ve iletişim problemlerine neden oluyor. Örneğin, her hangi bir sohbet sırasında bile sürekli olarak haklı olduğunu ispatlamaya çalışıyor. İçten içe ‘Ben haklıyım, o haksız’ diye düşündüğünüzde, bütün enerjinizi kendi haklılığınızı ispatlamak için kullanırsınız. Bu durumda, karşınızdakinin ne söylediğine veya ne hissettiğine dikkat etmemiz çok zor olur. Diğer bir hata da karşınızdakini suçlamak. ‘Hepsi senin suçun’ veya ‘senin yüzünden böyle oldu’ gibi cümleler, karşımızdakini dinleyip anlama önünde önemli bir engeldir. Suçlamanın karşıtı, savunma. Bazıları da ‘kendimi her ne pahasına olursa olsun korumalıyım’ şeklinde düşünür ve böyle bir düşünce içindeyken, söylenenleri duymak ve değişik bakış açılarını fark etmek epey zorlaşır. Kendisini savunmaya odaklanmış kişi, bazen sadece kendini korumak için tartışmayı sürdürür.</p>
<p>Ya bencillikler?</p>
<p>Bencillik de evliliklerin bozulmasına ciddi bir faktördür. Çoğu insan evlilik içinde zamanla bencilleşiyor. Birbirinizin ihtiyaçlarını gözetmediğinizde, kendi ihtiyaçlarınızı hep daha fazla önemsediğinizde veya kendi isteklerinizi karşınızdakine diretmeye çalıştığınızda, eşiniz ihmal edilmiş hisseder. Bir süre sonra  herkes kendi ihtiyaçlarını giderme telaşına düşer ve bu bir yarışa döner. Bir bakarsınız kendinizi şöyle tartışmalar içinde bulursunuz: ‘Sen daha fazla uyudun, ben daha az uyudum; sen daha çok kendine zaman ayırdın, ben ayıramadım; sen çocukla daha az zaman geçiriyorsun, ben daha çok vs.’</p>
<p>Eşlerin birbirlerine olan ihtiyaçlar da azalıyor mu zamanla?</p>
<p>İhtiyaçlarının giderilmemesi kişinin bir süre sonra eşine karşı güvensizlik, hayal kırıklığı, kızgınlık, kin gibi olumsuz duyguları yaşamasına neden olur. Erkeğin ve kadının birbirine ihtiyacı olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Her ikisinin de yakınlığa, arkadaşlığa, muhabbete, cinsel beraberliğe, aile kurmaya, kendini güvende hissetmeye, destek almaya, paylaşmaya, ilgi görmeye ve sevilmeğe ihtiyacı var. Evlenmek bu ihtiyaçları karşılamayı garanti altına almanın bir yolu. Ne zaman bu ihtiyaçlar karşılanmıyorsa işte o zaman evliklerde, ilişkilerde problemler ortaya çıkmaya başlıyor. Bir çok eş şöyle şikâyet eder: ‘Benim iyiliğimi düşündüğüne artık inanmıyorum’. Eve gelince herkes kendi derdine düşüyor, herkes kendini düşünüyor. Ne o benle ilgileniyor, ne ben onunla. İlişkimizin ilk zamanlarında birbirimizin gözünün içine bakardık, ikimiz de birbirimizi mutlu etmek için uğraşırdık,  eve gelince ‘Sen yorulma ben yaparım’ derdik. Şimdi ‘ben yorgunum sen yap’ diye kavga ediyoruz. Oysa şımartılmak, ilgi, sevgi görmek en büyük ihtiyaç, insan bunun için evlenmez mi?</p>
<p>Beraber zaman geçirin: İlişkinizde dostluğa, arkadaşlığa, muhabbete önem verin. Ortak zaman geçirme, paylaşma çok önemli. Ama birbirinize nefes alacak alan da verin. Ne çok kopuk, ne de çok bağımlı olmak mutlu bir beraberlik için sağlıklı değil.</p>
<p>İhtiyaçlarınızı dile getirin: Vericilik ve empati her türlü ilişkinin ilacı. Özlediklerinizin, ihtiyaçlarınızın listesini yapıp ona şöyle diyebilirsiniz: ‘Bunlar benim ihtiyaçlarım, bunların çoğunu eskiden bana yapardın ve o zamanlar ikimiz de çok daha mutluyduk. Senin ihtiyaçların neler? Sen de onların bir listesini yapıp bana verir misin?’</p>
<p>Hayranlıklarınızı hatırlayın: Birbirinizi niye seçtiğinizi ve sevdiğinizi hatırlayın. Hatta bunu hem kendinize hem de eşinize hatırlatın.</p>
<p>Ailelere çok da yakın olmayın: Anne, baba ve kardeşlerle geçirdiğiniz zaman, eşinize ve çocuğunuza ayırdığınız zamanlarda dengeli olun. Onlardan tamamıyla kopmanız gerekmez, sadece artık ayrı bir aileniz olduğunuzu hatırlayarak yeni ailenize  odaklanın.</p>
<p>Doğru iletişim kurun: Anlaşamadığınız konuları çözmeye çalışırken, konuya odaklanın. Birbirinizi eleştirmekten, alay etmekten, aşağılamaktan kaçının. Çatışmaların ve kızgınlıkların her ailede olması doğal. Önemli olan olumsuz duygularınızı ifade edebileceğiniz güvenli bir ortam sağlamaktır. Tartışmalarınızda kimin haklı olduğu veya kimin kazanacağı asıl amaç haline gelirse, ikiniz de kaybedersiniz. Probleminizi çözmek için seçtiğiniz yolların doğru olup olmadığını anlamaya çalışın. Evliliği bozan çatışma veya fikir ayrılığı değil, yönetme biçimidir.</p>
<p>Romantizmi canlı tutun: Baş başa yemeğe çıkın, el ele yürüyüş yapın, beraber film seyredin, dans edin, birbirinize mektup yazın, çiçek alın.</p>
<p>Anne-baba olduğunuzda, karı-koca olmayı da sürdürün: Bebeğin aileye girişindeki etkiyi beraber göğüslemeli ve paylaşmalısınız. Anne-baba olmanın getirdiği sorumluluklar ve rolleri yerine getirirken evlilikteki duygusal alış verişin sürmesini sağlamalısınız. Birbirinize zaman ayırmalı, çocuk dışında baş başa olabileceğiniz aktiviteler yapmalı, ilişkinizin büyüsünü korumalısınız.</p>
<p>Krizleri yönetmeyi öğrenin: Her krizin, evliliği yıkma potansiyeli olduğu gibi, evliliği güçlendirme potansiyeli de var.Zorluklara, acılara beraber göğüs gererek ilişkinizi güçlendirmelisiniz. Bunun için doğru iletişim, destek, özveri, empati gerekli.</p>
<p>Cinsel yaşamınızı canlı tutun ve koruyun: İş stresi, aile sorumlulukları, psikolojik veya fizyolojik problemler önce cinsel hayatı etkiler. Bunun farkında olup, dış etkenlerin cinsel hayatınızı olumsuz etkilemesine izin vermeyin. Cinsel hayatınızda problemler var ise mutlaka çözmek için girişimde bulunun, gerekirse yardım alın. Problemi görmemezlikten gelmeyin, yok saymayın. Mutlu ve uzun bir evlilik için mutlu bir cinsel hayat gereklidir.</p>
<p>ÖZÜR DİLEMEYİ BİLİN</p>
<p>“Karşılıklı anlayış, saygı ile 10 yıl geçtikten sonra evlilikte bağlılık oluyor. Ufak tefek tartışmalarda insanın kendisini frenlemesi gerekiyor. Eşi iyi seçmeli. Evlenmek iyi, ama evlililk müessesini uzun yaşatmak daha da önemli. Onun problemi olunca ortaklaşa çözmek gerekir. Eşlerin birbirine baskı kurmaması gerekir. Övmek de güzel bir şey. Samimi olacaksın. En önemlisi evine bağlı olacaksın. Eşini kendinin bir parçası olarak göreceksin. Özür dilemeyi de bilmek gerekiyor.”</p>
<p>Nasıl ki yağmurun yağabilmesi için önce yeryüzündeki suyun buharlaşarak bulutlarda su kütleleri oluşturması gerekir. Ve nasıl ki bebek önce anne karnında, dışarıda yaşamını devam ettirebilecek fonksiyonları kazanır. Kişilerin de doğru iletişimi oluşturabilmesi için önce dinlemesi gerekir.</p>
<p>KONUŞURKEN &#8216;AMA&#8217; SİLAHINA SARILMAYIN!</p>
<p>Bir İlişkinin Sürmesi İçin Neye İhtiyaç Vardır?</p>
<p>Çiftlerin birbirlerine destek olmalarında, yardımlaşmalarında, mutluluklarında ve belki de ailenin oluşmasında aşk-sevgi en önemli itici güçlerden biri olmasına karşılık ilişkinin temel yapısını sevgi belirlemez. Kişisel özellikler ve beceriler ilişkinin sürmesi ve gelişmesi için en önemli belirleyicidir. Mutlu bir ilişki için belirleyici olan kişisel özellikler: sadakat, duyarlık, cömertlik, saygı, bağlılık, sorumluluk, güvenirliktir. Eşlerin birbiriyle yardımlaşmaya, uzlaşmaya birlikte kararlar alarak uygulamaya gereksinimleri vardır. Eşler birbirlerine karşı esnek kabullenici ve bağışlayıcı olmak zorundadırlar. Birbilerinin hatalarına, eksiklerine ve özelliklerine karşı hoşgörülü olmaları gerekir. Bu özellikler zamanla beslendikçe, ilişki gelişir ve olgunlaşır.</p>
<p>Çiftler sıklıkla kendi ilişkilerinin dışındaki diğer insanlara nasıl uyum sağlanacağı konusunda (örneğin iş hayatı gibi) usta olmasına rağmen, çok az insan yakın bir ilişkiye o ilişkiyi mutlu kılacak temel birtakım bilgilerle &#8211; veya teknik becerilerle- girer. Yakın ilişkiye giren insanlar nasıl birlikte karar alınacağını veya eşin verdiği mesajların &#8220;şifrelerin&#8221; nasıl çözüleceğini sıklıkla bilmiyorlardır. Evin tavanı aktığında belki onun nasıl onarılacağını bilen çiftler, iş aralarındaki sevginin günden güne azalması olduğunda ne yapacaklarını bilemezler.</p>
<p>Evlilik hatta birlikte yaşam, yaşamdaki diğer ilişkilerden farklıdır. Bir çift uzun süreli bir ilişkiyi amaçlayarak birlikte yaşamaya başladığında birbirleriyle ilgili belli beklentiler duymaya başlarlar. İlişkinin yoğunluğu, yıllardır uyuya kalmış; koşulsuz- şartsız sevgi, sadakat ve destek özlemlerinin canlanmasına yol açar. Ve eşler ya açık olarak sözleriyle (evlilik törenin de olduğu gibi) ya da dolaylı olarak eylemleriyle birbirlerinden bu derin ihtiyaçlarının karşılanmasını  beklerler. Eşlerin yaptıkları şeyler ne olursa olsun kendiliğinden bu arzular ve beklentilerden köken alan anlamlar taşırlar.Kocaeli Aile Danışmanlık merkezimizde her türlü soru sorun ve görüşleriniz için sizleri bekliyoruz.</p>
<p>İyi bir evlilik için iyi bir iletişim şarttır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/evlilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Yeme Bozukluğu</title>
		<link>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/cocuklarda-yeme-bozuklugu/</link>
		<comments>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/cocuklarda-yeme-bozuklugu/#comments_reply</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Apr 2019 08:43:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/?p=5844</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUKLAR NEDEN YEMEK YEMEK İSTEMEZ? Günümüz ebeveynlerinin en sıkıntı duyduğu konulardan biri de çocuktaki iştahsızlık problemidir. Carlos Gonzales bu konuda şöyle söyler; ‘İştahsızlık, bir çocuğun yedikleri ile ailesinin ondan yemesini bekledikleri arasındaki denge sorunudur’. Bazen durum bundan ibaret olabiliyor. Bazen&#8230;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb_text_column wpb_content_element vc_custom_1547295915612">
<div class="wpb_wrapper">
<p><strong>ÇOCUKLAR NEDEN YEMEK YEMEK İSTEMEZ?</strong></p>
<p>Günümüz ebeveynlerinin en sıkıntı duyduğu konulardan biri de çocuktaki iştahsızlık problemidir. Carlos Gonzales bu konuda şöyle söyler; ‘İştahsızlık, bir çocuğun yedikleri ile ailesinin ondan yemesini bekledikleri arasındaki denge sorunudur’. Bazen durum bundan ibaret olabiliyor. Bazen de ciddi anlamda yeme bozukluğu olduğunu tesbit ediyoruz.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p><strong>Çocuğun yemek yememesi ne zaman sorun olur?</strong></p>
<p>Ciddi kilo kayıpları, halsizlik,dikkat dağınıklığı, çocukta baş ağrıları, cilt renginde değişim gibi gözle görülür sonuçlar ortaya çıkarsa acilen bir doktor desteği gerekmektedir. Ancak bedensel hiç bir sorun yoksa, buna rağmen yemek yemeden kaçıyor ,size bu durum eziyet haline geliyor ve kafanıza takılıyorsa bir uzmandan destek alabilirsiniz. Besleme, yemek yeme keyif verici olmalıdır. Eğer çocuğunuza bu durum işkence gibi geliyorsa yemek yemeden kaçacaktır. Fazla ısrar ve endişe çocuğu ürkütebilir. Çocuk dirençsel olarak  bir tepki verecektir. Ve yemeklerden kaçmaya başlayacaktır.</p>
<p><strong>Anne – Baba olarak ne yapmalıyız?</strong></p>
<p>Bizler ebeveyn olarak neler yapmamalıyız öncelikle bunu bilmek gerekmektedir. Bunlar; Israr,Rüşvet ve Ceza.</p>
<p>Her ne kadar zorlansak da çocuğa ısrar etmememiz gerekmektedir.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Evinizde paketlenmiş ve tokluk hissi oluşturacak hiç bir gıda malzemesi bulundurulmaması gerekmektedir.Yemeği reddeden çocukla tartışma içerisine girmeyin. Çocuk elbette ki açıkacaktır. Aç olduğunu söylediği an da yemeğini hazırlayın ( sağlıklı, sevdiği yiyecekler) .</p>
<p>Çocukların sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmasında ebeveynlerin tutarlılığı ve doğru örnek olmaları önemlidir. Örneğin, yemek saatlerinde bütün aile bireylerinin sofrada birlikte oturması büyük önem taşımaktadır. Anne ya da baba yemek seçici ise veya yemek sırasında çocuk üstüne dökmemesi, etrafa sıçratmaması için sürekli uyarılıyorsa olumlu alışkanlıklar geliştirmesi zorlaşacaktır. Yararlı besinleri yemesi halinde ödül olarak pasta, tatlı, çikolata, şekerleme önerilmesi, bu gıdaların daha çekici olmasını önlemek açısından yasaklanması da uygun değildir.</p>
<p>Vitamin ve mineraller sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazlarındandır. Eksiklikleri, vücutta farklı hastalık ve bozukluklara sebep olmaktadır. Vitaminler için temel kaynaklar sebze ve meyvelerdir. Mineraller ise yapıcı ve düzenleyici göreve sahiptir. Çocuklar için en önemli mineraller kalsiyum ve demirdir. Kalsiyum ve demiri sağlayan süt ürünleri, kuru yemişler, yeşil yapraklı sebzeler ile et diğer mineral ihtiyaçlarını da karşılamak için yeterli olacaktır. Bu yaşlarda kalsiyum ihtiyacının karşılanması için günde en az 2 bardak süt içilmesi sağlanmalıdır.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Beslenmede günlük öğünlerden en temel olanı kahvaltıdır. Bütün gece süren açlıktan sonra, vücut ve beyin güne başlamak için enerjiye gereksinim duymaktadır. Kahvaltı yapılmadığı takdirde dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olmaktadır. Bu nedenle güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltı ile başlamak öğrencilerin okul başarısının artmasında son derece önemlidir. Çocukların her sabah düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığı kazanmalarına özen gösterilmelidir.</p>
<p>Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesi, düzenli olarak ana ve ara öğünlerin tüketilmesi ile mümkündür. Bu nedenle, öğün atlanmamalıdır. Günlük tüketilecek besinlerin 3 ana, 2 ara öğünde alınması en uygun olanıdır. Ara öğünlerde tüketilmesi için çocukların beslenme çantalarına taze ve kuru meyveler, kuru yemişler, süt, evde yapılmış kek, poğaça gibi yiyecekler konmalıdır. Asitli içecekler, çikolata, hazır kekler, şekerlemeler, cips gibi yağlı ve tuzlu atıştırmalıkların sağlık üzerine etkileri anlatılıp, sürekli tüketiminin alışkanlık haline gelmesi önlenmelidir.</p>
<p>Öğle öğününde fast food olarak adlandırılan hamburger, patates, kola gibi hızlı gıdalar yerine kırmızı et veya beyaz et ile yapılmış sebze ya da bakliyat yemekleri, çorba, pilav, makarna ile meyve çeşitleri tüketmek çok daha besleyici olur. Özellikle kakaolu gıdalar ve çikolatanın reflüyü tetikleyici etkisi bulunması sebebi ile sınıflarda ödül olarak çikolata verilmemesi, doğum günü kutlamalarında çikolatalı pasta yerine bol meyveli pastaların tercih edilmesi gerekir.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Çocuklarda sağlıklı büyümenin sağlanması için her besin grubundan mutlaka alınmalıdır.</p>
<p>Öğün atlanmamalıdır. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Yapılan çalışmalarda okul başarısıyla ilişkisi belirlenmiştir.</p>
<p>Günlük en az 500 ml süt veya süt ürünü tüketilmelidir. Özellikle evde yapılmış yoğurt tercih edilmelidir.</p>
<p>Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği tercih edilmelidir. Posa içeriği yüksek ve glisemik indeksi daha düşüktür. Aynı şekilde pirinç pilavı yerine bulgur pilavı tercih edilmelidir.</p>
<p>Margarin yerine zeytinyağı ve tereyağı tercih edilmelidir.</p>
<p>Balık tüketimi arttırılmalıdır.</p>
<p>Yumurta protein yönünden çok zengindir ve mutlaka tüketilmelidir.</p>
<p>Taze meyve- sebze tüketimi arttırılmalıdır. Meyve sadece suyu yerine, posasıyla tüketilmelidir.</p>
<p>Abur cubur tüketimi mutlaka engellenmelidir. Sağlıklı atıştırmalık olarak kuru meyveler, hurma ve kuru yemiş kullanılabilir.</p>
<p>Demir eksikliğine bağlı, kansızlığı engellemek için demir içeriği yüksek gıdalar tüketilmelidir. Demir içeren gıdalar, demir emilimini engelleyen gıdalarla beraber tüketilmemelidir. Çay, unlu gıdalar, süt ve süt ürünleri bağırsaklarda demir emilimini azaltacağı için beraber tüketilmemelidir. C vitamini içeriği yüksek olan meyveler, demir içeriği yüksek gıdalarla beraber tüketilebilir.</p>
<p>Şeker tüketimi azaltılmalıdır. Sütlü tatlılar tercih edilebilir. Şeker içeriği yüksek olan kola, gazlı içecekler ve hazır meyve suyu tüketilmemelidir.</p>
<p>Fast food tarzı besinler engellenmelidir.</p>
<p>Katkı maddeli yiyecekler tüketilmemelidir.</p>
<p>Tuz tüketimi azaltılmalıdır. Günlük en fazla 6 gr tuz tüketimine izin verilebilir. İyotlu tuz tercih edilmelidir.</p>
<p>Çocuklar güvenilir yerlerden ve güvenilir markaları tüketmesi adına bilinçlendirilmelidir.</p>
<p>Çocuklarda beslenme düzenlenmesinin yanında kilo takibi mutlaka yapılmalıdır. Bilgisayar ve televizyon kullanımının artmasıyla fazlalaşan hareketsiz hayat tarzı tüm dünyada obezitenin artışına sebep olmuştur. Televizyon ve bilgisayar karşısında geçirilen vakit kısıtlanarak spora ayrılan süre arttırılmalıdır.</p>
<p>Sağlıklı beslenmeyi sağlamak için aile ve öğretmen iletişim içinde olmalı, kantinde satılan yiyecekler mutlaka denetlenmelidir.</p>
<p>Ancak çocuğumuzun sürekli yanında olup onu denetleyemeyeceğimiz için ev içinde ona örnek olarak eğitime başlayabiliriz. Kısıtlamaları neden yaptığımızı açıkça anlatmalı ve zararlı yiyeceklerin yerine onlara alternatif olacak sağlıklı seçenekler sunmalıyız.</p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p><strong>ÇOCUK GELİŞİMİ İÇİN ÇOK YEMESİ DEĞİL , SAĞLIKLI VE  DENGELİ BESLENMESİ GEREKİR.</strong></p>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Çocukların sağlıklı olması için tek etkenin beslenme olmadığını, sevgiye de ihtiyaç duyduklarını bilmek gerekir. Başkalarının yanında ‘ benim çocuğum hiç yemek yemez ‘ gibi cümleler kurmamaya özen gösterin. Sofra hazırlarken tabak bardak gibi konularda fikir vermesine izin verin.</p>
<p>Çocuğunuzu hiç bir konuda yetersiz hissettirmeyin. Onu her zaman destekleyin.</p>
<p>Eğer siz çocuğunuzu sürekli uyarır ve onaylamazsanız çocuk kendini değersiz hissederek dış dünyaya da kapatır. Zaman zaman yemek yemek istemeyebilir. Hayattan keyif almayabilir. Bu yüzden de çocuğunuza karşı ilk vermeniz gereken şey, besinden önce sevgidir. Sevildiğini bilen mutlu bir aile ortamında yaşayan çocuk hiç bir zaman kendini ötekileştirmez. Çocuğa saygı duymalı ve her zaman desteklenmelidir..Kocaeli Aile Danışmanlık merkezimizde her türlü soru sorun ve görüşleriniz için sizleri bekliyoruz.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/makale/cocuklarda-yeme-bozuklugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kocaeli Çocuk Psikologu Merkezi</title>
		<link>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/psikolog/kocaeli-cocuk-psikologu-merkezi/</link>
		<comments>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/psikolog/kocaeli-cocuk-psikologu-merkezi/#comments_reply</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Nov 2018 17:33:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/uncategorized/kocaeli-cocuk-psikologu-merkezi/</guid>
		<description><![CDATA[AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞINA BAĞLI KOCAELİ AİLE DANIŞMA MERKEZİ Kocaeli Çocuk Psikologu Merkezi İRTİBAT BİLGİSİ SABİT NO   :262/3321841 CEP NO       : 530/7997341 Kocaeli Çocuk Psikoloğu Arıyorsanız Yazımızı Okuyun ! ÇOCUĞUNUZUN PSİKOLOJİK SORUNLARINDA PSİKOLOĞA DANIŞMAK İÇİN BEKLEMEYİN !&#8230;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;">AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞINA BAĞLI</h1>
<p style="text-align: center;">KOCAELİ AİLE DANIŞMA MERKEZİ</p>
<h1 style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong>Kocaeli Çocuk Psikologu Merkezi</strong></span></h1>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">İRTİBAT BİLGİSİ</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">SABİT NO   :262/3321841</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">CEP NO       : 530/7997341</span></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kocaeli Çocuk Psikoloğu Arıyorsanız Yazımızı Okuyun !</strong></span></p>
<p><span style="color: #0000ff;">ÇOCUĞUNUZUN PSİKOLOJİK SORUNLARINDA PSİKOLOĞA DANIŞMAK İÇİN BEKLEMEYİN !</span></p>
<p>Bazı ailelerin çocuklarında fark ettikleri psikolojik sorunların kendiliğinden geçmesini beklediklerini görüyoruz. Oysa çocuklardaki psikolojik sorunlar genellikle bir probleme işaret ediyor. Bu nedenle ailelerin durumu fark etmeleri ve uzman yardımına başvurmaları çok önemli.</p>
<p>Sorular ve Cevaplar:</p>
<p><strong>Kocaeli çocuk psikoloğu</strong> arıyorum, kime başvurmalıyım?<br />
Merkezimizdeki <strong>çocuk psikologlarından</strong> yardım alabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kocaeli çocuk psikoloğu</strong> ile görüşmek istiyorum?<br />
İletişim bölümündeki telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kocaeli Çocuk Psikoloğuna</strong> kaç yaşındaki çocuklar götürülebilir?<br />
<strong>Kocaeli Çocuk – ergen psikologları</strong> 2-18 yaş arası çocuklar ile ilgilenmektedir.</p>
<p><strong>Kocaeli Çocuk Psikoloğu  </strong>hangi hastanelerde var?<br />
Genelde üniversite hastaneleri ve eğitim-araştırma hastanelerinde <strong>çocuk psikologları</strong> görev yapmaktadır. Ancak yoğunluk nedeniyle randevu almak oldukça zordur.</p>
<p><strong>Kocaeli Çocuk Psikologları</strong> terapi yapar mı, ilaç yazar mı?</p>
<p><strong>Kocaeli Çocuk psikologları</strong> ilaç yazmaz. Terapi eğitimine sahip uzman psikologlar terapi ve danışmanlık ile yardımcı olurlar.</p>
<p><strong>Kocaeli de Merkezimizde </strong>bulunan  deneyimli uzman <strong>çocuk psikologları</strong> tarafından terapi uygulanmaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>ÇOCUĞUNUZUN PSİKOLOJİK SORUNLARINDA PSİKOLOĞA NE ZAMAN BAŞVURMALISINIZ</strong></span></p>
<p><strong>Kocaeli Çocuk psikoloğuna</strong> ne zaman başvuracağınızı bilmek, çocuğunuzun gelişim sürecinde çok önemlidir.<br />
Aile içi ilişkilerde  büyük krizler yaşanıyorsa ve çocuk bu durumdan derin bir şekilde etkileniyorsa,<br />
Ayrılık, boşanma, işsizlik, aile bireylerinden birisinin yaşadığı önemli bir hastalık, kaza, ölüm ve yas gibi aileyi derinden sarsan ve çocuğu da derinden etkileyebilecek olaylar varsa,<br />
Okuldan, doktorunuzdan, bakıcınızdan ya da bir arkadaşından gelen uyarılar yoğunlaştıysa,<br />
Çocuğunuz yaşına göre öğrenmekte güçlük çekiyor, düşünsel ve duygusal gelişiminde gecikme oluyorsa,<br />
Yaşıtlarına göre birtakım farklı yönlerini gözlemliyorsanız: Örneğin sürekli sızlanmak, uyumakta güçlük çekmek, sürekli yatağını ıslatmak, arkadaş edinememek, oyun oynamamak gibi,<br />
Çocuğun bazı yönlerden gelişiminde dengesizlik hissediyorsanız ve bu dengesizlik onu rahatsız ediyorsa; örneğin fiziksel gelişimi mükemmel olduğu halde duygusal gelişiminde bir yavaşlık varsa (yaşına uygun olmayan hareketler yapmak, içine kapanıklık, çevreyle iletişim kuramamak vb.),<br />
Özellikle;</p>
<p>Tavırlarında  ve ruh halinde ani değişiklikler yaşıyorsa : Örneğin uyku ve beslenme düzensizlikleri , düzgün konuşuyorken  kekelemeye başlamak gibi. Okulda ders dinlerken veya ders çalışırken dikkatini toparlayamıyorsa,</p>
<p>Sürekli altını ıslatıyorsa ve çocuk doktorunuz bunun fizyolojik bir nedeni olmadığını iddia ediyorsa, psikoloğa başvurarak çocuğunuzun psikolojik bir sorunu olup olmadığının değerlendirilmesini sağlamalısınız.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>BELİRTİLERE DİKKAT!</strong></span></p>
<p>Çocuğunuz dikkatini toparlayamıyorsa,</p>
<p>Sürekli gergin, huzursuz ve sinirliyse</p>
<p>Uyku düzensizlikleri yaşıyorsa</p>
<p>Aşırı halsizlik ya da hareketlilik varsa</p>
<p>Sürekli suçluluk duygusu çekiyorsa</p>
<p>Tüm bunlar problemin sinyalleri olabilir…</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>KOCAELİ ÇOCUK PSİKOLOĞUNA  BAŞVURMAK  İÇİN</strong></span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>SORUN  ÇIKMASINI  BEKLEMEYİN!</strong></span></p>
<p>Büyük çoğunlukla anne babalar çocuklarında gözle görülecek bazı davranış problemleri ortaya çıktığında çocuk psikoloğundan yardım almayı seçmektedirler. Bu durumda psikolog, problem iyice kökleşmiş ve derinleşmiş bir haldeyken aile ve çocukla karşılaşır. Ailelerin  ‘ büyüyünce geçer’ şeklindeki önyargısı tedaviyi geciktirmektedir. Bir kere şu tespiti yapalım ; ‘büyüyünce geçmez, daha da güçleşir.’ Çocuğun psikolojik gelişiminde gözle görülür herhangi bir aksama olmadan da çocuğun psikolojik gelişimini anlamak ve bilgilenmek için uzmana başvurulmalıdır. Özellikle okul öncesinde çocuğun hemen her yaşında anne baba olarak; bilgilenmek, varsa soru işaretlerine cevap bulmak için gidilir. Psikologa, bebeğe hazırlanmak, bebekle ilişki kurmanın psikolojik yönlerini keşfetmek, varsa ilk çocuğu kardeş doğumuna hazırlamak, okul öncesi eğitime hazır olup olmadığını, ilkokula hazır olup olmadığını anlamak vb. konularda sağlıklı gelişimle ilgili bilgiler almak için gidilebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<div id="_MiddleLeft2" class="colA">
<div class="dContent">
<div id="artbody" class="articleBody">
<p>Çocuğunuzun basit problemleri varsa öncelikle doğru bir yönlendirme için pedagog gitmeniz gerekir. Pedagog çocuğunuzun klinik değerlendirmesini yaparak rahatsızlığına göre çocuğunuzu gerekli uzmanlara yönlendirecektir. Örneğin; pedagog çocukta yaygın anksiyete bozukluğundan şüphe ederse, klinik değerlendirmesini ve çocuğa uyguladığı psikolojik testlerin sonucunu bir rapor halinde yönlendireceği Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanına gönderirken, çocuğa da terapi desteği verir ve aileyi bilinçlendirir. Böylece Çocuk Psikiyatristi ile işbirliği içinde çalışarak çocuğun tedavisine destek olur.</p>
<p>Pedagogların en önemli rolü anne babalar için önemsiz gibi görülen semptomları değerlendirip, şüphe ettiği bozukluğun tanı ve tedavisi için geç kalmadan Çocuk ve Ergen Psikiyatristine yönlendirerek tedavi sürecini başlatmalarıdır. Erken tanı tedavi sürecini kolaylaştırır.</p>
<p>Aynı şekilde Çocuk ve Ergen Psikiyatri uzmanı ise tedavi ettiği çocuğu terapi desteği alması ve ailesinin çocuğa nasıl davranacağı hakkında danışmanlık alması için pedagoga yönlendirir.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kocaeli Pedagoga çocuğunuzu hangi durumlarda götürmelisiniz?</strong></span></p>
<p><strong>Kontrol ve gelişimini desteklemek amaçlı;</strong><strong><br />
</strong></p>
<p>Pedagoga gitmek için çocuğunuzun bir sorun yaşması gerekmiyor. Bebeğinizi pedagog rehberliğinde bilinçli bir şekilde büyüterek ilerde oluşabilecek sorunların önlemiş olursunuz. Günümüzde pedagoga gitmek hala bir tabudur. Çünkü aileler, pedagoga sadece çocukları psikolojik problemler yaşarsa gidilebileceklerini düşünüyor ve herhangi bir basit konu için bile danışmaya giderse çevresi tarafından çocuklarının psikolojisinin bozuk olarak yorumlanacağından çekiniyorlar. Çocuğunuzun sağlıklı ve mutlu büyütmek için pedagoga gitmek bir çocuk doktoruna gitmek kadar normal ve gereklidir. Bu nedenle aileler bu konuda çekinmemelidir. Çünkü sorunlar büyüdüğünde tedavi süreci daha uzun sürüyor.</p>
<p>Çocuğunuzu bilinçli bir şekilde büyütmek için şu nedenlerle pedagoga başvurabilirsiniz;</p>
<p>&#8211; Pedagoga hamilelik döneminde bebeğin aileye gelişi konusunda, kardeşinin bebeği kabullenme sürecini destek olacak tavsiyeler almak, bebek bakımı ve gelişimi hakkında bilgi almak için gidilmelidir.<br />
&#8211; Doğumdan sonra bebeğin gelişimi ve psikolojisi, oyuncakların seçimi, ailenin bebeğe yaklaşımı hakkında bilgi almak için gidilmelidir.<br />
&#8211; Bebeklik döneminde çocuğun gelişimini takip etmek, gelişimini destekleyecek oyun ve oyuncak seçiminde destek almak için gidilebilir.</p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Kocaeli Çocuğun hayatındaki önemli değişikliklerde problemleri önlemek amaçlı;</span><br />
</strong></p>
<p>Çocuğunuzun hayatını olumsuz etkileyeceğini düşündüğünüz aşağıdaki değişiklikler ve olaylarda;</p>
<p>&#8211; Aileye yeni bir bebeğin gelişi,<br />
&#8211; Boşanma,<br />
&#8211; Anne babanın ayrı evlerde yaşaması,<br />
&#8211; Anne veya babanın işten ayrılması veya işe başlaması,<br />
&#8211; Ev ve oda değişikliği,<br />
&#8211; Ebeveynlerin çocuktan ilk defa uzak kalacak olması, uzun süreli şehir dışı yolculuklar,<br />
&#8211; Kreşe ve Anaokuluna ilk defa başlamak,<br />
&#8211; İlkokula ilk başlangıç,<br />
&#8211; Aile içi ilişkilerde büyük krizler yaşanıyorsa ve çocuk bu durumdan derin bir şekilde etkileniyorsa,<br />
&#8211; İşsizlik,<br />
&#8211; Eşler arası problemlerin çocuğu etkilemesi,<br />
&#8211; Okul ve arkadaş değişikliğinde,<br />
&#8211; Çocuğun bakımından birinci derecede sorumlu olan yetişkinlerde psikolojik sorunlarının olması,<br />
&#8211; Aile bireylerinden birisinin yaşadığı önemli bir hastalık, kaza, ölüm ve yas gibi aileyi derinden sarsan ve çocuğu da derinden etkileyebilecek olaylar varsa,</p>
<p>Buna benzer çocuğunuzu etkileyeceğini düşündüğünüz durumlarda pedagoga danışabilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kocaeli Çocuğunuzdaki davranış değişikliklerinin nedenlerini anlamak ve psikolojik destek vermek amaçlı;</strong></span></p>
<p>Son zamanlarda çocuğun davranışlarında ve ruh halinde bir gariplik, farklılık hissediyorsanız pedagogdan mutlaka destek almalısınız. Bu değişiklikler;</p>
<p>&#8211; Aile bireylerinden birisinin yaşadığı önemli bir hastalık, kaza, ölüm ve yas olaylar çocuğu derinden sarsıldıysa,<br />
&#8211; Tavırlarında ani değişiklik varsa örneğin sürekli gergin, sinirli, huzursuz,<br />
&#8211; Uyku ve beslenme düzensizlikleri,<br />
&#8211; Düzgün konuşuyorken aniden kekelemeye başlaması,<br />
&#8211; Okulda ders dinlerken veya ders çalışırken dikkatini toparlamakta zorlanması,<br />
&#8211; Aşırı halsiz ya da çok hareketli olmaya başladıysa,<br />
&#8211; Korkuları ve kaygıları artıysa,<br />
&#8211; Suçluluk duygusu yaşıyorsa,<br />
&#8211; Gereksiz tutturmalar ve takıntılar başladıysa,<br />
&#8211; Okuldan öğretmeninden, bakıcınızdan ya da bir arkadaşından gelen uyarılar artıysa,<br />
&#8211; Altını ıslatmaya başladıysa,<br />
&#8211; Gece dişlerini gıcırdatmaya başladıysa,<br />
&#8211; Gece uykusundan sık uyanıyor ve sık sık kabus görmeye başladıysa,<br />
&#8211; Arkadaşlarına karşı saldırgan ve hırçın bir tavır sergiliyorsa,<br />
&#8211; Anneye babaya ve yakın akrabalarına karşı saldırgan davranıyor ve onlara vuruyor, ısırıyorsa,<br />
&#8211; Anneye olan düşkünlük artıysa ve anneyi evin içinde takip ediyor ondan ayrılmıyorsa,<br />
&#8211; Yalnız başına tuvalete veya diğer odalara gitmekten korkuyorsa,<br />
&#8211; Çok sessiz bir çocuk olduysa ve kimseyle bir şey paylaşmak istemiyorsa,</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kocaeli Çocuğunuzdaki semptomları değerlendirip tedavi sürecini başlatmak amaçlı;</strong></span><strong><br />
</strong></p>
<p>Çocuğunuzda önemsiz gibi görülen problemler ciddi bir bozukluğun habercisi olabilir. Bu durumda erken tanı çocuğun tedavisinde önemli bir rol oynar.</p>
<p>&#8211; Çocuğunuz yaşına göre öğrenmekte güçlük çekiyorsa,<br />
&#8211; Gelişim alanlarından birinde gecikme varsa, örneğin yaşıtlarına göre hala konuşmaya başlamadıysa<br />
&#8211; Arkadaşlarıyla uyum problemi yaşıyorsa: Örneğin bir tek arkadaşla iyi oynarken ikinci arkadaş geldiğinde anlaşamıyor ve sadece yetişkinlerle ya da kendinden büyük çocuklarla oynamayı tercih ediyorsa,<br />
&#8211; Sürekli altını ıslatıyorsa ve çocuk doktorunuz bunun fizyolojik bir nedeni olmadığını ifade ediyorsa,<br />
&#8211; Okulda ve evde aşırı aktifse ve dikkatini toplamakta zorlanıyorsa,<br />
&#8211; Dürtülerini, isteklerini kontrol etmekte zorlanıyorsa,<br />
&#8211; İnatçı ve dediklerini ağlayarak yaptırıyorsa,<br />
&#8211; Sabırsız ve her istediğinin anında olmasını istiyorsa,<br />
&#8211; Tutturmalar ve takıntılar hayatını etkileyecek boyut aldıysa,<br />
&#8211; Uyku sorunları yaşıyorsa,<br />
&#8211; Konuşma gecikmesi yaşıyorsa,<br />
&#8211; Altını çok sık ıslatıyorsa,<br />
&#8211; Algılamada ve komutları anlamada sorun yaşıyorsa,<br />
&#8211; Sürekli aynı oyuncakla tuhaf şekilde oynuyorsa,<br />
&#8211; Göz kontağı kurmuyorsa,<br />
&#8211; Aile üyeleri dışında kimseyle iletişim kuramıyorsa,<br />
&#8211; Kendi odasında tek başına yatamıyor annesi veya babasıyla yatıyorsa,<br />
&#8211; Öz bakım ihtiyaçlarını kendisi yapamıyorsa,<br />
&#8211; Her şeyi ağlayarak yaptırıyorsa,<br />
&#8211; Annesine çok hırçın davranıyorsa,<br />
&#8211; Tek başına bir yetişkinle büyüyor ve arkadaş çevresi yoksa<br />
&#8211; Annesi babası ölecek diye kaygılanıyorsa,<br />
&#8211; Okula gitmek istemiyorsa,<br />
&#8211; Yalan söylüyorsa,<br />
&#8211; Tırnaklarını yiyorsa,<br />
&#8211; Mastürbasyon yapıyorsa,<br />
&#8211; Okul başarısında ani düşme olduysa,<br />
&#8211; Dikkatini bir şeye toplamakta zorlanıyorsa,<br />
&#8211; Dalıp gitmeler artıysa,<br />
&#8211; Her şeye hayır diyor ve karşı çıkıyorsa,<br />
&#8211; Çeşitli tikler geliştirdiyse,<br />
&#8211; Ağır travmalar yaşadıysa,<br />
&#8211; Cinsel istismar yaşadıysa,</p>
<p>Bu ve buna benzer, sizin için önemsiz gibi görülen ipuçları bir psikiyatrik bozukluğunun başlangıcının sinyali olabilir. Bu semptomların sayısı daha da artmadan pedagoga gitmeniz tedavinin daha kısa sürmesini sağlayacaktır. Bu semptomlar dikkate alınmaz ve aile zaman kaybederse çocukta çeşitli ruhsal bozukluklar oluşur. Pedagog bu semptomlar değerlendirir eğer ruhsal bir bozukluktan şüphe ederse Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı ile işbirliği içinde çalışır. Çünkü zaman kaybedildiyse ve artık ruhsal bozukluk derecesinde ise psikiyatrik ilaçlar tedavinin bir parçasını oluştur. Bozukluğun kesin tanısında ve tedavi için yazılacak İlaçlar konusunda Çocuk Psikiyatrisi uzmandır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Peki, çocuklarda karşılaşılan ruhsal bozukluklar nelerdir?</strong></span></p>
<p><strong><br />
</strong>&#8211; Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu<br />
&#8211; Öğrenme Bozukluğu,<br />
&#8211; Davranım Bozukluğu,<br />
&#8211; Anksiyete Bozuklukları,<br />
&#8211; Depresif Bozukluk,<br />
&#8211; Enürezis, Enkoprezis<br />
&#8211; Yaygın Gelişimsel Bozukluklar ( Otizm, Asperger)<br />
&#8211; Obsesif Kompelsif Bozukluk,<br />
&#8211; Fobiler,<br />
&#8211; Tikler,<br />
&#8211; Sosyal fobi,<br />
&#8211; Uyku bozuklukları,<br />
&#8211; Çocukluk Şizofrenisi,<br />
&#8211; Panik atak,<br />
&#8211; Konversiyon Bozuklukluğu,<br />
&#8211; Somatizayson Bozukluğu<br />
&#8211; Alkoliz,<br />
&#8211; Yeme bozuklukları,<br />
&#8211; Karşıt Gelme Bozukluğu,<br />
&#8211; Dürtü Kontrol Bozukluğu,<br />
&#8211; Konuşma Bozuklukları<br />
&#8211; Vb.</p>
<p>Bunlar çocuklarda en sık rastlanan ruhsal bozukluklardır. Önemli olan anne babaların çocuklarındaki rahatsızlıklığı kabullenip zaman kaybetmeden pedagog desteği almalarıdır. Pedagog, problemin ne olduğunu, ne yapmak gerektiğini,, başka hangi uzmanlardan destek almanız gerektiği hakkında size ayrıntılı bilgi verecek ve tedavi sürecini başlatacaktır.</p>
<p>Kocaeli Kariyer Polikliniği Kocaeli Merkezli Bir Bireysel Koçluk &#8211; Psikolojik Danışmanlık – Aile Danışmanlığı Merkezi olup, Türkiye’de 14 ilde şubesi ile hizmet vermektedir. Randevu almak için lütfen arayınız.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">İRTİBAT BİLGİSİ</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">SABİT NO   :262/3321841</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">CEP NO       : 530/7997341</span></strong></p>
</div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="_MiddleLeft2" class="colA">
<div class="dContent">
<div class="share2">
<ul class="share2a">
<li id="facebookPlugin" class="face"></li>
<li id="twitLikeButtons"></li>
<li class="googlep"></li>
</ul>
</div>
</div>
<div id="adhVideo" class="row"></div>
<div id="BlodreadSaver"></div>
<div class="row cats">
<div class="mf1">
<div class="newsd na1"></div>
</div>
</div>
</div>
<div id="_MiddleCenter2" class="colB">
<div class="row wty">
<div class="negiy">
<div class="newsd na1 na2"></div>
</div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/psikolog/kocaeli-cocuk-psikologu-merkezi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kocaeli Aile Danışmanlığı Hizmeti</title>
		<link>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/psikolog/kocaeli-aile-danismanligi-hizmeti/</link>
		<comments>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/psikolog/kocaeli-aile-danismanligi-hizmeti/#comments_reply</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Nov 2018 11:33:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/uncategorized/kocaeli-aile-danismanligi-hizmeti/</guid>
		<description><![CDATA[AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKLANLIĞI KOCAELİ AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR İL MÜDÜRLÜĞÜ Kocaeli Aile Danışmanlığı Hizmeti, Kocaeli Aile Danışma Merkezi RANDEVU TELEFONLARI: Sabit: (262) 332 18 41 Cep: 0530 7997341 &#160; Aile danışmanlığı;  Aile Yasası (Family Law Act) çerçevesinde verilen&#8230;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;">AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKLANLIĞI</h1>
<p style="text-align: center;">KOCAELİ AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR İL MÜDÜRLÜĞÜ</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong>Kocaeli Aile Danışmanlığı Hizmeti, Kocaeli Aile Danışma Merkezi</strong></span></h2>
<p>RANDEVU TELEFONLARI:</p>
<p>Sabit: (262) 332 18 41<br />
Cep: 0530 7997341</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aile danışmanlığı;  Aile Yasası (Family Law Act) çerçevesinde verilen danışmanlık hizmetine denir.</p>
<p>Aile danışmanlığı ilk olarak kişiler arasındaki ilişkilerle ilgilidir.</p>
<p>Aile ilişkileri ve bozuklukları bireylerin hem psikolojik ve mental ilişkilerini hem de bunlara bağlı bozuklukların nasıl geliştiğine ve bu bozuklukların içeriğinin toplumda nasıl geliştiğini üzerinde durur.</p>
<p><strong> Aile danışmanı</strong>, ilişkiler açısından sorunları olan insanların, <strong>evlilik, ayrılık ve boşanma sırasında</strong>, <strong>çocuklarla </strong>ve <strong>aile ile ilgili kişisel</strong> veya <strong>kişiler arasındaki sorunların</strong> üstesinden daha rahat bir şekilde gelmelerine yardımcı olmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> Aile danışmanlığı</strong>, incinmiş duygular, siz ve eşiniz arasındaki veya ailedeki diğer bir kişi ile olan sorunlar, yeni yaşam düzenlemeleri ve çocukların bakımı ve mali düzenlemeler konusundaki sorunlarla ilgili olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aile danışmanlığında kişiler ailede yaşanan bir problemi, kendi bakış açılarından ortaya koyarlarken danışman, kişilerden her birinin;</p>
<ul>
<li>diğerlerini saygı ile dinlemesine,</li>
<li>diğerlerinin bakış açısını da görmesine ve anlamasına,</li>
<li>soruna yönelik olarak konuşmasına,</li>
<li>diğerlerine karşı duygu ve düşüncelerini daha açık bir dille ifade etmelerine,</li>
<li>diğerlerine karşı incitici davranışlarda bulunmamasına,</li>
<li>diğerlerini oldukları gibi kabul etmesine,</li>
<li>diğerlerinden beklentilerini açıkça ifade etmesine yardımcı olur.</li>
</ul>
<p>Aile danışmanlığının (<strong>aile danışmanlık</strong>) inceleme konusu aileyi oluşturan bireyler değil; bireyler arasındaki ilişkinin, iletişimin niteliğidir.<strong> </strong>Aile danışmanı, aile üyelerinin birbirleriyle ilişkilerinde aksayan yönleri ortaya çıkarmaya ve aile üyelerinin de bunu görmesini sağlamaya çalışır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> Aile Danışmanlığının Hizmet Alanları Nelerdir?</strong></p>
<ul>
<li><strong>Evlilik ve aile danışmanlığı</strong></li>
<li>İletişimsizlik</li>
<li>Huzursuzluk</li>
<li>Hoşgörüsüzlük</li>
<li>Gelecek kaygısı</li>
<li>Cinsel yaşam</li>
<li>Evlilik dışı ilişkiler</li>
<li>Ebeveynlerle sorunlar</li>
<li>Çocuk beklentisi</li>
<li>Kaybetme korkusu</li>
<li>Boşanma süreci</li>
<li>Anne Baba İlişki Problemi</li>
<li>Anne Baba Çocuk İletişim Problemi</li>
<li>Aldatma Problemi</li>
</ul>
<p><strong> Aile danışmanlığı</strong>, bir bütün olarak aile sistemi üzerine odaklandığı için diğer danışmanlık türlerinden farklılaşır. Birey sorunlu olarak tanımlanmaz, bunun yerine aile sisteminin sorunu tespit edilir. Çünkü aile sisteminde ilişkiler fonksiyonelliğini ve bireylerin davranış örüntülerini anlamak için aileye bir bütün olarak bakmak gereklidir. Aile ilişkileri kaçınılmaz olarak hem geçmişle beslenir hemde aile içerisinde etkiletişim biçimi ile kompleks bir yapı gösterir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bireysel terapide sadece “sorunlu” olduğu düşünülen ya da problem yaşayan birey üzerine yoğunlaşılır. Terapi, sorunu olan birey ve terapisti arasındaki etkileşimle yürütülür. Hedef bireyin değişimidir. Bireyin çevresinin değişimi ise bireyin değişimi ile gerçekleşir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aile danışmanlığında (<strong>aile danışmanlık</strong>) seanslar tek bir bireyle değil, bireyin tüm aile üyeleri ile birlikte yürütülür. Bazı durumlarda çekirdek aile üyeleri ile birlikte aileye etki eden geniş aile üyeleri de (<strong>Örnek:</strong> anneanne, babaanne, dede, teyze, amca vs.) seanslara davet edilir. Bazı durumlarda ise “sorunlu” birey yerine seanslarda ailedeki başka üyeler, çoğunlukla da anne-baba / karı-koca yer alır.</p>
<p>Aile danışmanlığının işlevi; aile içinde yaşanan bireyler arası sorunlar olabileceği gibi, tüm aileyi etkileyen ölüm, kronik hastalık, bir aile bireyinin evden ayrılması gibi konularda aile bireylerine destek vermektir. Aile danışmanlığının belirgin ve açık hedefleri vardır. Amacı; ailenin yaşadığı sorunların çözümünün yanı sıra aile bireylerinin birbirlerini daha iyi anlamalarını, belirgin ve esnek sınırlar çizebilmelerini sağlamayı kolaylaştıracak yeni beceriler kazandırmaktır.</p>
<p>Aile danışmanının yakın hedefi aile iletişimini düzeltmek ve aile içerisindeki çatışmayı azaltmak, final hedefi ise aileyi fonksiyonel hale getirmektir.</p>
<p>Özetle aile danışmanlığı, rahat ve güven verici bir ortam sağlayarak üyelerin hem kendilerini hem de birbirlerini tanımalarına, birbirleriyle açık ve içten bir iletişim kurarak sorunlarına çözüm bulmalarına yardımcı olmaya çalışır.</p>
<p>Kocaeli Kariyer Polikliniği Kocaeli Merkezli Bir Bireysel Koçluk &#8211; Psikolojik Danışmanlık – Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Aile Danışmanlığı Merkezi olup, Türkiye’de 14 ilde şubesi ile hizmet vermektedir. Randevu almak için lütfen arayınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/psikolog/kocaeli-aile-danismanligi-hizmeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kocaeli Panik Atak Tedavisi</title>
		<link>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/psikolog/kocaeli-panik-atak-tedavisi/</link>
		<comments>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/psikolog/kocaeli-panik-atak-tedavisi/#comments_reply</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Nov 2018 17:33:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/uncategorized/kocaeli-panik-atak-tedavisi/</guid>
		<description><![CDATA[AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞINA BAĞLI KOCAELİ AİLE DANIŞMA MERKEZİ Kocaeli Panik Atak Tedavisi Kocaeli Anksiyete bozuklukları genel popülasyondaen sık görülen ruhsal bozukluklardandır. Bunlar, temel sorunun patolojik anksiyete olduğu ve bunun sonucunda düşünce, davranış ve fizyolojik aktivitelerin de etkilendiği bir&#8230;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;">AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞINA BAĞLI</h1>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #0000ff;">KOCAELİ AİLE DANIŞMA MERKEZİ</span></strong></p>
<h1 style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong>Kocaeli Panik A</strong></span><span style="font-size: 14pt;"><strong>tak Tedavisi</strong></span></h1>
<p><strong>Kocaeli Anksiyete bozuklukları genel popülasyondaen sık görülen ruhsal bozukluklardandır.<br />
Bunlar, temel sorunun patolojik anksiyete olduğu ve bunun sonucunda düşünce,<br />
davranış ve fizyolojik aktivitelerin de etkilendiği bir grup rahatsızlıktır. Agorafobili<br />
ya da agorafobisiz panik bozukluğu (panik atağı ya da panik atak), yaygın anksiyete<br />
bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu (sosyal fobi), obsesif kompulsif bozukluk ve<br />
posttravmatik stres bozukluğu, bu grubu oluşturan hastalıklardır.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">RANDEVU TELEFONLARI:</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Sabit: (262) 332 18 41</span></strong><br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Cep: 0530 7997341</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sadece <strong>panik atak</strong>larla devam eden hastalığa <strong>panik bozukluk</strong> deniyor.<strong> Panik bozuklukta</strong>; iyi hissedilen zamanlarda, <strong>tekrar panik atak</strong> gelecek korkusu yoğun olarak yaşanıyor.</p>
<p>Bu durumdaki kişiler için panik atakların hayatın önemli bir parçası olduğunu belirten</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Psikoterapist Hocamız</strong>, panik atak esnasında kişinin yaşadığı sorunları şöyle aktarıyor:</p>
<p>&#8216;Şiddetli kalp çarpıntısı, nefes almada güçlük, boğulma hissi, terleme, titreme, uyuşma, nefesinden kesilme hissi yaşar. Bunun dışında delirme korkusu, kontrolünü yitirme duygusu meydana gelir. Bayılma hissi, etrafın yabancılaşması ve kendine yabancılaşma olabilir. Bunlar kişiyi dehşete düşürür, çaresiz bırakır. Tedavi için kişi, birçok defa acil servise başvurur. En son olarak psikiyatriste gelir. Hastalar için en zor olan, ilaçları kullanma kısmıdır. İlaçların da panik atak oluşturma ihtimalini düşünerek, ilaç kullanmak istemezler.”</p>
<p><strong>KOCAELİ PANİK ATAKTA SIK GÖRÜLEN BELİRTİLER</strong></p>
<p><strong>Otonom </strong>                                 Terleme, titreme, sıcak basması<br />
<strong>Kardiyopulmoner</strong>             Göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı ,taşikardi<br />
<strong>Gastrointestinal </strong>                Boğazı düğümlenmiş gibi hissetme, yutkunamama, bulantı<br />
<strong>Nörolojik</strong>                               Baş dönmesi, paresteziler, tremor<br />
<strong>Psikiyatrik</strong>                            Depersonalizasyon, derealizasyon, yoğun korku ve endişe</p>
<p><strong>KOCAELİ DSM IV’ E GÖRE AGORAFOBİLİ PANİK  BOZUKLUĞU  TANI ÖLÇÜTLERİ</strong><br />
<span style="color: #0000ff;">A</span>&#8211; 1 ve 2 birlikte bulunmalı:<br />
1- Beklenmeyen yineleyici panik atakları<br />
2- Aşağıdaki durumlardan en az birinin, herhangi bir atağın sonrasında en az bir ay süreyle görülmüş olması:<br />
a) Sürekli olarak yeni atak geçireceği korkusu duymak,<br />
b) Ataklar sırasında ya da sonucunda kontrolünü kaybedeceği, kalp krizi geçireceği,delireceği gibi endişeler taşımak,<br />
c) Ataklarla ilişkili olarak belirgin davranış değişiklikleri oluşması,<br />
<span style="color: #0000ff;">B</span>&#8211; Agorafobi bulunması<br />
<span style="color: #0000ff;">C</span>&#8211; Panik atakların bir ilaç, madde ya da tedavinin direkt fizyolojik etkisi ya da bir başka hastalğın (hipertiroidi gibi)<br />
sonucunda oluşmamış olması<br />
<span style="color: #0000ff;">D</span>&#8211; Panik atakların, sosyal fobi (örneğin korku oluşturan sosyal olaylarla karşılaşınca), spesifik fobi (örneğin spesifik bir fobik duruma maruz kalınca), obsesif kompulsif bozukluk (örneğin kontamine olma obsesyonu olan bir kişinin<br />
kirlenmesi durumunda), posttravmatik stres bozukluğu (örneğin aşırı stres oluşturan bir uyarıya karşı yanıt olarak) yada ayrılık anksiyetesi (evden ya da yakınlarından ayrılmaya yanıt olarak) gibi başka bir mental bozukluk nedeniyle<br />
oluşmamış olması</p>
<p><strong>KOCAELİ PANİK ATAK NÖBETLERİ</strong></p>
<p>Panik atak, görünürde açık bir tetikleyici olmadan, aniden ve hiçbir uyarı vermeden ortaya çıkabilir. Bir panik atak nöbetinin insan yaşamındaki en endişe verici, en korkutucu ve en sıkıntılı deneyimlerden biri olduğu söylenir. Tam olarak nedeni açıklanamamakla birlikte, kadınlarda erkeklere oranla   daha çok rastlanır.</p>
<p>Nöbet ortalama 15 saniye sürse de, kişiyi 10-30 dakika arasında etkiler. Saatler boyu etkisini gösteren panik ataklar da vardır.</p>
<p>Krizler, çoğunlukla açık alan ve tehlikeli bir durumdan kaçamama korkularıyla ilişkilendirilir. Hastaların çoğu, kendilerini kapana kısılmış gibi hissettiklerini belirtir. Pek çok kişi yaşamı boyunca 1-2 kez panik atak geçirir.</p>
<p>Araştırmalar, bu rahatsızlığa yakalanan kişilerin çoğunluğunun zeki, mesleklerinde başarılı, iş-güç sahibi, hassas, kendilerine ve çevrelerine önem veren tipler olduğunu gösteriyor.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Başka hastalıklarla karışabilir</strong></span></p>
<p>Bazı hastalıklar veya durumlar, kişilerin panik atak geçirdiğini düşünmesine neden olacak belirtilerin benzerlerini ortaya çıkarabilir. Bunlar;</p>
<p>Hipoglisemi: Vücut için temel enerji kaynağı kan şekerinde düşüş anlamına gelir. Bu durumun beyne etkisi sonucu, kaygı ve  panik atak belirtileri görülebilir. Yoğun endişe, korku, terleme, kontrol kaybı ve kafa karışıklığı bu belirtiler arasındadır.</p>
<p>Hipertiroidi: Bu sorunda, vücut normalden fazla tiroksin hormonu salgılar. Metabolizmayı hızlandıran bu hormon, kaygı ve panik atak belirtilerine yol açabilir.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Farklı tedavi seçenekleri</strong></span></p>
<p>Panik atak probleminde en önemli unsurlardan biri, doğru tedaviye zamanında başlayabilmektir. Panik atak yaşayan pek çok kişi hastalığın; kalp çarpıntısı, nefes darlığı ve titreme gibi fiziksel belirtilerinin yoğunluğundan ötürü ilk etapta fiziksel bir sorunu olduğunu düşünür.</p>
<p>Hastalar kalp, beyin veya vücutlarının başka bir yerinde rahatsızlık olduğunu düşünür ve bu alandaki doktorlara gider.  İyi oldukları söylense bile, inanmazlar. Durumun psikolojik olduğuna inanıp, tedaviye başlarlarsa, süreç o kadar başarılı ve hızlı olur.</p>
<p>Uzun soluklu olan panik atak tedavisinde, ilaçlar iki hafta sonrasında etkisini göstermeye başlar. Hastaların tedaviyi, iyileştiklerini düşünerek yarım bırakmamaları da önemli.</p>
<p>Ağır vakalarda, ilaç tedavisinin yanı sıra psikolojik destek ve psikoterapi de uygulanabilir. Psikoterapi, panik atağa neden olan etkenlerin telkin yoluyla ortadan kaldırılması esasına dayanır. Hastaya panik atakla baş etme mekanizmaları öğretilir. Atağı yatıştıracak nefes alıp verme teknikleri gösterilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Bu belirtilere dikkat!</strong></span></p>
<p>Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama</p>
<p>Terleme</p>
<p>Titreme ya da sarsılma</p>
<p>Nefes darlığı veya  boğuluyor gibi olma</p>
<p>Soluğun kesilmesi</p>
<p>Göğüs ağrısı ve  göğüste sıkıntı</p>
<p>Bulantı ya da karın ağrısı</p>
<p>Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ve  bayılacakmış gibi olma</p>
<p>Kendini veya  çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme</p>
<p>Kontrolünü kaybedeceği ve  çıldıracağı korkusu</p>
<p>Ölüm korkusu</p>
<p>Uyuşma ve karıncalanma duygusu</p>
<p>Üşüme, ürperme ve ateş basması</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kimler daha yatkın?</strong></span></p>
<p>Birinci derece akrabalarında panik veya anksiyete bozukluğu olanlar</p>
<p>Kaygılı kişilik yapısına sahip kişiler</p>
<p>Telaşlı, tez canlı, aceleci ve mükemmeliyetçi insanlar</p>
<p>Geçmişinde panik bozukluk veya anksiyete bozuklukları bulunanlar</p>
<p>lSürekli baskı altında hissedenler</p>
<p>lAşırı hırslı, başarı odaklı insanlar</p>
<p>Alkol veya madde bağımlılığı olanlar</p>
<p>Cinsel problemleri olan, cinselliğini baskılayan kişiler</p>
<p>Şüpheci, kaygılı, endişeli insanlar</p>
<p><strong>KOCAELİ PANİK ATAK TEDAVİSİNDE ETKİLİ OLAN 6 YAKLAŞIM</strong></p>
<p>Panik bozukluk tedavisinde yüzde 70 oranında başarılar sağlandığını dile getiren Üney, tedavi yöntemleri hakkında şunları söyledi:</p>
<p><strong>İlaç Tedavisi:</strong> Bir kısım panik bozukluk hastası için ilaç kullanmak zorunludur. İlaçlarla ilgili, birçok yanlış bilgi vardır. Hepsinin bağımlılık yaratacağı düşünülür. Oysaki az bir kısım ilaçta bağımlılık riski vardır. İlaçların panik atakları artırma riski yoktur. Sadece ilaçların etkisi 2-3 haftadan erken başlamadığı için; bu dönemde kişi, gene panik ataklar yaşayabilmektedirler.</p>
<p><strong>Psikoterapi:</strong> Panik bozukluk hastalarında uygulanan psikoterapi (konuşma tedavisi) oldukça faydalı olabilmektedir. Bir kısım psikoterapilerde, psikoterapist hastaya ödevler verebilir.</p>
<p><strong>Nefes egzersizleri:</strong> Panik ataklar esnasında nefes egzersizleri oldukça etkindir. Ancak daha önce hiçbir egzersiz yapmamış, sadece atak esnasında yaparsa çoğunlukla başarısız olur. Bu nedenle atak dışında da egzersiz yapılmalıdır. Nefes egzersizinde kişi derin nefes alıp içinde 5 saniye tutup tüm nefesini boşaltır. Nefes burundan alınıp ağızdan verilir. En az 10 kez yapılır.</p>
<p><strong>Bilgilenmek:</strong> Kişiye panik atağın ne olduğu öğretilir. Bu atakların ona zarar vermeyeceği, ölmeyeceği, çıldırmayacağı ya da kontrolü kaybetmeyeceği anlatılır. Bunun yanında; tedavinin başlarında, her şeye rağmen panik ataklar gelebileceği konusunda bilgi verilir.</p>
<p><strong>Alkol ve uyuşturucu maddelerden uzak durmak:</strong> Bir kısım hastanın panik atağı, uyuşturucu kullanırken oluşmakta ya da artmaktadır. Bu nedenle uyuşturucu kullanmak panik atakları artırır. Alkol kullanımı sonrasında; özellikle bir gün sonra, kişide panik atak oluşabilir.</p>
<p><strong>Fiziksel egzersiz:</strong> Haftada 5 gün, en az 30 dakika orta şiddette egzersiz (koşma, bisiklete binme, yüzme) faydalı olmaktadır. Orta şiddette egzersiz; nabzın 120’nin üzerine çıkması gereken egzersizlerdir. En az 10 hafta, bu egzersiz yapılmalıdır.</p>
<p><strong> KOCAELİ PANİK ATAK ANINDA NE YAPMALI?</strong></p>
<ol>
<li><span style="color: #0000ff;"><strong>Anksiyete krizinin başladığını hissettiğinizd</strong></span><strong><span style="color: #0000ff;">e.</span> </strong>Etrafınıza bakın ve gördüğünüz üç şeyin ismini söyleyin. Ardından duyduğunuz üç sesi söyleyin. Son olarak vücudunuzdaki üç bölümü; bileklerinizi, parmaklarınızı ve kolunuzu oynatın. Bir anksiyete krizinin başladığını hissettiğiniz anda bu kuralı uygulamanız zihninizde ışık hızıyla dönen kaygılı düşüncelerden kurtulmanıza ve sakinleşmenize yardımcı olacaktır.</li>
</ol>
<ol start="2">
<li><span style="color: #0000ff;"><strong> Ayağa kalkın ve vücudunuzu dik tutun.</strong></span></li>
</ol>
<p>Kaygılı ya da korkmuş olduğumuz zamanlarda bilinç altından gelen bir motivasyonla öne eğilerek kalbimizin ve akciğerlerimizin bulunduğu vücudumuzun üst kısmını korumaya çalışırız. Bu doğal reaksiyona anlık bir çözüm olarak omuzlarınızı geriye atın ve vücudunuz dik bir şekilde ayağa kalkın. Böylece vücudunuza her şeyin normal olduğu mesajını vererek sakinleşmenize yardımcı olabilirsiniz.</p>
<ol start="3">
<li><span style="color: #0000ff;"><strong> İçinde bulunduğunuz an’a odaklanın.</strong></span></li>
</ol>
<p>Anksiyete geleceğe odaklı bir zihin durumudur. Biraz sonra olacaklar hakkında kaygılanmak yerine kendinizi şu an’a odaklayın. Kendinize “Şu anda tam olarak ne oluyor?”, “Güvende miyim?”, “Şu anda yapmam gereken bir şey var mı?” diye sorun. Kaygılanmanıza neden olacak bir şey olmadığını kendinize bilinçli olarak hatırlatın. Gerekirse günün farklı bir saatinde kaygılarınızı yeniden değerlendirmek için kendinizden bir “randevu” alın. Böylece aklınızda dolaşan, olma ihtimali uzak senaryoları belirli bir saat dilimine yönlendirip sakin bir şekilde gününüze devam edebilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="4">
<li><span style="color: #0000ff;"><strong> Derin nefes alıp verin.</strong></span></li>
</ol>
<p>Derin nefes alıp vermek sakinleşmenize yardımcı olur. Farklı egzersizlerde olduğu gibi belirli bir sayıda nefes alıp vermeye odaklanarak kaygılanmanıza gerek yok, alıp verdiğiniz nefeslerin derin ve eşit olması yeterli. Böylece sakinleşerek yeniden odaklanmayı sağlayabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="5">
<li><strong><span style="color: #0000ff;"> Yaşadıklarınızı yeniden isimlendirin</span>.</strong></li>
</ol>
<p>Panik ataklar, kendinizi sanki bir kalp krizi geçiriyormuşsunuz, ölecekmişsiniz gibi hissetmenize neden olabilir. Böyle anlarda kendinize yaşadığınız şeyin bir panik atak olduğunu, bunun aslında zararsız ve geçici bir durum olduğunu ve yapmanız gereken hiçbir şey olmadığını hatırlatın. Yaşadığınız fiziksel belirtilerin yaklaşan ölümün habercisi değil, sizi hayatta tutan savaş &amp; kaç mekanizmasının belirtileri olduğunu tekrarlayın. Panik ataklar hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak isterseniz Panik atak ile nasıl savaşabiliriz? adlı blog yazımızı da okumanızı öneririz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="6">
<li><span style="color: #0000ff;"><strong> Düşüncelerinizin doğruluğunu yeniden kontrol edin.</strong></span></li>
</ol>
<p>Anksiyete yaşayan kişiler genellikle olabilecek en kötü olasılığa odaklandıkları için kendilerini muazzam bir kaygı içinde bulurlar. Bu düşüncelerinizin ne kadar gerçekçi olduğunu yeniden değerlendirin. Örneğin iş yerinde yapmanız gereken bir sunum sizde anksiyeteye neden oluyorsa başarısız olacağınızı değil bu sunuma hazırlıklı olduğunuzu, bazı şeyler kötü gitse de sonunda başarılı olacağınızı düşünün. Korkularınızı yeniden değerlendirmek beyninizi kaygı verici düşüncelere karşı eğitebilmenize yardımcı olur. Daha fazla ipucu için <strong>iş yerinde <a href="http://www.kocaeliailedanismanligi.com">panik atak krizi</a> ile başa çıkmanın yolları</strong> yazımıza göz atabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="7">
<li><span style="color: #0000ff;"><strong> Kendinizi meşgul edin.</strong></span></li>
</ol>
<p>Ayağa kalkın, küçük bir yürüyüşe çıkın ya da o anda dikkatinizi dağıtmanızı sağlayacak fiziksel bir şey ile meşgul olun. Zihninizi öğrendiği kaygılı düşünce kalıplardan uzaklaştırmanız kontrolü yeniden elinize almanızı sağlayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="8">
<li><strong><span style="color: #0000ff;"> Krizin başlayacağını hissettiğiniz anda şekerden uzak durun</span>.</strong></li>
</ol>
<p>Her ne kadar stresli olduğumuz zamanlarda bir parça çikolataya uzanmak birçoğumuzun aklına gelen ilk şey olsa da araştırmalar fazla şeker tüketiminin anksiyeteyi kötü etkilediğini gösteriyor. Bir anksiyete atağının başladığını hissettiğiniz zamanlarda şekerli gıdalara yönelmek yerine bir bardak su için ya da protein oranı yüksek besinler tüketin. Proteinli besinlerin sindirimi daha yavaş olacağı için vücudunuz buradan gelen enerjiyi kendisini toplarken kullanabilecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="9">
<li><span style="color: #0000ff;"><strong> Yakınlarınızı arayarak ikinci bir fikir alın.</strong></span></li>
</ol>
<p>Yakın bir arkadaşınızı ya da ailenizden birini arayarak aklınızdan geçen kaygılı düşünceleri onlarla da paylaşın. Düşüncelerinizi sesli bir şekilde başka birine söylemeniz, bu düşüncelere sizin de yeni bir bakış açısıyla bakmanıza yardımcı olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="10">
<li><strong><span style="color: #0000ff;"> Komik bir video seyredin</span>.</strong></li>
</ol>
<p>Araştırmalar, gülmenin psikolojik ve fiziksel sağlığımız için birçok pozitif etkisinin yanında anksiyeteyi azaltmakta da etkili olduğunu gösteriyor. Anksiyete atağının başladığını hissettiğiniz zamanlarda dikkatinizi kaygılı düşüncelerden komik bir videoyla uzaklaştırmak hem rahatlamanıza hem de gülümsemenize yardımcı olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kocaeli Kariyer Polikliniği Kocaeli Merkezli Bir Bireysel Koçluk &#8211; Psikolojik Danışmanlık – Aile Danışmanlığı Merkezi olup, Türkiye’de 14 ilde şubesi ile hizmet vermektedir. Randevu almak için lütfen arayınız.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">RANDEVU TELEFONLARI:</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Sabit: (262) 332 18 41</span></strong><br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Cep: 0530 7997341</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/psikolog/kocaeli-panik-atak-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kocaeli Vajinusmus Tedavi Merkezi</title>
		<link>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/psikolog/kocaeli-vajinusmus-tedavi-merkezi/</link>
		<comments>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/psikolog/kocaeli-vajinusmus-tedavi-merkezi/#comments_reply</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Nov 2018 17:33:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/uncategorized/kocaeli-vajinusmus-tedavi-merkezi/</guid>
		<description><![CDATA[AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞINA BAĞLI KOCAELİ AİLE DANIŞMA MERKEZİ Kocaeli Vajinusmus Tedavi Merkezi &#160; Ülkemizde her 10 kadından biri vajinismus problemiyle karşı karşıya kalmış durumda. Ancak vajinismus hastalığı başlarda pek belirti vermeyebilir ve ilerleyen zamanlarda kadınların cinsel ilişkiden haz almamasına neden&#8230;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h1></h1>
<h1 style="text-align: center;">AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞINA BAĞLI</h1>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #0000ff;">KOCAELİ AİLE DANIŞMA MERKEZİ</span></strong></p>
<h1></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong>Kocaeli Vajinusmus Tedavi Merkezi</strong></span></h1>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ülkemizde her 10 kadından biri vajinismus problemiyle karşı karşıya kalmış durumda. Ancak vajinismus hastalığı başlarda pek belirti vermeyebilir ve ilerleyen zamanlarda kadınların cinsel ilişkiden haz almamasına neden olabilir. Bu nedenden dolayı ilk olarak vajinismus nedir, vajinismus belirtileri nelerdir sorusunun cevabını vermek gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">RANDEVU TELEFONLARI:</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Sabit: (262) 332 18 41</span></strong><br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Cep: 0530 7997341</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cinsel ilişki, kadın ve erkek arasında gerçekleşen bu bireylerin cinsel organlarının birleşmesi sonucunda gerçekleştirilen bir eylemdir. Bu eylem aynı zamanda kadın ve erkeğin birkşiklte üremesi içinde gerekli olan gayet doğal bir eylem olarak gerçekleştirilir. Cinsel ilişki eylemini gerçekleştirirken erkeğin ve kadının haz alması ikili ilişkinin, özellikle evliliklerin daha mutlu geçmesi için oldukça gereklidir.</p>
<p>Ancak kadında veya erkekte gerçekleşen bir takım problemler cinsel ilişkide hazzı geri plana atabilir. Özellikle kadınlarda meydana gelen vajinismus hastalığı cinsel ilişki sırasında kadının duvar gibi hissetmesine neden olabilir. Vajinismus hastalığı belirtileri başta kadınlar tarafından fark edilemeyebilir. Bu nedenle ilk olarak vajinismus nedir, sorusunu cevaplamakta fayda görüyoruz.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kocaeli Vajinismus Tedavi Merkezi Varmıdır? Vajinusmus nedir?</strong></span></p>
<p>Kocaeli&#8217;de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına Bağlı, Özel Kocaeli Aile Danışma Merkezinde Vajinusmus Probleminin ilaçsız Tedavisi yapılmaktadır.</p>
<p>Vajinismus hastalığı cinsel ilişki sırasında kadının istemsizce kasılarak cinsel ilişkiyi neredeyse imkansız hale getirmesi durumudur.  Vajinismus hastalığında kadınlar panteriyle cinsel birliktelik yaşayamazlar.</p>
<p>Vajinismus hastalığında cinsel bir birliktelik gerçekleşe bile kadın ilişkiden hiçbir şekilde keyif almaz, aksine acı hisseder.</p>
<p>Vajinismus hastalığı her bireyde farklı şekillerde kendini gösterebilir. Vajinismusun genel olarak belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kocaeli Vajinismus belirtileri nelerdir</strong><strong>?</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cinsellikten korkmak</strong></span></p>
<p>Cinsel ilişkiden çok fazla korkma hiçbir şekilde cinsel birlikteliği deneyememe durumu.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Ağrılı cinsellik </strong></span></p>
<p>Cinsel birleşmenin ağrılı ve zor bir şekilde gerçekleşmesi…</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Penisin vajinaya girememesi </strong></span></p>
<p>Kadının kendini kasması sonucu, penisin vajinaya sadece bir kısmının girebilmesi durumu.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Jinekolog</strong><strong> korkusu</strong></span></p>
<p>Seks pozisyonlarını deneyememek<br />
Cinsel ilişki sırasında değişik pozisyonlar deneyememek.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Bacakların açılmaması </strong></span></p>
<p>Cinsel ilişki sırasında bacakların açılmaması durumu…</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Vajinismus neden olur?</strong></span><br />
Vajinismus hastalığının tıbbı bir nedeni bulunmamaktadır. Kadının cinselliğe sıcak bakmaması durumu olan vajinismus hastalığı, genelde psikolojik olarak anlamlandırılmaktadır.  Kadınların geçmiş yıllarda yaşamış olduğu taciz vakaları, veya cinsellikle alakalı kafasında oluşturduğu olumsuz düşünceler vajinismus hastalığına neden olabilecek etkenler arasında görülmektedir.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Vajinismus tedavisi nasıl yapılır?</strong></span></p>
<p>Vajinismus hastalığının tedavi süreci basit olmakla beraber, hastanın şikeyetlerine odaklı olarak yapılmaktadır.  Vajinismus hastalığının en önemli tedavi süreci vajinismus egzersizleridir. Vajinismus egzersizleri bu tedaviyi en olumlu şekilde etkileyecek yöntemler arasında yer almaktadır.<br />
Bazı hastalarda psikolojik olarak ilerleyen tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Genellikle hastanın geçmişine inilir ve cinsellikle alakalı yaşamış olduğu sorunlar araştırılmaya çalışılır.</p>
<p>Kimi hastalara ise kombin dediğimiz her sistemden içeren tedavi yöntemleri birleştirilerek uygulanabilir. Sonuçta seçilecek tedavi yöntemi hastaya uygun şekilde seçilir ve hastanın sıkıntılandığı, rahatsızlık duyduğu yapmaktan korktuğu şeyler istenilmez. Tamamen kişiye duygularını kontrol etme becerisi öğretilir.</p>
<p>Vajinismus hastalığını tedavi eden en etkili yöntem, vajinismus egzersizleridir. Vajinismus egzersizlerini evinizde kendiniz kolayca yapabilir, kendi kendinizi tedavi edebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>İşte vajinismus egzersizleri…</strong></span><br />
Vajinismus egzersizlerinin en öenmli özelliği kişinin rahatlamasını sağlamaktır. Bu nedenle egzersizlere başlamadan önce iljk olarak rahatlamanızı öneririz. Bunun içinde vermiş olduğumuz nefes tekniğini uygulayabilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Nefes tekniği </strong></span></p>
<p>Derin ve doğru nefes tekniklerini kullanmak büyük oranda rahatlamanızı sağlayacaktır. Doğru soluk alıp verme tekniği için; nefesinizi burundan derin bir şekilde alıp daha sonra ağzınızdan yavaş yavaş verin, içinizde uzun süre nefesinizi tutmayın, nefesi veriş sürenizin alış sürenize göre yaklaşık iki kat daha uzun olmasına dikkat edin. Nefes alırken karnınızın şişmesini sağlayın, göğsünüzün değil. Her nefes alış verişinizde tüm vücudunuzu, kaslarınızı rahatlatın ve gevşetin.</p>
<p>Nefes egzersizlerini doğru şekilde yapmak psikolojik olarak rahatlamanızı sağlayacaktır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Aynalı egzersizler </strong></span><br />
Dokunmadığımız ve görmediğimiz bir organdan korkmamız çok normal. Vajinismus hastalığını yenebilmek için ilk olarak vajinayı tanımanız gerekir.  Elinize bir el aynası alarak vajinayı inceleyebilir, vajinanın dudak kısımlarını iki elinizde açarak vajina kanallarına bakabilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Genital masaj </strong></span><br />
Ayna ile incelemiş olduğunuz cinsel organınıza dokunmaktan asla vazgeçmeyin. Sırt üstü yatar bir pozisyonda yatarak, masaj yağı ile vajinanıza ufak dokunuşlarla masaj yapabilirsiniz.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Parmak egzersizleri</span> </strong><br />
Vajinismus tedavisinde parmak egzersizlerini de deneyebilirsiniz. Parmak egzersizleri vajinismus olan kadınlara pek çekici gelmese de bu yöntem oldukça etkili olarak bilinir. Parmağınızı vajinanızın içerisine sokarak vajinayı kasıp bırakabilirsiniz. Bu şekilde vajinanın kasılma gücünü de test  etmiş olursunuz</p>
<h2><span style="color: #ff0000;">Kocaeli Vajinismus Tedavisi 5 Aşamalı Hızlı Çözüm</span></h2>
<p>Bloğun bu sayfasında uyguladığım 5 aşamalı vajinismus tedavisi tekniğimi detaylıca anlatacağım ayrıca tedavi süreci ve vajinismus fiyatı hakkında genel bilgi sağlayacağım. Kalıcı kısa sürede çözüm için öncelikle rahatsızlığı tanımak, vajinismus problemiyle yüzleşmek gerek bu sebeple vajinismus nedir bağlantısı üzerinden detaylı bilgi alabilirsiniz.</p>
<p>Öncelikle şunu bilmeni isterim vajinismus tedavisinde 5 aşamalı olarak çözüm sağlanabilen çoğunlukla psikolojik kökenli rahatsızlıktır.</p>
<p>Vajinismus hastalığı oluşumunda olumsuz düşüncelerin olabilir, geçmişte kötü olaylara maruz kalmış olabilirsin.</p>
<p>Vajinismus problemi için geçmiş dönem olumsuz olaylar ve düşüncelerini düzeltebilmen konusunda sana yardımcı olacağım.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kullanılan Vajinismus Tedavi Yöntemleri</strong></span></p>
<p>Psikolog, psikiyatr ve jinekologlar aşağıdaki teknikleri kullanabilir.</p>
<ul>
<li>Kızlık zarının alınması</li>
<li>Psikoterapi</li>
<li>Kegel egzersizleri</li>
<li>Solunum egzersizleri</li>
<li>Gevşeme egzersizleri</li>
<li>Dilatörler</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Vajinismus Tedavisi Nasıl Yapılır?</strong></span></p>
<p>Şimdi sana nasıl kalıcı vajinismus tedavisi uyguladığımı anlatacağım.</p>
<p><strong>5 Aşamalı Vajinismus Çözümü (Parmak Egzersizi Yok)</strong></p>
<p><strong>Kocaeli</strong> psikolojik terapi merkezleri ile size hizmet vermekteyim.</p>
<p>Merkezimize gelen vajinismus danışanlara beş aşamada kişiye özel ve çifte özel terapi uygulayarak sonuca ulaştırıyoruz.</p>
<p>Merak etmeyin merkezde hiçbir şekilde cinsel birleşme veya başka bir şey istemiyoruz.</p>
<p>Kişiye özel ve çifte özel bilgilendirme ve terapi yaparak ev ödevi şeklinde, kendi güvenli alanınızda ve kendiniz cinsel birleşmeye hazır olunca çift olarak beraber yapıyorsunuz.</p>
<p>Tedavide uygulanan beş aşama aşağıdaki gibidir.</p>
<ul>
<li>Aşama -1 : Çift veya Kişiye özel problem tespit</li>
<li>Aşama -2: Kişiye özel bilinç altı yapılandırma</li>
<li>Aşama -3: Çift ve kişiye özel tedavi</li>
<li>Aşama -4: Çift ve kişiye özel psikolojik danışmanlık</li>
<li>Aşama -5: Çift uyumu ve mutlu evlilik hayatı</li>
</ul>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>1-  Kocaeli Çift ve Kişiye Özel Vajinismus Tedavisi Tespiti</strong></span></p>
<p>Sonumut <strong>vajinismus tedavi merkezi</strong> kadın ve çifte özel terapi uygulanmaktadır. Okuduğunuz makale, kitap ve konuştuğunuz diğer meslektaşlarımızda hep standart gibi düşünebilirsiniz.</p>
<p>Ancak sorun kadın temelli düşünülse de kimi zaman erkekteki ereksiyon sorunları, erken boşalma, anlayışsız, aceleci eş probleminden dolayı erkek danışana  özel terapi uygulanıp sorunun üstesinden gelinebiliyor.</p>
<p>Vajinismus tedavisi sürecinde öncelikle sorunun kaynağını tespit ediyoruz, yani sorununu oluşturan durum erkekten mi, kadından mı kaynaklanıyor. Kadın veya erkekten hangisinde durum var ise onun üzerinde çocukluk, gençlik, yetişkinlik dönemi, aile yapısı, sosyal çevresi üzerinde karşılıklı etkileşim halinde konuşarak, sorunu oluşturan duygu, düşünce, olayı tespit ediyoruz.</p>
<p>Vajinismus türleri bağlantısını tıklayarak, seviyelerindeki açıklamalara göre kendi türünüzü ve seviyenizi tespit edebilirsiniz ancak türleri, seviyeleri kliniğine geldiğinizde detaylıca tekrar değerlendirilecektir.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>2-Kocaeli  Çift ve Kişiye Özel Bilinç Altı Yapılandırma</strong></span></p>
<p><strong>İlişkiye girememe tedavisi</strong> sürecinde problem tespiti yapılarak kadın ve erkek&#8217;te duruma neden olan çocukluk, gençlik dönemindeki olumsuz ve kötü düşünceleri bilinç altı yapılandırma tekniğimiz ile farkında olmanızı ve olumsuz düşüncelerden bilinç altı yapılandırmayla sizi kalıcı olarak kurtarıyoruz.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>3- Kocaeli Çift ve Kişiye Özel Vajinismus Tedavisi</strong></span></p>
<p>İlişkiye girememe hastalığının farkında olan kadın ve erkek çifte öncelikle bilgilendiriyor devamında ev ödevleri ile sorun yaşayan çiftlerimizi mutlu birlikteliğe cinsel ilişkiye girememe tedavisiyle hazırlıyoruz.,                                            <strong><span style="color: #ff0000;">Kocaeli Kadına Özel Vajinismus Tedavisi</span></strong></p>
<p>Vajinismus tedavisinin en başında sorun tespiti yaptığımız kadın geçmiş yaşamındaki olumsuz duygu, düşünce, kötü olaylar sonucu bedenine küsmüş, cinselliği ayıp, günah ve vajeni temiz veya pis olarak tanımladığından vücudu ile ilgili bilgi eksikliği yaşıyor olabilir.</p>
<p>Bu durumda olan kadınlara <strong>vajinismus tedavisi</strong> sürecinde özel vücut, vajen bölgesi hakkında tanıma terapileri veriyoruz. Ağır vakalarda öncelikle kadının kendi bedenini fark etmesini, sonra eşinin bedenini fark etmesini, haz duygularının artırmasını sağlıyor, eşiyle uyum içinde birleşmelerini sağlıyoruz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kocaeli Erkeğe Özel Vajinismus Tedavisi</strong></span></p>
<p>Teşhisi konulan erkek eş sorununa ise erkekteki problemin geçmiş yaşam hikayesine göre çocukluk, gençlik, yetişkinlik dönemindeki olumsuz düşünceleri bilinç altı yapılandırma tekniği ile hasarlı bölgeyi onarıp <strong>ereksiyon sorunu</strong> veya <strong>erken boşalma</strong> gibi durumlar için terapiler uyguluyoruz.</p>
<p>Merkezimizde erkek danışana, eşi için nasıl davranacağı, problemi aşmada erkek olarak ona eşi ile birlik yapacağı pratik bilgileri veriyoruz.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>4- Çift ve Kişiye Özel Vajinismus Tedavisi Psikolojik Danışmanlık</strong></span></p>
<p><strong>Cinsel ilişkiye giremeyen çiftler</strong> de ilerleyen süreçlerinde görülmeyen ve sonradan ortaya çıkan yeni durumlar oluşabilir bu durumlarda telefon, e-posta, <strong>vajinismus facebook</strong> sayfamız üzerinden veya Üsküdar, Pendik ve İzmit <strong>vajinismus merkezleri</strong> aracılığıyla randevu alıp gelerek yeni durum hakkında psikolojik terapi veriyoruz.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>5- Çift Uyumu ve Mutlu Evlilik</strong></span></p>
<p><strong>Eşiyle tam ilişkiye giremeyen çiftler</strong> de tek sefer birleşmenin olması çoğu zaman başarı değildir. Bizim tarafımızdan önemli olan çiftlerin uyum içinde ortak hazzı alarak cinselliği yaşamalarıdır.</p>
<p>Bu sebepten ilk cinsel birleşme deneyimini yaşadıktan sonra ilerleyen günlerde yaşadığı sorunlar, problemlerle ilgili danışmanlık hizmeti vermekteyiz.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kocaeli Cinsel Oyun Temelli ve Çift Haz Uyumlu Vajinismus Tedavisi</strong></span></p>
<p>Çiftler arasında en hızlı şekilde hastalığı aşmaları için klinik yerlerimizde psikoterapiyle, cinsel oyun terapilerini çiftlere öğretiyoruz.</p>
<p>Bu oyun terapilerini evlerine gittiklerinde, çiftler kendi güvenli ortamlarında uygun olunca yapıyorlar.</p>
<p>Zoraki bir ödev olarak değil cinselliğin başlaması ve zevk almalarını sağlayarak, kadının yeteri haz duygusu ve pelvik kaslarını doğru kontrolü ile acısız, ağrısız bir şekilde penis, vajen birleşmesini sağlamalarına çalışıyoruz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sık Sorulan Sorular</strong></span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kocaeli Vajinismus nasıl tedavi edilir?</strong></span></p>
<p>Vajinismus tedavisi için uzmanın tedavi yönetimine göre farklılık göstermektedir. İnternet araştırmalarında göreceğiniz parmak egzersizleri, vajinismus setleriyle vajinismus&#8217;u kendi kendine tedavi etmeye çalışabilirsiniz.</p>
<p>Jinekolojik muayenede kızlık zarı alımı gibi teknikler kullanabilir.</p>
<p>Psikaytır sakinleştirici gibi ilaçlar ile tedavi uygulayabilirler.</p>
<p>Aktarlardan doğal tedavi için sakinleştirici otlar talep edebilir, cinsel birleşme öncesi bitkileri kaynatıp içerek ilişkiye başlayabilirsiniz.</p>
<p>Yukarıda farklı tedavi şekillerini yazsak da vajinismus için bütünleşik terapiler hızlı sonuç verecektir. Tek başına uygulayacağınız teknikler sizi karamsarlığa itecektir.</p>
<p>Sonumut psikolojik hizmetler merkezi olarak vajinismus&#8217;a psikolojik tedavi sunuyoruz. Terapilerimizi 5 aşamada kadın, erkek, çift boyutunda geçmiş yaşam hikayeleri ile birlikte problemi oluşturan etmeni tespit edip kalıcı vajinismus tedavisi için psikoterapi yapıyoruz.</p>
<p>Psikolog olarak terapilerimizde ilaçsız olarak ve parmak egzersizi olmadan terapileri tamamlıyoruz.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kocaeli Doğal vajinismus tedavi yöntemleri nelerdir?</strong></span></p>
<p>Doğal tedavi yöntemleri olarak alkol almanız, aktardan bazı bitkilerle tedavi olabileceğiniz anlatılır.</p>
<p>Psikolog olarak öncelikle aklınıza yatmayan hiç bir şeyi denemeyin. Vajinismus ücretleri maliyetli olduğu için kendi kendine evde tedavi yöntemlerini deneyebilirsiniz.</p>
<p>Gerçek başarı için kadın ve erkeklerdeki sorunlar kabul edilmeli bir psikolog eşliğinde sorunun kökeninde yatan önemli olan sebep tespit edildikten sonra gerekli ise hipnozla tedavi dahil psikoterapiyle mutlu cinsel hayata kavuşabilirsiniz.</p>
<h3><span style="color: #0000ff;">Kocaeli Vajinismus kendi kendine nasıl yenilir?</span></h3>
<p>Doktora gitmeden ilk başında cinsel ilişki sırasında denemeler yapılabilir çünkü kadınlar çocukluklarında beri erkekler kötüdür, acır, kanar gibi telkinlerle büyür bundan dolayı ilk gece cinsel ilişkinin ilk zamanlarında çekinip korkabilir,  istem dışı olarak kadın kendini çekebilir, erkek olarak anlayışla karşılamalı ön sevişmeleri uzun tutmalı ve kadın hazır olduğunda cinsel birleşmeye başlamalısınız.</p>
<p>Evlilikte cinsel birleşme için çift olarak birbirinize şans verin, vajinismus&#8217;un üstesinden gelmek için ilk gece cinsel ilişkizamanından itibaren kendinize yeteri kadar zaman verin ayrıca sevişme sırasında kadının erkeğinin bedenini tanımasına izin vermelisiniz. İnsan bilmediğinin düşmanıdır, kadın erkeğin bedenini tanıyarak korkularını yenip kendisini daha rahat hissedebilecektir.</p>
<p>Defalarca denediniz ancak hala eşinizle tam cinsel birleşme sağlayamıyorum derseniz <strong>vajinismus merkezi</strong> ile terapilere başlayabilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kocaeli Vajinismus ne kadar sürede tedavi edilir?</strong></span></p>
<p>Vajinismus seansları çiftin durumuna göre 1 seansta da çözülebilir daha uzunda olabilir. Buradaki etmen sorunun sadece kadında olması, kadın, erkek ikisini içeren sorunların olmasına göre değişkenlik göstermektedir.</p>
<p>Sonumut psikoloji olarak 3 seansta vajinismus&#8217;a çözüm sağlıyoruz. Ön görüşmelerimiz ücretsiz olmaktadır, tedavi için uygun şartları taşırsanız arkasından hemen seanslara başlanmaktadır.</p>
<p>Sonumut psikoterapi merkezi ile terapi alan danışanlarımızın gerçek vajinismus hikayeleri okumak için bağlantıyı tıklayın.</p>
<p>Problem tür ve seviyenize göre tedavi süresi farklılık göstermektedir ve tedavi süreçlerini genellemeye çalışırsak 3 farklı zaman diliminde çoğu vajinismus sorunu yaşayanları sonuca ulaştırmış bulunmaktayız.</p>
<p>Terapilerimiz toplumumuzun gelenek ve göreneklerine saygılı, uygun şekilde yapılmaktadır. Klinikte cinsel birleşme gerçekleştirme olayını biz uygulamıyoruz.</p>
<p>Her <strong>vajinismus sorunu</strong> yaşayan bayanın sorunu tektir, aynısı yoktur. Uygulanan tedavi teknikerine, uygulayan terapistlerin tutumlarına, çiftlerin uygulama durumlarına bağlı olarak süresi de değişiklik gösterebilir, bayana davranışçı terapi uygularsınız, ilk haftada sorunu çözer, başka bayana hipnoz uygularsınız 1 günde sorununu aşar, aslında hangi kişiye hangi tekniğin uygulanacağı önem kazanmaktadır.</p>
<p>4-5 yıldan beri tedavi gören çiftler görüyorum. Türkiye’de gitmedikleri terapist, hekim, uzman, <strong>vajinismus merkezi</strong> kalmamış, bu durumda çiftlere de çok büyük görevler düşüyor, tedavide sebat etmek önemli, sonuca ulaşıncaya kadar sabırla çalışmak gerekebilir. Sürekli merkez ve terapist değiştiren çiftlerin beklentileri çok farklı olabiliyor, genelde sihirli bir değnek dokunsun ve sorun bitsin istiyorlar ama öyle sihirli bir değnek dünyada yok maalesef, her işin zorluğu, zahmeti, meşakkati var. Yemek yiyeyim ama hiç çiğnemiyeyim, olmaz ki, yemekten tatmak istiyorsak çiğneme zahmetine katlanacağız.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kocaeli Önerilmeyen Vajinismus Tedavisi Teknikleri Nelerdir?</strong></span></p>
<p>Biz böyle yaklaşımı hastaya/danışana saygısızlık olarak kabul ediyoruz. Danışanın iyiyi kötüden, kötüyü iyiden ayıracak aklı mantığı yok mu? Şimdi benim kendimi padişah yerine koyup: Sakın şuna gitmeyin, şu uzmana uğramayın, o tekniğin kötü olduğunu unutmayın, demeye ne hakkım var ne de yetkim. Vajinismus tedavi danışanlarımız, hastalarımız aklı başında insanlardır ve kendi kararlarını kendileri verebilirler.</p>
<p>Siz değerli <strong>vajinismus danışanı</strong> hangi <strong>uzman</strong>, hangi teknik ya da yöntem kafanıza yatıyorsa gidersiniz, mantığınıza uymazsa gitmezsiniz, isterseniz gider uzmanın kliniğinde, onun gözetiminde ilişkiye girersiniz, isterseniz kabul etmezsiniz, en doğru kararı kendiniz verirsiniz. Buyurun karar sizin.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kocaeli Vajinismus Tedavisinde Ne Zaman Başarılı Olabilirim?</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>3 Seanslık Vajinismus Tedavisi</strong></span></p>
<p>‘Direnç yıkma’ yada ‘Şok tedavi’ : <strong>Vajinismus</strong> sürecinde 3 seanslık terapiye genellikle uzak yerden gelen ve zaman konusunda sorunları olan çiftleri alıyoruz. Bu süreçte 10 yıl, 15 yıl, 20 yıl evli olan ve sorunu olan çiftlerde katılabiliyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>2 Günlük Tedaviler</strong></span></p>
<p>2 günlük tedavilere ise zamanı sınırlı olan, sorunun kökenlerinin derinlerde olmadığı, çözüme daha yakın çiftleri alıyoruz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Bir Haftalık Tedaviler</strong></span></p>
<p><strong>Kocaeli Vajinismus terapisi</strong> için zaman konusunda sorunu olmayan. İşi müsait olan, acelesi olmayan danışanları alıyoruz.</p>
<p>Bir hafta süresinde bedensel, zihinsel, bilinçaltı bütünlüğünü, beraberliğini sağlayacak tedaviler uygulayıp misafirlerimizi uğurluyoruz. Bu üç tedavi şeklinden hangisini uygulayacağımıza beraber karar veriyoruz.</p>
<p>Sorunu çözümünde merkez olarak biz yardımcı oluyoruz ve sonuca ulaşmadan bırakmıyoruz.</p>
<p>Bu işi bizden başka yapan arkadaşlarımızda var. Onlarda çözüme ulaşmada başarılılar, işini güzel yapan herkesi de alkışlıyoruz, tebrik ediyoruz. İsteyene kısa süreli, isteyene uzun süreli tedavi de uyguluyoruz. Biz merkez olarak dünyada ve Türkiye’de uygulanan bütün tedavi tekniklerini uyguluyoruz. Bilmediğimiz uygulamadığımız teknik yok. Siz kısa süreli tedavi de uyguluyorsunuz. Ama kısa süreli tedavileri bazı uzmanlar neden tavsiye etmiyor?</p>
<p>Biz tedavilerimizde birleşme ve uyum sürecini ikiye ayırdık. Cinsel birleşme kısa sürede sağlanırken uyum süreci zaman almaktadır. Kısa sürede cinsel uyum sürecini tamamlamak şimdiki tedavi teknikleri ile mümkün değildir.</p>
<p>Kısa süreli tedavilere karşı çıkan arkadaşlar bu süreçleri birbirinden ayırmıyorlar. Biz kalkıp da 2 saat içinde kişinin bütün psikolojik düşünce süreçlerini değiştirdiğimizi zaten iddia etmiyoruz.</p>
<p>Birincil amacımız cinsel birleşmenin gerçekleşmesi, ikincil amacımız olumsuz psikolojik süreçlerin zamanla değiştirilmesi. Normal şartlarda cinsel ilişki sorunu olmayan çift kaç dakikada cinsel birleşmeyi gerçekleştirir? 2 dakika diyelim, eğer biz 2 dakikada olan ilişkiyi aylara yıllara yayıyor isek yolunda gitmeyen şeyler var ve biz terapistler boşa kürek çekiyoruz demektir. Şimdi biz kalkıp da tek seansta çözülemeyecek kadar büyük sorun olan Vajinismus ” diye nara atarsak, punto çakarsak acaba gelen danışanlarımız için iyilik mi yapmış oluyoruz, yoksa onlara kötülük mü yapıyoruz?</p>
<p>“Sorun o kadar büyük sorundur ki ” Şimdi bu sözü okuyan bayanın bilinçaltı nasıl mesaj alıyor?” Bu da terapistlerin, danışanlarını olumsuz yönde şartlandırması değil mi? Bu sözün ‘sen 1 ay sonra öleceksin’ demekten ne farkı var? Zaten çiftler sorun yaşıyor. İlla terapistimizin dediği gibi sorun uzun zaman diliminde çözülecek Öyle mi? Normal şartlarda 2 dakikada olan birleşme, 2 saatte de gerçekleşir, 2 günde de, yeter ki çiftler hazır olsunlar.</p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Kocaeli Herkes Vajinismus Tedavisine Katılabilir mi?</strong></span></p>
<p>Terapi beraber çalışma, kolektif iş yapma faaliyetidir. Şimdi futbol maçı yapacaksınız, tabii ki beraber çalışabileceğiniz uyumlu kişileri ekibinize alırsınız, iş yerinde de aynı şey geçerlidir, uyumlu çalışacak arkadaşları seçmek.</p>
<p>Her şeye &#8216;para&#8217; gözüyle bakıldığı zaman hayatımızı devam ettirmek, çoğu insana yardımcı olmak adına tabii ki ücret alacağız ama bizim göre paradan daha ziyade iş doyumu önemli, yaptığımız işi severek yapmalıyız.</p>
<p>Kendimi kötü hissettiğim işi yapmak istemem doğrusu, uyumsuz terapist ya da çiftlerle çalışmak tam işkence halini alır zamanla, bize gelen çiftlerle aramızda pozitif iletişimin oluşması önemli, ben çiftlerden pozitif elektrik almalıyım onlarda benden bu sebepten pozitif elektrik alamadığınız insanla rahat çalışamazsınız.</p>
<p><strong>Kocaeli Vajinismus problemi yaşayan kadın</strong> anlatıyor; Hocam vajinismus için filanca uzmana gittik. Adamın yüzünü görünce tiksindim ve verdiği şeyleri uyguladık ama olmadı sorun devam ediyor.</p>
<p>Sevmediğiniz birinin verdiği hediyeyi kabul eder misiniz? Eğer terapiste ısınmadı iseniz lütfen seansa katılmayınız. Bu benim görüşüm tabi, beni bağlar. Bende pozitif elektrik alamadığım çiftleri terapiye almıyorum, başka terapistlerle çalışmalarını tavsiye ediyorum. Bu danışanım ve benim için önemli çünkü olumsuzluk çözümü zorlaştırır. Neden iki taraf hüsran yaşasın?. Yani terapide benimle danışanlarım arasındaki UYUM önemli, bir dersin hocasını severseniz dersi de seversiniz, hocayı sevmezseniz dersi de sevmezsiniz, aynı şey terapist için de geçerli. Terapisti severseniz terapiyi de seversiniz, sevmezseniz terapiyi de sevemezsiniz. Isınmadığım insanları başka terapiste yönlendirebilirim.</p>
<p>Eşler arasındaki uyum ikinci kuralımız. Eşlerle beraber ve ayrı ayrı görüşüyoruz, eğer çiftler uyumsuz ise, aralarında huzursuzluk varsa, ayrılmayı düşünüyorlarsa yine terapiye almıyoruz ve genellikle çiftleri beraber alıyoruz.</p>
<p>Karı-kocanın vajinismus seanslarına beraber katılmasını arzu ediyoruz ve eşin haricinde birinci dereceden de olsa anne, baba gibi yakınları seansa almıyoruz, bekleme salonunda bekletiyoruz.</p>
<p>Çiftlerin terapiyi birlikte istemeleri çiftler adına hayati önemli, <strong>vajinismus problem çözüm</strong> sürecinde bazen erkek ister bayan istemez, bazen de <strong>bayan</strong>ister <strong>erkek</strong> istemez.</p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Kocaeli Vajinismus tedavisi ücreti ne kadar?</strong></span></p>
<p>Vajinismus tedavi ücretleri uygulanan tekniğe göre, uzmanın tecrübesi, meslekteki uzun tecrübesine, sertifikalarına göre, değişiklik göstermektedir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">RANDEVU TELEFONLARI:</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Sabit: (262) 332 18 41</span></strong><br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Cep: 0530 7997341</span></strong></p>
<p>Kocaeli Kariyer Polikliniği Kocaeli Merkezli Bir Bireysel Koçluk &#8211; Psikolojik Danışmanlık – Aile Danışmanlığı Merkezi olup, Türkiye’de 14 ilde şubesi ile hizmet vermektedir. Randevu almak için lütfen arayınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://kocaeli.aileevlilikpsikologu.com/psikolog/kocaeli-vajinusmus-tedavi-merkezi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
